“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

7 Nisan 2011 Perşembe

Hiç düşündünüz mü yavrularınız ayaklarınızın altından neyi görüyor?

Kara kuzum anaokulunda her  gün yeni bir hadis öğreniyor. Dün işten geldim ayaklarımı uzatıp oturmuştum. Kara kuzum geldi ayaklarımın altına bakıyor. Anneciğim  Cennet şimdi burada mı dedi.Ne anlatmalıydım şimdi....Acaba Cennet ordamıydı?
Ama çok düşündürdü beni inanın. Peygamberimiz.S.A.V boşuna da dememişti bunu. .Acaba benim ayaklarımın altında ne görüyordu.Ne mutlu Cennet ayakları altında olan annelere ve çocuklarına…
Anneciğim bu hadis annelere hürmetin, saygının ne kadar önemli olduğunu ;Anne babayı razı eden Allahü Teala'yıda memnun ve razı etmiş olduğunu ;annelerin çocukları için her şeyi , canını bile verebileceğini ,annenin çocukları üzerinde hakkının ,emeğinin çok olduğunu; annelerin yemeyip yedirdiğini ;giymeyip giydirdiğini anlattım. . Acaba gerçekten Cennet neredeydi?Sizce  her annelerin ayakları altına Cennet varmıydı.Hayırlı evlat beklemenin yolu hayırlı anne olmaktan geçer.Sadece doğurmakla her istediğini almakla ,yemeyip yedirmekle .giymeyip giydirmekle de olmazdı tabi.... Çocuğun manevi açlığını doyurmak çok önemliydi...Çocuk sahibi olmak veya olmamak bizim elimizde değil, ama nasıl bir anne olacağımız bizim elimizde değilmidir.?
Birgün, cennetin annelerin ayakları altında olduğunu ashabına anlatan resulullah'a s.a.v. biri der ki:
ya resulullah! günlerden öle sıcak bir gün idi ki eti kumların üzerine atsan pişecek derecede sıcak bir zamanda annemi sırtımda iki fersah uzaklıkta bir yere götürdüm..
acaba ben çektiğim o sıkıntıya karşılık annemin hakkını ödemiş miyimdir?
resulullah s.a.v şöyle buyurur:
o yaptığın şey belki annenin çektiği sadece bir doğum sancısına karşılık gelir... (belki diyor o da karşılamayabilir) 
 Sevgili Hatice Yıldızın  bir yazısında bahsettiği gibi Acaba hangi annelerin ayakları altındaydı CENNET.

''Zina sonucu doğurduğu bebeğini aç susuz, canlı canlı çöp torbasına koyarak çöp konteynırına atan annenin mi ayakları altındadır Cennet?
Basit dünya istekleri sonucu aile içi kavgaları bahane ederek minicik bedenine her türlü şiddet ve dayağı layık görerek üzerinde sigara söndürdüğü bebeğini hastanelik eden annenin mi ayakları altındadır Cennet?
Ve kendisini, komşusu ile gayri meşru ilişki içindeyken gören çocuğunu tarlaya gömüp sonra bütün ülkeyi yalan gözyaşıları ile kandıran annenin mi ayakları altındadır Cennet?
Daha rahat bir hayat yaşamak, kariyer sahibi olmak için ya da hayattaki çocuğunun lokmasını paylaşması korkusu ile çoğu kez babadan habersiz daha cenin halinde iken bebeğini parçalatırken her bıçak darbesinde bebeğinin çığlıklarını duymazlıktan gelen vicdansız annenin mi ayakları altındadır Cennet?
Elbette değil. Çünkü bu kişiler anne değil insan bile olamazlar ki ayakları altında Cennet olsun Emin yerde annenin kanıyla beslenen bebek dünyaya gelir gelmez bir başka mucize ile karşılaşır ki bunun keyfini, zevkini anlatabilmek mümkün değildir. Bir annenin bebeğini ilk emzirişi kadar güzel ve huzur verici bir şey yoktur bu dünya da. Ancak öyle anne(!)ler var ki yaratılış sebebi bebeklerini doyurmak olan bir çift uzvunu güzellik nişanesi sayarak bebeklerini emzirmek istememektedir. elimizdedir. Ya cenneti ayaklarımız altına sereceğiz çocuklarımızı davet edeceğiz. Ya da…....
Ne mutlu Cennet ayakları altında olan annelere ve çocuklarına…
 

5 Nisan 2011 Salı

Pratik kurabiye

 Hem  hamuruna şekil vermekte  zorlandığım için hemde   katı yağ  kullanıldığı için Karakuzum çok sevsede  kurabiye benim için hep içinci planda kalmıştı.Taki Sevgili Aslıhan arkadaşımın tarifini yapana kadar.  Ne kolay bi şey böyle.Hemen yaptım ve hamarat arkadaşlarım  Hilal ve Aslıhan 'a ikram ettim. Bazıları çok pişmiş görünsede tadı gerçekten un kurabiyesi  gibi. Ama biraz şekler ekleseydim üzerinide pudra şekeriyle süsleseydim daha güzel olacakdı ama yine de güzeldi. Gelelim tarife çok basit dedimya tam benlik:)
  • Bir poşet Krem Şanti (Kutu içinde 2 tene oluyor sadece biri kullanılacak)
  • 1su bardağı sıvı yağ
  • 3 su bardağı un
  • üzeri için pudra şekeri
Önce sıvıyağla krem şanti iyice çırpılır.Sonra un ilave edilir .(isteğe göre3-4 kaşık  gibi şeker konulabilir )Şekil verilip 170 derecede fırına sürülür. Aman dikkat benimkiler gibi bazıları fazla pişmiş olmasın :)
Nasıl ama çok pratik değilmi.? Karkuzum sevdi.tabi bizde. Bir daha ki sefere kakaolu krem şantiyle deneyeceğim.Aslıhan'cığım tarifin için  teşkkür ediyorum.

