11 Ocak 2011 Salı
Su çiçeği olduk:)
Benim için en korktuğum şey Karakuzunun bir gün su çiçeğine yakalanmasıydı.Çünkü çok nazlıyız çok.....Aşısını yazdan beri yaptırayım dedim durdum ama ihmal ettik. Geçen hafta anaokulunda 3 arkadaşı bu hastalığa yakalanınca bende bi telaş başladı.Hemen cumartesi günü apar topar aşı yaptırdık. Pazar günü bide baktım Karakuzuda güller açıyor. Hemen acile gittik.Acaba aşının bi yan etkisi felan oldumu diye... Doktor bey mikrobun 4-5 gün kuluçka süresi olduğunu o nedenle şimdi yakalandığını söyledi.Kaşıntı için şurup ve krem verdi.2 gündür okula gitmiyoruz.Şükür koktuğum gibi de olmadı. Karakuzu bu arada çiçeklerini saymakla meşgul.Saçımızın arasında 11 tane yüzümüzde 2 tane sırtımızda 15 .......
Anneciğim Callio(Kayu) da su çiçeği olmuştu sık sık banyo yaparak atlatmıştı.Her gün yıkanırsam benimde geçer değilmi diye sordu. Eğer stres yaparsan üzülürsen ağlarsan çiçeklerin çoğalır.Benim aşım var,ben güçlüyüm bunuda atlatırım dersen(Allah'ın izniyle tabi ki) kendine inandırırsan çiçekler açmaktan vazgeçer.
Zaten polyanacılık oynamayı başarabilsek bizim için hayat güzel geçmezmi.
Canım yavrum Rabbim başka hastalık yaşatmasın inşallah.
7 Ocak 2011 Cuma
SOBALI EVDE BÜYÜYEN ÇOCUK
Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur..Elbiselerinin bir köşesi kurutulurken yanmıştır....(Hatta okul önlüğünü sobada yakmış ve annesi yamamış çocuktur)
Kış sabahları bazen üşümekten yataktan çıkmayı istemeyen soba kokusunu seven üstünde kaynayan çaydanlığın sesini seven üstündeki kestanenin mandalina elma kabuklarının kokusunu tanıyan seven bahçede karda oynadıktan sonra üstüne ellerini tutup ısıtmayı seven sobalı odadan öteki odaların soğukluğu nedeniyle çıkmak istemeyen kömür kokusu odun kokusu çalı çırpı çıtırtısı ateş gürlemesi nedir bilen çocuktur...
(Sabahları annesinin sobanın fırınında yaptığı çörek kokusuyla uyanan çocuktur.)
Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bile halen "oturma odası"nın kapısını kapayan rahatsız bir insandır...(Hala sobanın verdiği sıcağı bulamayan ben..)
İlerleyen yıllarda kestaneye bayılan ama çocukluğundan hatırladığı tadı bulamayan bir büyük insan olacaktır...
Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur...( sobayı ispirto ile yakmak isterken saçlarını ,kaşlarını,kirpiklerini yakan çocuktur.Bu anımı hiç unutamam. okula giderken saçlarımı gözümün önüne kadar indiridim görünmesin diye,çabuk çıksınlar diye zeytinyağı sürerdim.Kirpiklerimin ucu yandığından dolayı top top olmuştu ,gözümü kapattığım anda açmam zor oluyordu.Ben kimse çakmasın diye ne kadar çaba sarfetsemde nafileydi. Yanımdaki sıra arkadaşım sen kaşlarını mı aldın deyince yeni diyeceğimi şaşırmıştım.İnanın arkadaşlar insan kaşsız kirpiksiz o kadar çirkin oluyor ki...Kaşlarını tamamen alıp bide üzerine kalemle çizgi çekenleri hiç anlamış değilim....
Büyüdüğünde yazın bile yorgan kullanmadan uyuyamama alışkanlığına ve her mevsim açık kapıları kapama hastalığına sahip olacak çocuk...(Uyuyanın üstüne kar yağar sözüyle büyüyen çocuktur)
Gizli gizli sobanın arkasına pastel boya değdirip boyanın eriyerek soyut sanat eserlerine dönüşmesini izleyen koku farkedilip kendisine müdahale edilene kadar bunu değişik renklerle yapmaya devam eden çocuktur...
( Silgiyle sabının arkasına resim çizen çocuktur.)
Nohutun leblebiye dönüşünü soba üstünde görmüş cocuktur...
Yün coraplarini sobaya dayayarak ayaklarini isitmistir bu cocuk....(Sobaya dayanmaktan kazağı çorabı sertleşmiş çocuktur.)
Geceleyin atesin kırmızı ve sarı renklerinin dansını evin tavanında seyreden çocuktur...:))
Elinin kolunun bir kenarında muhtemelen nasıl olduğunu hatırlayamadığı yanık izleri olan çocuktur...:))
Sobanın kenarına pısıp dakikalarca ısınan sonra kosarak aynaya bakan ve kıpkırmızı yanakları görünce kendini begenen bundan zevk alan cocuktur...
Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur...
Gece lambasinin isigi yerine sobanin alevlerine bakarak uyuyan cocuktur...
Soba tütünce tırsmış çocuktur...
Sobanın üstüne mantar koyup tuzlayıp sonra afiyetle yiyen çocuktur...
Sobanin onunde mavi legen icinde banyo yapmis cocuktur...
Muhakkak bir kere evi havaya uçurma macerasını yaşamış cocuktur...
Sobanın sıcaklığını ne kaloriferle ne de doğal gazla ısınan evde bulabilmiş çocuktur...
Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur...
Sıcacık odada radyo dinlemeyi...
Sevdikleriyle zaman geçirmeyi...
Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi...
Özellikle de hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur...
Alıntı M.Bakır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
