“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

27 Eylül 2010 Pazartesi

Mutluluklar :(

 Bu gün görüşmüş olduğum Afyon'lu bir aile oğlunun şu anda kız kaçırma için İstanbulda olduğunu anlatınca çok şaşırdım.İnternette tanışmışlar,  yüzyüzüde arada  görüşmüşler .Kız babasının hayır diyeceğini bildiği için kaçmaya karar vermişler. Sonuçta 18 yaşından büyük ya ................ (Arada 14 yaş fark var)
Ama ne cesaret nasıl biriyle hemde internet ortamında tanışdığın biriyle  kaçıyorsun,hemde ailenin rızası olmadan ...............
Kendi aileni bırakıp hiç tanımadığın birinin annesine anne baba diyorsun hemde  tanışdığından bu yana.....
Sanırım şu anda iki gönül bir olunca samanlık seyran olur sanıyorlar...............
İnşallah da öyle olur. Ne diyelim mutluluklar ........
Allahım çocuklarımızı hayırlı insanlarla karşılaştırki, hayırlı kişilerle yuva kursunlar.AMİN.

24 Eylül 2010 Cuma

Nasibimiz Neyse, Rızkımız Da Odur!


Hekimoğlu İsmail'in çok güzel bir yazısını paylaşmak istedim.

Rızık, çok para kazanmak demek değildir, parayı sağlıkla yiyebilmektir. Rızık, ekmek, peynir, bal demek değildir. Rızık, midenin onu kabul etmesidir. Sakıp Sabancı yedi mi bütün malını mülkünü de gitti? Rızkı neyse onu yedi...

Vehbi Koç demişti ki: "Bir simide hasretim!" Hastaydı, yiyemiyordu. Nice zenginler tanırım ki hastalığından dolayı istediklerini yiyemez.

Ben köydeyim, her yer ağaç... Binlerce yaprak var. Hepsinin rızkı var, o rızık gelmese kuruyacaklar. Etrafa bakıyorum. Allah kediye kürk giydiriyor, yılana çok değerli deri veriyor. Bedava... Onun rızkı o! Koyun seri bir halde zehirli otların arasından zehirsizleri bulup yiyor, rızkını buluyor. Kartallar leşleri yer, ortalık tertemiz olur. Solucan lisan-ı halle diyor ki: "Ben acizim, zayıfım". Allah solucana topraktan rızık veriyor. Denizdeki balık diyor ki: "Ben elbise dikemem". Allah balığın elbisesini biçiyor, dikiyor, giydiriyor. Hem de ne elbiseler... Renk renk, süslü...

Bu sebepten Bediüzzaman Hazretleri buyurmuş ki: "Helal rızık iktidar ve ihtiyar ile mütenasiben değildir." Yani adam akıllı veya çalışkan olduğu için zengin olmuş diyemeyiz. O rızkı ona Allah nasip etmiş. Çalıştım da kazandım, demek doğru değildir. Kendini putlaştırmak oluyor.

Kurbağa ineği görmüş, ben de bunun kadar büyük olurum, demiş. Şişmiş şişmiş, en sonunda patlamış. İşte hırs budur. Hırs, zengin olmak isteyeni bitirir.

İnsan, Allah'ın Rahimiyetine ve Hakimiyetine sığınırsa rahat eder.
Servetimiz olur, rahatımız olmayabilir. Ev alırız, ağız tadıyla oturamayabiliriz. Bankada biriken paraları yiyemeyebiliriz... Hadiseler gösteriyor ki, hayat bizim istediğimiz gibi devam etmiyor.
Bu sebepten, hırslanmaya lüzum yoktur. Elbette maddeten kalkınacağız. Fakat yanlış anlaşılan bir durum var. Zengin olmak için, para kazanmak için (şahıstan devlete kadar) hırs değil, plan program lazım, üretime yönelik çalışmak lazım.

Müslüman çalışacak da kazanacak da zengin de olacak amma, helal yoldan kazanıp, fakir gibi yaşayacak. Müslümanca yaşayan bir insan, asla fakir olamaz!

Üstat, Uhuvvet Risalesi'nde bir metot buyuruyor:
"Eğer malı çok seversen, hırs ile değil, belki kanaat ile malı talep et. Tâ çok gelsin."

23 Eylül 2010 Perşembe

Büyümek İstemiyoruz.


      Karakuzum nihayet  Okul Öncesi Eğitime başladı  ona uygun bir okul  bulduk diye sevinirken , endişelerimiz artmaya başladı.İstekleri olmayınca her şeye ağlayan ,avazı çıktığı kadar bağıran,herkezi şikayet eden, mızmız bir çocuk var karşımızda...... Sakin olmaya çalışsak da bazen bizde  istemediğimiz tepkiler verebiliyoruz onu bu kadar çok sevmemize  rağmen ....

   Acaba nerde hata yaptık diye çok sordum kendime. Aşırı koruyucu,aşırı hoşgörülü olduk bakıcımızda sağ olsun kızım iç,in mükemmel birisiydi..Hiç ağlamasın hiç üzülmesin diye hep ilgilendik.Şimdi kendini birden tanımadığı ortamda hem de sabah 8 akşam 6 ya kadar  bulunca bocaladı tabi ...Huyu değişti. Kızımı tanıyamıyorum şu anda...Çalışan anne babaların durumu bu ama anaokuluna alışamayan çocuk normal okula başlayınca nasıl tek başına kendini koruyabilecek.Kimseyle eşyasını paylaşmak istemiyor,eşyasına zarar gelse ağlamaktan  hastalanıyor.

        Keşke geçen yıl anaokulundan alıp bakıyıcıya vermeseydim diyorum. Neden mi anne  ben şimdiki sınıfımda değilde alt sınıfta olmak istiyorum ne olur beni oraya alsınlar diye ağlıyor. gitmek istemiyor.Sabahları onun hazırlayıp servise bindirmek kabus oluyor.Öğretmeniyle konuştum .Karakuzunun sürekli oyun oynamak istediği için alt sınıflarda olmak istediğini ders çalışmaktan  yani faaliyet yapmaktan sıkıldığını söyledi.
Anaokulun her gün gidilmesi gereken oyun,arkadaş ve eğitim yeri  olduğunu anlatmaya çalışıyorum.Anne herkezin anesi geldi, neler sevdiklerini ,hangi sözlerden, hangi renklerden hoşlandıklarını anlattı. Sende gelirmisin dedi. En sevdiği sözün Karakuzu en sevdiği yemeğin yoğut çorbası ve pilav olduğunu söylememi istedi. .Gititim onu mutlu etnek için  ama hep ağladı beni bırakmadı.Kendimi o kadar kötü hissettim ki onu gözü yaşlı orada bıraktığım için...
 
     Her zaman söylerim geç evlendiğime pişman değilim ama keşke daha genç bir anne olsaydım .Yaş olmuş yolun yarısı daha ilk çocukta pes ettim.Şu iki haftadır kendini o kadar yaşlanmış hissettim  ki....