25 Mart 2011 Cuma

Seni hiç unutmayacağız güzel insan !

MEKANIN CENNET OLSUN...

Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin helikopter kazasının yaşandığı Kahramanmaraş'a gitmeden önceki Sivas'taki son gecesini anlattı. Kendisinin Ankara'da olduğunu ancak Sivas'tan bağımsız aday olarak giren eşinin seçim çalışmalarından ötürü Sivas'taki evlerini kullandığını anlatan Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin gece saat 12'den sonra özel aracına binerek yanındaki şoförüyle tüm Sivas'ı dolaştığını aktardı. Aracı kendisinin kullandığını dile getiren Yazıcıoğlu, gezi sırasında Türk sanat müziği dinlediğini ifade etti.
Sivas'ı cadde cadde, sokak sokak iki saat boyunca gezdiğini dile getiren Yazıcıoğlu, eşinin son gecesini şoföründen dinlediğini belirterek şöyle devam etti: "Daha sonra kaldığı eve gelmiş. Belki çok az uyumuş ya da uyumamış. Kalkıp teheccüd namazı kılmış. Namaz kıldığı seccadeyi, sonra yanına dürerek bırakmış. Ardından o gece rahleydeki Kur'an'dan Rahman süresini okumuş ve Kur'an-ı Kerimi Rahman süresini açık olacak şekilde açık bırakmıştı.
Kullandığı odayı, itinalı bir şekilde düzeltmiş. Tüm eşyalarını valizine koymuş. Ankara ve Sivas'taki evin anahtarını, sanki o eve bir daha dönmeyecekmiş gibi valize koyarak kapıyı çekmiş. Anahtar evin içinde kalmış. Hayatını kaybettikten sonra eve, evin bakımını üstlenen kişiden aldığımız anahtar ile girdik. Ev çok itinalı ve düzenliydi."BURADAN yazının devamını okuyabilirsiniz.

 Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

Muhsin YAZICIOĞLU

24 Mart 2011 Perşembe

Kara kuzudan inciler

 
Hani bazı insanların çene yapıları farklıdır ya... İşte babamızın da çenesinin tam ortasında bir çizgi var bu nedenle Kara kuzuya bir konuşma esnasında  babanın çenesi çatal çene demiştim. Bu  konu nerden çıktı hatırlamıyorum   ..............
Aradan bir kaç ay geçti; ben unuttun tabi bu  bu çatal çene olayını  .Geçenlerde  Kara kuzum ''Anne ben kaşık çene miyim?'' diye sorunca ilk başta  anlamadım aradan bir  5-10 dk geçti. Jeton düştü  bende. Baya   bir güldüm tabiii.
Evet kızım baban çatal çene,sen kaşık çene  bende kepçe çene...
Her çene mevcut bizim evde....:)

23 Mart 2011 Çarşamba

Çeşitli salavâtlar ve özellikleri

1- İbrâhimiyye salavâtı
(Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli Ibrâhîm ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhamed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme fi'I- âlemîn inneke hamîdün mecîd).

"Allah'ım! Hz. İbrâhim ve Ehl-i beytine rahmet eylediğin gibi Muhammed'e ve Ehl-i beytine de rahmet eyle. İbrâhim ve Ehl-i bey-tini mübarek kıldığın gibi Hz. Muhammed'e ve Ehl-i beytini de mübarek kıl. Şüphesiz sen hamde lâyıksın ve yücesin".

İmam Mâlik, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî gibi hadis âlimlerinin eserlerine aldıkları ve "İbrâhimiyye" adıyla bilinen bu salavât-ı şerîfe en önemli salavâtlardan biridir ve çokça okunmalıdır. İmam Nevevî ve diğer bazı âlimler, İbrâhimiyye salâvâtınm en üstün salavât şekli olduğunu belirtmişlerdir. Buhârî, el-Edebü'l- müfred'inde (hadis nr. 641), bu salavâtla ilgili olarak Hz. Peygam- ber'den nakledilen şöyle bir rivayete yer vermektedir: "Kim bu salâtı okursa, ona kıyamet günü şehadet ve şefaat ederim". Bunu bin kere okumanın, Efendimizi görmeye vesile olacağı da söylenmiştir (Süleyman Uludağ, "Delâilü'l-hayrât", DM, IX, 113; Buhârî, "Enbiyâ", 10; Tirmizî, "Vitr", 20; Darîmî, "Salât", 85; Mâlik, el-Muvatta, I, 165; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 162, 199; III, 74; IV, 118-119; Nebhânî, Efdalü's-salavât, s. 56).

İmam Nevevî, bu salâtın, Buhârî ve Müslim'in sahihlerinde yer aldığı için diğerlerinden daha üstün olduğunu belirtmiştir. Hz. Pey- gamber'e en üstün bir lafızla (ifadeyle) salâtü selâm okuyacağına yemin eden bir insanın bunu okuması halinde yemininin yerine geleceği de söylenmiştir (Nebhânî, Efdalü's-salavât, s. 59).

HABER 7.COM 'dan alıntıdır.

