“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)
Lilypie Kids Birthday tickers

1 Kasım 2010 Pazartesi

Kalp kırmadan yaşanabilir mi?

Evet kalp kırmadan yaşayabilir miyiz. Maalesef bizim için çok zor kırmamak ve kırılmamak. Neden mi bu soruyu soruyorum  bu aralar çok kırılıyorum...Ona üzül buna üzül  depresyona girecem nerdeyse....Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır diye boşuna söylememiş atalarımız. Uslüp ne kadar  önemli . Bari özür dilemeyi bilsek .Peygamberimiz kalp kırmak Kabe'yi  yıkmak gibidir  sözüyle bundan sakınmamızı söylemiş. Tamam sonuçta insanız bazen istemeden kalp kırdığımız olmuştur ama iş karşı tarafı üzdüğümüzün farkına vardığımızda özür dilesek,bi gönül alsak sorun çözülür.En ufacık dünyalık sorunlarla birbirimizi kırabiliyoruz,dünyalık hiç bir mesele bizim ahiretimizi yıkacak kadar önemli olmasa gerek ama nerde.......Gönül yarasına sebebiyet vermek, Ahirete intikal eden bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir
Kafaya tokadan, başka  bi şey takmayanlar varmı aranızda.....Nasıl oluyor bu  iş.....,incitmemek kolayda iş incinmemekte .Rabbim bizi duygularının aritmetiğini yapan kullardan eylesin ve öyle kişilerle karşılaştırsın inşallah. Şair ne kadar  da güzel söylemiş:

Cihân bâğında ey âkil, budur makbûl-i ins ü cin;
Ne kimse senden incinsin ne sen bir kimseden incin!..

Duyguların Matematigi

Önce sevdim. Sevdiğimi öğrendim sevebileceğimi farkettim. Sevdikçe kendimi kainatla topladığımı gördüm.
Affetmeyi öğrendim: Affetmenin dostlarımı 10la çarpmak olduğunu fark ettim.
Pişman oldum: Pişman olduğumu itiraf ettim; pişman oldukça hatalarımı küçük anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara böleb...ildiğimi gördüm.
Hatırlamayı öğrendim: Hatırladıkça sevgilerimin kare kökünü bulup onlardan hüzün çıkardığımı fark ettim.
Değer vermesini öğrendim: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup onları mutlulukla çarpabileceğimi gördüm.
İltifat etmesini öğrendim: İltifat ettikçe insanlarla aramdaki en kısa mesafenin bir tebessümün resmettiği bir çizgi olduğunu gördüm.
Özür dilemeyi öğrendim: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü böylece dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark ettim.
Hüzünlendim: Hüznü sevdim hüznün kalbime dokunmasına izin verdim.
Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü gördüm.
Ve bir gün öleceğim: Kesinlikle öleceğim ve öldüğüm gün anlayacağım ki; yaşadığım hayat paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş.
Tüm bu işlemlerin sağlamasını yapmak isterseniz kalbinize bir bakın.

Senai Demirci