“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

30 Kasım 2010 Salı

Robalı Yeleğimiz

Bloğuma  epeydir uğramaz oldum. Daha önceden Karakuzuma yelek başladığımı yazmışdım  bitireli baya oldu ama resimleyememiştim Nasıl olmuş ? Aslında robayı yapmak baya zor oldu .Neden mi ilk defa üçlü saç örgüsü yaptım biraz acemi işi oldu ......Maşallah Karakuzumada yakışdı  bu arada :)

3 Kasım 2010 Çarşamba

Haydi sizde ellerinizi uzatın bekliyoruz.....

Karakuzumla birlikte severek söylediğimiz şarkımız.Söylemesi çok zevkli.Tabi zıplamasıda:)

miço ellerin nerde(eller öne uzatılır)
kıvrım kıvrım bellerde(eller kıvrıla kıvrıla bele konur)
oyna da miço oyna(eller çırpılarak olduğu yerde 360derce dönülür)
zıplada miçe zıpla(oldukları yerde zıplarlar)

miço nerden gelirsin
harmanlardan aşağı(eller havadan yere doğru uzatılır)
oyna da miço oyna(eller çırpılarak olduğu yerde 360derce dönülür)
zıplada miçe zıpla(oldukları yerde zıplarlar)

miço gözlerin nerde(gözlere ellerle gözlük işareti yapılır)
fıldır fıldır yerlerde(eller deli işareti gibi yapılarak yere eğilinir)
oyna da miço oyna(eller çırpılarak olduğu yerde 360derce dönülür)
zıplada miçe zıpla(oldukları yerde zıplarlar

Onun arabası var güzelmi güzel:)


Bu sabah işe giderken her geçen dolmuşun beni almaması sonucu işe geç kaldım. Canım sıkıldı.Bir arabam olsaydı ne iyi olurdu dedim.Nedense bu yaşıma kadar hiç araba kullanmaya heves etmemiştim. Şimdi de  çok istiyorum ama  sıra arabaya gelene kadar alacağım çok şey var sırada . Biraz beklemede şimdilik. Ama eninde sonunda kendime ait bir arabam olsun istiyorum. Bu   danteli   burada görünce çok hoşuma gitti. Ne kadar güzel bir tasarım değilmi? Mustafa Sandal'ın araba şarkısı vardı  ya dilime dolandı birden:)

Onun arabası var güzelmi güzel
Şoförü de var özel mi özel
Bastı mı gaza gidermi gider 
Maalesef ruhu yok
Onun için hiç mi hiç şansı yok

2 Kasım 2010 Salı

Hamile eşine kaşlarını dahi çatan erkek, doğacak çocuğundan utanmalıdır…


Sevgili komşum Hilal'in tavsiyesine göre Pedagog Adem Güneş'in   sayfasını ziyaret ettim. Bu başlığı görünce hemen tıkladım. Çok etkilendim.Nerde öyle eşler dedim.....Ne kadar güzel anlatmış.Sizde ziyaret edin çok güzel şeyler anlatmış....

Değerli Duygu hanım, bir anne karnında çocuğu olduğu halde şiddet görür ise bundan en çok bebeği etkilenir… Zira anne ne yaşarsa çocuğuna da onu yaşatmış olur… bir baba, aslında, saygısızlık yaptığı eşine karşı değil, yarın doğacak olan çocuğuna karşı utanmalıdır, Allah’tan korkmalıdır… Hiçbir kayın valide veya kayın peder, yarın delice sevecekleri torunlarının sırtında taşıyan, ağrılar sızılar çeken, mide bulantıları ile dokuz ay gece gündüz geçiren gelinlerine karşı bırakın şiddet uygulanmasını, kaşlarını çatsalar kalpleri daralmalı; “acaba torunumuz şuan anne karnında iken benim yüzümden korktu mu, ürktü mü?” diyerek hassasiyetlerini sergilemelidirler… Değerli Kardeşim, siz artık ne yaşadıysanız yaşadınız ve bu günleriniz geride kaldı… şimdi olabilir ki bebeğiniz sizin yaşadığınız şeyleri o da karnınızdayken yaşamış olabilir… ve 2,5 aylıkken henüz atlatamamış olabilir bu durumu… hala rüyalarına giriyor olabilir… hala bağırtıların tesirini kulağında hissediyor olabilir… sizin yapacağınız şey, bebeğinize delice sahip çıkmak, onun yanından hiç ama hiç ayrılmamak… gece ona sarılıp yatmak, gündüz en sevecen halinizle ona karşılık vermek, göğsünüzü asla esirgememek, anne sütünden teselli arayışlarından yorulmamaktır… sakın ola ki ona bir de siz kaşlarınızı çatmayın, henüz geldiği bu dünyayı ona bir de siz dar etmeyin… Bu sözlerim bebeğiniz anne rahminde iken şiddetten etkilenmiş olma ihtimaline karşı sözlerim… Ancak size bir de doktora gitmenizi, bebeğinizin fizyolojik bir rahatsızlığı olup olmadığınızı araştırmanızı isterim… olabilir ki, bebeğiniz açlıktan, eklem ağrılarından, fizyolojik bir rahatsızlığın zaman zaman kendisine yansımasından da ağlıyor ve gece uyanıyor olabilir… selam ve sevgilerimle,