18 Mart 2011 Cuma

Hayırlı Cumalar

Öyle bir gün hayal edelim  ki;
'' Efendimiz önde bizler arka safta durup Rabbimizin nurceamlini seyredelim..Tam gözlerimiz dolmuş ağlayacakken......Artık sizn için gözyaşı yoktur,bu gün mutlu olma günü denilse......
.Rabbim Peygemberimizin yüzü suyu hürmetine bizleride  o mutlu günde ailmizle sevdiklerimizle  mutlu olan insanlardan eylesin inşallah...(Amin)
Dualarda unutulmamak dileğiyle Hayırlı Cumalar

9 Mart 2011 Çarşamba

Bize nazar mı değdi ne:

Bloğların kapatılmasından mıdır nedir içimden hiç yazmak gelmiyor. Yazacağım  şeyler birikmesine rağmen hevesim baya kırıldı..... Kızıma küçük bir anı olması için çıkmıştım  bu yola ama nerde son bulur bilemiyorum

 Karakuzumun kolu 2 haftadır alçıda.Neden mi?Annemin rahatsızlığından dolayı baya bi hastanelerden koştururken kızımı biraz ihmal ettim. Okulda arkadaşı Samet'le  oynarken düşmüş baya bi ağlamış akşam eve geldiğinde anne kolum acıyor ,düştüm dedi. Hiç önemsemedim sadece krem sürdüm masaj yaptım geçeceğini düşündüm. 3 gün böyle sürdü. Baktım geçeceği yok doğru doktora gittik. Flim çekildi. Kolunda kırık var deyince doktor çok şaşırdım kafamdan kaynar sular döküldü desem yeridir.. Hiç beklemiyordum.Çünkü çok az bi şişlik vardı .Hemen alçıya alındı. Karakuzum 3 gündür kırık koluyla  okula gitmişti. Nasıl içim açıdı. Doktor bey neden biz kırığı bilemedik,ya kendi kendine kaynasaydı  dedim
Çocuklarda ki kırıklar büyüklerdeki gibi olmaz,.yaş bir dalı düşün ; kırmaya çalışsak sadece eğeriz ama kuru dal çat diye kırılır dedi. Eğer kendi kendine kaynasaydı bir zorlama esnasında yine aynı yer kırılır ve çok ağrı yapardı dedi. Aman arkadaşlar siz siz olun çocuğunuz düştüğünde acıdığını söylemişse hemen doktora götürün ihmal etmeyin.Şükür şimdilik iyiyiz tek sıkıntımızın sağ kolumuz olması.Ama alıştık artık. Çalışan annenin çocuğu olmak bu kadar zor işte. Bırakacak yerimiz olmayınca okula devam etmek zorunda kaldı...Böyle durumlarda eş dost,akraba  anneanne, babaanne aranıyor.Ama bu koskoca şehirde  Dursun teyzemiz den (eski bakıcımız)dan başka kimsemiz yok ..Arada onada bıraktım sağolsun.....

Dün akşam yemek hazırlarken Karakuzum anneciğim Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun diyerek bu hediyeyi verdi bana . Okulda hazırlamışlar. Çok mutlu oldum.Ama babamız hatırlamadı nedense. Gerçi hiç bir şeyi hatırlamaz ki bunu hatırlasa....Bir elde onun vermesini isterdim. Ama nerdeeeeeee...
 Sonunda beklenen kar geldi. Ve  şu anda Mart gerçekten kapıdan baktırıyor. Eğerehafta sonu alçımız çıkarsa Karakuzumla kardanadam yapacağız. Havuç,zeytin hazırlandı bile...Gerçekten zaman o kadar hızlı akıp gidiyor ki kendimi çok yaşlanmış hissediyorum. Hiç bir şeyde hevesim kalmadı. r.Karakuzum öyle Hamzanın gelmesi için dua ediyor. Anneciğim Hamza neden gelmiyor ,yoksa sen dua etmiyormusun? deyince söyleyecek söz bulamadım. Dedim ya kendimi yaşlanmış hissediyorum hiç koşdurmacaya takatim yok ne yapacaz bilemem.:)

7 Mart 2011 Pazartesi

Yıldızlar birer birer kayıyor.

 Konya  dün Tahir Hocasını ebedi yolculuğuna uğurladı.Acımız  gerçekten büyük..Kapu Camisinin aziz cemeati...  diye söze başlar .Akif'ten Mevlana'dan   bahsederdi .Osmanlı'nın manevi değerlerine sahif çıkardı.Bizim Allah'ımız var,Peygamberimiz var derdi. Cemeatine güç verirdi.Biz  onu çok sevdik,unutmayacağız.Rabbim merhametini ,rahmetini üzerinden eksik etmesin. Cemaliyle şereflendirsin..Bizler senden razı idik. Rabbimde senden razı olsun.Mekanın Firdevs Cenneti olsun  HOCAM.

Tahir Büyükkörükçü kimdir?

Ömrünü İslama adayan Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi, 1925 yılında Konya'da doğdu. Konya'nın Meşhur hocaefendilerinden Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu Hoca'dan Hadis dersleri aldı. Hayran olduğu Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretlerinden de manevi ders alan Tahir Büyükkörükçü, askerlik dönüşü, eski garaj civarındaki Boncuk Camii'nde imamlığa başladı. Çeşitli camilerde verdiği vaazlara ilgi her geçen gün arttı. Zamanın Diyanet İşleri Başkanı Ahmed Hamdi Akseki'nin Konya'ya gelişinde vaazını dinlediği Tahir Hoca, prosedür gereği yapılan bir imtihanla 1951 yılında Konya merkez vaizliğine tayin edildi. 1965 yılında da Konya müftüsü oldu. Yedi yıla yakın devam eden müftülük döneminden sonra kendi arzusu ile tekrar kısa bir süre vaizlik yaptı ve 1973 yılında emekliye ayrıldı. 1977 yılında Milli Selamet Partisi'nden Konya milletvekili olarak Meclis'e girdi. 12 Eylül darbesinde tutuklandı; 'İslâmî esaslara dönülmesini ve İslâmî devlet kurulmasını istediği' iddiasıyla askeri mahkemece yargılanarak, 11 ay cezaevinde kaldı.
Başta Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretleri olmak üzere Lâdikli Hacı Ahmed Efendi, Hacı Veyis Zade Mustafa Efendi, Muhammed Harrani Hazretleri, Musa Topbaş Efendi, Muhammed Zahid Kotku Hocaefendi, Mekkeli Üstad Muhammed Alevi Maliki, Yahyalılı Hacı Hasan Efendi, Necip Fazıl, Ali Ulvi Kurucu Hocaefendi, Havlucu Ahmed Efendi, Konyalı Dişçi Mehmed Efendi gibi alimler Tahir Büyükkörükçü Hocaefendiyi ziyaret edenler arasındaydı.
CİHAN   -   05.03.2011 - 11:31

17 Şubat 2011 Perşembe

Mutluluğun formülü 40 ayette saklı :


1- İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.
2- Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
3- Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
4- Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
5- Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
6- Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.
7- Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.
8- Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.
9- Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
10- Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.
11- Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.
12- İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
13- Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.
14- Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.
15- Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.
16- Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.
17- Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.
18- Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla
19- Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
20- Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
21- Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.
22- Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
23- Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.
24- Saff 2: Yalandan uzak dur.
25- Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.
26- Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.
27- Al-I İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.
28- En'am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.
29- En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.
30- Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.
31- Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.
32- İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.
33- İsra 23: Anne ve babana 'üff' bile deme.
34- Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.
35- Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını Kabul et.
36- Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.
37- Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.
38- Necm 3: İnanma duygunu diri tut.
39- Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme
40- Fatiha-1: Alemleri ve seni yaradan Rabbine daima teşekkür ve hamd duygularıyla dolu ol...

14 Şubat 2011 Pazartesi

"Muhammed kokulu gülün hatrına; Yarabbi! Bu alemi affet..."


Avuçlarin açildigi, gözlerin yasardigi, ilahi esintilerin kalpleri oksadigi anin bir asra bedel oldugu bu gece dualarda birlesmek dilegiyle kandilinizi kutlarim.

O gece save gölü mucizeyle kururken
Kisra saraylarında sütunlar savrulurken
Arzdan arşa alemler rahmetini bulurken
O gece sendin gelen Ya Hazreti Muhammed!
                    (Mehmet Emin Ay)

10 Şubat 2011 Perşembe

Karaman usulü Batırık


 Bir Karamanlı olarak benim her gün yesem bıkmadığım ve çay saatlerinde sık sık yaptığım alternatiflerimin başında gelir. Ama çorbası herkesin damak tadına uygun gelmeyebilir ....Hatırlıyorumda Erzurum da ünv   okurken  arkadaşlarıma  yaptığım da  tahini baya bi aramıştım.:)Adının Batırık olması   komik gelmişti onlara. Değişik tat arayanlar için  mutlaka deneyin  derim.
  • 1veya 1,5 Su bardağı tahin
  •  Kuru soğan
  •  domates ve salatalık
  • domates salçası
  • biber salçası
  • 6-7 adet yeşil soğan(isteğe bağlı)
  • maydanoz 
  • Yarım su bardağı limon suyu 
  •  tuz 
  • 1.5 tatlı kaşığı kırmızı biber 
  • Kişi sayısına göre 1 çay bardağı köftelik bulgur
  • yarım çay bardağı zeytinyağı
  •  nane 
  • Köftelik bulguru ıslatmak için kaynar su
Yapılışı:
Bulguru derin tepsiye koyup kaynar  su ile ıslatıp kapağı kapatıp 15 dk bekletin.Tüm sebzelerimizi yıkayıp ,hazırlayalım.Tahini küçük bir teflon tavaya alıp hafif kavuralım,Soğanı ince ince kıyın.Yeşil soğan ve maydanozu ince ince kıyın.Domateslerin  küçük küçük doğrayın.Bulgura kuru soğanı,salçayı,domatesi, kırmızı biberi katıp yumuşayana kadar yoğurun.Tahini katıp tekrar yoğurun.Yeşil soğan,maydanoz,tuz ve limon suyunu katıp karıştırın.Şimdi istediğiniz şekli vererek marulla yiyebilirsiniz. Yani birazını köfte şeklinde birazını da çorba şeklinde yapıyoruz.soğuk suyla sulandırın.Tamamını sulandırmak için 5-6 bardak su ekleyin.Ekşiden hoşlanıyorsanız nar ekşisini ekleyin.Çukur tabağa aldığınız  sulu batırığı ince kıyılmış marul veya lahana ekleyerek servis yapın.Yazın soğuk suyla akışın ılık suyla sulandırılır.Kısaca her şey çiğden sadece tahin biraz kavruluyor o kadar .
 Bu tarifin özelliği tüm sebzelerin en ince boyutta ve küçük boyutta doğranmasıdır.Salatalıklar cacıklık,domatesler minik küp,biber, taze soğanlar,nane maydanoz,marul ince kıyılmış hazırlanır.
Sulu çorbanın içine ince doğradığımız salatalık ve tekrar domates doğranır. İnce kıyılmış marul atılır. Bide isteğe göre haşlanmış beyaz lakana atılır. Annem bulguru ıslatırken  haşlanmış lahananın suyundan da
 biraz dökerdi. Sanki öyle daha bir lezzetli oluyor. Birde köftelerin üzerine isteğe bağlı olarak  nar ekşiside dökülebilir
Afiyet olsun.