Uzman Pedagog Adem Güneş

Çocuklar için oyuncak kitap (Flipbook) yapımı


Bunu ilk gördüğümde Karakuzuma yapmalıyım dedim tabikide  yaptım ama  kendi yaptığımı resimleyemedim kaldı gitti. Şimdi tekrar karşılaşınca paylaşmak istedim. Ayrıntılı anlatımı için  buraya  buyrun.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Kalp kırmadan yaşanabilir mi?

Evet kalp kırmadan yaşayabilir miyiz. Maalesef bizim için çok zor kırmamak ve kırılmamak. Neden mi bu soruyu soruyorum  bu aralar çok kırılıyorum...Ona üzül buna üzül  depresyona girecem nerdeyse....Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır diye boşuna söylememiş atalarımız. Uslüp ne kadar  önemli . Bari özür dilemeyi bilsek .Peygamberimiz kalp kırmak Kabe'yi  yıkmak gibidir  sözüyle bundan sakınmamızı söylemiş. Tamam sonuçta insanız bazen istemeden kalp kırdığımız olmuştur ama iş karşı tarafı üzdüğümüzün farkına vardığımızda özür dilesek,bi gönül alsak sorun çözülür.En ufacık dünyalık sorunlarla birbirimizi kırabiliyoruz,dünyalık hiç bir mesele bizim ahiretimizi yıkacak kadar önemli olmasa gerek ama nerde.......Gönül yarasına sebebiyet vermek, Ahirete intikal eden bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir
Kafaya tokadan, başka  bi şey takmayanlar varmı aranızda.....Nasıl oluyor bu  iş.....,incitmemek kolayda iş incinmemekte .Rabbim bizi duygularının aritmetiğini yapan kullardan eylesin ve öyle kişilerle karşılaştırsın inşallah. Şair ne kadar  da güzel söylemiş:

Cihân bâğında ey âkil, budur makbûl-i ins ü cin;
Ne kimse senden incinsin ne sen bir kimseden incin!..

Duyguların Matematigi

Önce sevdim. Sevdiğimi öğrendim sevebileceğimi farkettim. Sevdikçe kendimi kainatla topladığımı gördüm.
Affetmeyi öğrendim: Affetmenin dostlarımı 10la çarpmak olduğunu fark ettim.
Pişman oldum: Pişman olduğumu itiraf ettim; pişman oldukça hatalarımı küçük anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara böleb...ildiğimi gördüm.
Hatırlamayı öğrendim: Hatırladıkça sevgilerimin kare kökünü bulup onlardan hüzün çıkardığımı fark ettim.
Değer vermesini öğrendim: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup onları mutlulukla çarpabileceğimi gördüm.
İltifat etmesini öğrendim: İltifat ettikçe insanlarla aramdaki en kısa mesafenin bir tebessümün resmettiği bir çizgi olduğunu gördüm.
Özür dilemeyi öğrendim: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü böylece dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark ettim.
Hüzünlendim: Hüznü sevdim hüznün kalbime dokunmasına izin verdim.
Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü gördüm.
Ve bir gün öleceğim: Kesinlikle öleceğim ve öldüğüm gün anlayacağım ki; yaşadığım hayat paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş.
Tüm bu işlemlerin sağlamasını yapmak isterseniz kalbinize bir bakın.

Senai Demirci