Hayat bir varmış,bir yokmuş

Koskoca sitede kendimi o kadar yalnız hissederken  nihayet istediğim gibi bir komşum olmuştu  olmasına  ama sorunlu bir evliği  olduğundan, aldatıldığından  bahsederdi. Hep anlattığı şeylere inanmak istemezdim. Biraz abarttığını düşünürdüm.Boşanmaktan hiç  bahsetmetmezdi..Erkek çocuğum olsa bu evliği 10 yıldır sürdürmezdim kız çocuğuyla boşanmak  bu toplumda çok ağır derdi.Ne olduysa olmuş bir aydır annesinde kalıyordu. Hafta sonu  helalleşmek için  kapımı çaldı. Elinde 3-4 poşet  vardı. Kız için bira z eşya eşya almaya gelmiş.Gözleri ağlamaktan kıpkırmız oldu.Kızım babasını artık göremeyecek,okulda babası ne iş yapar dediğinde ne iş yaptığını bile bilmeyek,inş benim yaşadıklarımı kızım yaşamaz diye ağladıkça ben  eridim  bittim. Bu erkeklerin neden aldattığını  ,neden yuvasını dağıttığını anlayamadım. Sonuçta  eşinin altatığı kişilerde  bayandı. Hafta içi eşyaları alacağını ve anlaşmalı olarak bir celsede boşandıklarını anlattı. İnanamadım bir türlü. Gözlerim doldu.Ortada  27 yaşında bir bayan ve 6 yaşında bir kız çocuğu vardı.
Kızını psikoloğa götürdüğünü ve psikoloğun eşyalar taşınırken kızınında görmesini yoksa hep o evi odasını hayal edeceği söylemiş. Nasıl dayanakdı o çocuk kalbiyle buna...Bana :Allah aşkına komşum  ben çirkinmiyim, evime mi bakmıyorum kızıma mı . Ama benimle hiç ilgilenmiyor.Hep cam kenarından yolunu beklemekle mi sabahı  edeceğim. Artık dayanacak gücüm yok ayrılmayı ben istedim oda hemen kabul etti dedi. Diyecek bi şey bulamadım. Artık olan olmuştu her şey bitmişti...
Dün akşam işten eve geldiğimde  kapıda  karşılaştık  Sadece kızının odasının eşyalarını taşıtıyordu. Küçük kızda anesine yardım ediyordu. İçim cız etti. Ben bile dayanamazken  güçlü olması için teselli veriyordum.Nihayet çocuk odasında hiç bie eşya kalmadı.  Odanın içinde bir köşeye kızının oyuncak bebeğini ,solona da yine kızının  terliği ile  sandalyesini bıraktı.Buzdolabının kapağında  da kızının yaptığı resimler vardı.Bunları bilerek bırakıyorum bi kızı olduğunu unutmasın içi biraz erisin dedi.
Boşanmak ne kadar zor bir şeydi öyle. İnsan evine  eşyalarına alışmış ken  her şeyi öylece ne bırakıp gitmek ne zor bi şey. Annesi bi köşede  mazlum mazlum bakıyordu. Daha kadıncağız eşini kaybedeli yaklaşık üç ay falan  olmuşken şimdi bide kızının yuvası yıkılmıştı. Ana kız  artık birlikte mücadele vereceklerdi
Evet insan çocuğunun tahtını yapıyor ama malesef bahtını yapamıyor.
Bir an kendi evliliğimi gözden geçirmeye başadım. Hiçbir sorunumuz yokken bazen efden püfden şeyleri ne kadar büyütüp birbirimizi kırıyorduk.....Bende  büyük konuşmayayım ama aldatılmayı kabullenip affedemezdim...
Yolun açık olsun Komşum. Rabbim  kızının bahtını açık etsin. Tabi seninde....Keşke daha uzun komşu kalabilseydik.......

8 Şubat 2011 Salı

Dikiş çalışmamız:)

Halı kaydırmazdan Kara kuzunun dikiş çalışmasını nasıl buldunuz.Biraz karışık değil mi?.Ama kızımın çok emeği var   bu parçada:-).Önce keçeliyle bir çizgi çizildikten sonra  üzerinden gitti.O çok sevdi bu işi ama banada ipliği  iğneye takmaktan ,  ucuna düğüm atmaktan gına geldi. Gittim bi etamin iğnesi aldım deliği büyük olanlardan rahatladım şimdilik :) Bunun gibi üç parça daha yapıldı.Markete girince gözüm  bu aralar halı kaydırmazlarda  işçiman bi kızım olunca .....
Buda halı kaydırmazın arkadan görünüşü.Biraz acemi işi oldu ama diğer parçalara değişik çizimler yapıp renkli iplerle süsleyeceğiz. Bunuda hatıra olarak saklayacağız artık.Kızımın ilk çeyizi:)

4 Şubat 2011 Cuma

Geri dönüşüm

Gerçekten basit  ve kullanışlı bir geri dönüşüm ve de çok hoş gözüküyor değil mi?

3 Şubat 2011 Perşembe

ELİF GİBİ YALNIZ OLMAK


Bir elif gibi yalnızım...
Ne esrem var ne ötrem...
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne bana ben katan bir şeddem var...
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında...
İşte böyle....
Bir okuyan bekledim,
 Bir hıfz eden belki...
Gölgesini istedim bir dostun, med gibi...
Sızım elif sızısı.....

Elif olmak zordur...
Çünkü elif olmak;
Yuvarlak bir dünyada dik durman,
Dik ve önde,
Belki acıyla
Ama vazgeçmeden durmanın,
Dünya ne kadar dönerse dönsün
Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak...
Kaç silah varsa elife çevrilir!
Elif hep olduğu yerdedir...
Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir!
Zordur elif olmak...
Elif olmak hep vurulmaktır!
Elif olmak yalnızca elif olmaktır...
Ne B, ne T, ne S
Elif...

Yalnızca Elif...
Elif demeden hiçbir şey denilemez

Ben elif dedim
Artık her şeyi söyleyebilirim...

  MEVLANA İDRİS

2 Şubat 2011 Çarşamba

Dolaplara ara raf yapılır:)


Fayanslara derz dolguydu ,duvar boyasıydı derken  geçen ay mutfak dolaplarına el attım. Komşum yaptırmıştı  benimde ihtiyacım vardı.İnternette ev düzenlemesiyle ilgili  gezinirken bunun hiçte zor olmadığını gördüm. Pasta çörekle pek aram olmasa da böyle işlerle uğraşmayı seviyorum.  
Ölçüyü aldım doğru Praktikere gittim.Ölçüye göre 2 raf kestirdim .Raf çivisi ve kenar kaplamasını da aldıktan sonra  eve geldim.Önce ütüyle kenarlarını kapladım. Gerekli ölçümleri yaptıktan sonra   dolabları boşattım eşimden yardım bekleme  başladım.Bi çivi çakma işi kaldı  ama hiç oralı değil . Bir gün böyle dağınık bekledim. İş başa düştü . Aldım elime keseri çaktım çivileri .Bayada  hoşuma gitti.Bardaklar için 2 raf  oldu 4 raf .... 
Baktım ki bu iş o kadar zor değil hazır elim alışmışken  tabak bölümüne de el atmak için tekrar koştum Praktikere.Böylece günlük kullandığım yerlere daha çok  şey koyabildim.
Sırada gardolabım ve  ayakkabı dolabım var.:)

31 Ocak 2011 Pazartesi

Nihayet kar yağdı

Evet t uzun bir aradan sonra beklediğimiz kar gelmişti..Hafta sonu  etraf bembeyaz örtüyle kaplanmıştı.Kara kuzunun "Anneciğim ellerimin kara değmesini çok istiyorum" demesine  dayanamayıp çıktık dışarıya......     Evet haklıydı neredeyse  2-3 yıldır kara adım atmamıştık. Sitenin bahçesi çocuklar doldurmuştu bile.. . Kara kuzum  kardan adam yaptı,kartopu oynadı,şarkılar ,tekerlemeler söyledi çok eğlendi ve  günün anlam ve önemini  "geçirdiğim  en güzel günlerimden biriydi " diyerek  özetledi:)
En sevdiği arkadaşı olan Damla'mız taşınmamış olsaydı daha bi keyif alacaktı oynamaktan ama ....Bizde ana -kız takıldık  bu sefer....

Kar yağıyor
Karga bağırıyor,
Annem çörek pişirdi
Bizi  çağırıyor.
(Ah anneciğim ah keşke ben çocuk olsaydım da sen bizi  çağırsaydın ah...Ne zaman bu yaşa geldim anlayamadım. )

26 Ocak 2011 Çarşamba

Kağıt tavuk animasyonu

Çocuklar için inanın çok eğlenceli bir oyun. Biraz önce denemesini yaptım.Ben bile çok eğlendim.
Sizde denemek için  buraya buyurun. Çizdiğim tavuk güzel olmadı  ama gayet hızlı yem yiyordu.Böyle yemeye devam ederse et tavuğu olacak bir günde :)

4 Kareden bir Panço




Hem çok kolay hem çok şık  ayrıntılar için buraya

25 Ocak 2011 Salı

Lüften ALLAH'IM


Dün akşam Karakuzum benimle namaz kılmak istedi. Beraberce hazırlandık durduk namaza Hızlı hızlı kılıp bitirdi . Ellerini açtı  başladı sesli dua  etmeye. Bir kulağım onda olduğundan bende  baya zorlandım namazda  gülmemek için .İşte Karakuzumun duası:
Allahım bir kardeşim olsun istiyorum.
Açık tenli olsun..
Saçları kahverengi olsun...
Gözleri mavi olsun..
Lütfen Allahım bi kardeşim olsun......
Dedemi ,sakallı dedemi,annanenmi,babaannemi halamı ,amcamı kadiri ,annemi,babamı affet Allahım.
Amin..

Şok Rapor

Evet gerçekler ortaklar çıkmaya başladı . Kimse kaza deyip işin  işinden çıkamaz. Yapanlar mutlaka  bu dünyada da hesabını vermeli...

BBP lideri Muhsin Yazıcı-oğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu tamamladı.
Raporda, helikoptere ait bazı parçaların Özel Kuvvetler ve Jandarma timleri tarafından kaza mahallinde yakılarak imha edildiğine dikkat çekildi..
Ancak çalışma sırasında varlığı ilk kez tespit edilen bazı hususlar şöyle sıralandı: "Helikopter enkazından, helikopterin kaza öncesine ilişkin irtifa ve güzergah gibi kaza nedeninin belirlenmesine yardımcı olabilecek ilave uçuş bilgilerini sağlayabileceği değerlendirilen ARGUS 5000 CE ve SKYMAP IIIC GPS cihazlarının kaza mahallinden yok olması/çalınması. Pilot ve yolcuların kanlarında sebebi açıklanamayan yüksek oranlarda karbonmonoksit gazı bulunması ile adli tıp uygulamalarındaki bazı düzensizlikler ve pilotun sağlık durumu hakkında tespit edilen bazı yeni bilgiler. alçaktan uçtuğu düşünülen bazı hava araçlarının kaza anı ve mahallindeki hareketliliklerinin varlığı ve yukarıda bahsedilen cTranspondeihazların kaza mahallinden yok olması/çalınması." Söz konusu bulgularla birlikte cumhuriyet savcılığının olayı araştırması istendi. Yeni bir araştırma kurulu oluşturulmasına da yer olmadığı kaydedildi. Raporda arama-kurtarma faaliyetlerinin yürütülmesi esnasında önemli eşgüdüm sorunları ile ciddi düzeyde ihmal ve eksikliklerin tespit edildiğine de vurgu yapıldı.
                Zaman Gazetesi 25 Ocak 2011 
                      
Mekanın Cennet olsun.

24 Ocak 2011 Pazartesi

Hediyelerim


 Aralık ayında Konya Blogger Buluşması yapılmıştı.Katılamamıştım.Sevgili komşum   Hilal  bende bir hediyen var deyince çok şaşırdım. İlk başta komşumdan sandım.:)Komşumada  hediyemi bana ulaştırdığı için ayrıca teşekkür edrim.
Sevgili İffetin Günlüğü  beni unutmamış. Hiç tanışmamış olmamıza rağmen .Çok duygulandım çok.... Canım bu ince düşüncenden dolayı teşekkürler.Hediyemi çok beğendim. Mutfağımda yerlerini aldılar.En kısa zamanda yüz yüze görüşmek dileğiyle.Seni çok öpüyorum..

Fermuarlı Nevresim Takımı

 Fermuarlı yorgan'ı görür görmez bayıldım. Daha önce kızıma battaniyeden tulum tasarlamıştım.Böyle bi şey hiç aklıma gelmedi doğrusu.. Dikiş bilenler için çok kolay bir şey.  Bu nevresim takımı İkea'da satılıyormuş ama  İkea  Konya'da  yok  maalesef.Hazır bir nevresim takımına  uzun bir   fermuar  dikil dimi iş tamam.

Gerçi deli yatan çocuklar için bu yorgan  çözüm olurmu bilmem ama denemekte fayda var:)

19 Ocak 2011 Çarşamba

Yerli Malı

 Bu gün öğle arası  kızlarla imece usulü yaptığımız keyifli yerli malı kutlamamız. Arkadaşlar ellerinize sağlık  hepsi çok güzeldi..

Seni yaratan Rabb’inin adıyla oku!”


 “Bismillahirrahmanirrahim. Rabbi yessir vela tuassir Rabbi temmim bil hayr. “diyerek aldık Elifba'yı elimize  ve nihayet dün  Kuran-ı Kerim'i okumaya geçiş yaptık. Yine Peygamber Efendimizin bir sözü daha vardır ki, : “Çocuklarına Kur’an öğreten anne-babaya cennette taç giydirilir.”Canım yavrum sana öğretmenlerinle beraber    bir  taç giydirdik. İnşallah Kuran-ı Kerime olan bu muhabbetin ömür boyu sürer de sende bizim taç giymemize  vesile olan  Nur'umuz olursun .
Anne ve baba olarak senden istediğimiz hediyemiz olan bu Kuran-ı Kerimi  bir satır bile olsa her gün  açıp okumandır.Bu alışkanlığın oluşması için elimden geleni yapmaya çalışacağım.Bizim tek hazinemiz sensin. 
Anlamını beğendimiz için adını  Beyza Nur koyduk . Amel defterin  adın gibi tertemiz ,günahlardan arınmış  olması için . Canım yavrum : dilini kötü kelimelerle kirletme,kalbini kötü duygularla karartma  hep böyle tertemiz kal.Rabbimin razı olduğu kullardan olursan ne mutlu bize......

  
Okulundaki bütün öğretmenlerine özellikle Sıdıka Öğretmenimize  çok teşekkür ediyorum. Peyğamberimizin Sizin en hayırlınız Kur'an-ı öğrenen ve öğreteninizdir." hadisinden  dolayı..
 Daha nice güzel günlerini  hep birlikte kutlamak dileğiyle.....Seni çok seviyoruz Karakuzum :)

11 Ocak 2011 Salı

Su çiçeği olduk:)


Benim için en korktuğum şey Karakuzunun  bir gün  su çiçeğine yakalanmasıydı.Çünkü çok nazlıyız çok.....Aşısını  yazdan beri yaptırayım dedim durdum ama ihmal ettik. Geçen hafta anaokulunda 3 arkadaşı  bu hastalığa yakalanınca bende bi telaş başladı.Hemen  cumartesi günü apar topar aşı yaptırdık. Pazar günü bide baktım Karakuzuda güller açıyor. Hemen acile gittik.Acaba aşının bi yan etkisi felan oldumu diye... Doktor bey mikrobun 4-5 gün  kuluçka süresi olduğunu o  nedenle şimdi yakalandığını söyledi.Kaşıntı için şurup ve krem verdi.2 gündür okula gitmiyoruz.Şükür koktuğum gibi  de olmadı. Karakuzu bu arada çiçeklerini saymakla meşgul.Saçımızın arasında 11 tane yüzümüzde 2 tane sırtımızda 15 .......
Anneciğim  Callio(Kayu) da su çiçeği olmuştu sık sık banyo yaparak atlatmıştı.Her gün yıkanırsam benimde geçer  değilmi diye sordu. Eğer stres yaparsan üzülürsen ağlarsan çiçeklerin çoğalır.Benim aşım var,ben güçlüyüm bunuda atlatırım dersen(Allah'ın izniyle tabi ki)   kendine  inandırırsan çiçekler açmaktan vazgeçer.
Zaten polyanacılık oynamayı başarabilsek bizim için hayat güzel geçmezmi.
Canım yavrum  Rabbim başka hastalık yaşatmasın inşallah.

7 Ocak 2011 Cuma

SOBALI EVDE BÜYÜYEN ÇOCUK


Dün sevgili Selinkanın bloğunda karşılaştığım hikaye tarzındaki yazıydı bu. O kadar etkilendim ki...M.Bakır gerçekten ne güzel anlatmış.Çocukluğumun o siyah beyaz yılarına götürdü beni.Kim bilir sizlerde hangi anılar canlanacak..... Evet bende böyle  büyüdüm. O zamanlar bana gerçekten zor gelirdi sobalı evde yaşamak şimdi  anladım ki ne kadar güzel günlermiş.

Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur..Elbiselerinin bir köşesi kurutulurken yanmıştır....(Hatta okul önlüğünü sobada yakmış ve annesi yamamış çocuktur)
Kış sabahları bazen üşümekten yataktan çıkmayı istemeyen soba kokusunu seven üstünde kaynayan çaydanlığın sesini seven üstündeki kestanenin mandalina elma kabuklarının kokusunu tanıyan seven bahçede karda oynadıktan sonra üstüne ellerini tutup ısıtmayı seven sobalı odadan öteki odaların soğukluğu nedeniyle çıkmak istemeyen kömür kokusu odun kokusu çalı çırpı çıtırtısı ateş gürlemesi nedir bilen çocuktur...
(Sabahları  annesinin  sobanın fırınında yaptığı çörek kokusuyla uyanan çocuktur.)
Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bile halen "oturma odası"nın kapısını kapayan rahatsız bir insandır...(Hala sobanın verdiği sıcağı bulamayan ben..)
İlerleyen yıllarda kestaneye bayılan ama çocukluğundan hatırladığı tadı bulamayan bir büyük insan olacaktır...
Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur...(  sobayı ispirto ile yakmak isterken saçlarını ,kaşlarını,kirpiklerini yakan  çocuktur.Bu anımı hiç unutamam. okula giderken saçlarımı gözümün önüne kadar indiridim görünmesin diye,çabuk çıksınlar diye zeytinyağı sürerdim.Kirpiklerimin ucu yandığından dolayı top top olmuştu ,gözümü kapattığım anda açmam zor oluyordu.Ben kimse çakmasın diye ne kadar çaba sarfetsemde nafileydi. Yanımdaki sıra arkadaşım sen kaşlarını mı aldın deyince yeni diyeceğimi şaşırmıştım.İnanın arkadaşlar insan kaşsız kirpiksiz o kadar çirkin oluyor ki...Kaşlarını tamamen alıp bide üzerine kalemle çizgi çekenleri hiç anlamış değilim....
Büyüdüğünde yazın bile yorgan kullanmadan uyuyamama alışkanlığına ve her mevsim açık kapıları kapama hastalığına sahip olacak çocuk...(Uyuyanın üstüne kar yağar sözüyle büyüyen çocuktur)
Gizli gizli sobanın arkasına pastel boya değdirip boyanın eriyerek soyut sanat eserlerine dönüşmesini izleyen koku farkedilip kendisine müdahale edilene kadar bunu değişik renklerle yapmaya devam eden çocuktur...
( Silgiyle sabının arkasına resim çizen çocuktur.)
Nohutun leblebiye dönüşünü soba üstünde görmüş cocuktur...
Yün coraplarini sobaya dayayarak ayaklarini isitmistir bu cocuk....(Sobaya dayanmaktan kazağı çorabı sertleşmiş çocuktur.)
Geceleyin atesin kırmızı ve sarı renklerinin dansını evin tavanında seyreden çocuktur...:))
Elinin kolunun bir kenarında muhtemelen nasıl olduğunu hatırlayamadığı yanık izleri olan çocuktur...:))
Sobanın kenarına pısıp dakikalarca ısınan sonra kosarak aynaya bakan ve kıpkırmızı yanakları görünce kendini begenen bundan zevk alan cocuktur...
Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur...
Gece lambasinin isigi yerine sobanin alevlerine bakarak uyuyan cocuktur...
Soba tütünce tırsmış çocuktur...
Sobanın üstüne mantar koyup tuzlayıp sonra afiyetle yiyen çocuktur...
Sobanin onunde mavi legen icinde banyo yapmis cocuktur...
Muhakkak bir kere evi havaya uçurma macerasını yaşamış cocuktur...
Sobanın sıcaklığını ne kaloriferle ne de doğal gazla ısınan evde bulabilmiş çocuktur...
Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur...
Sıcacık odada radyo dinlemeyi...
Sevdikleriyle zaman geçirmeyi...
Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi...
Özellikle de hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur...
Alıntı M.Bakır