“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

30 Eylül 2009 Çarşamba

canınız mı sıkkın!! YILMAYIN!!!.‏

Müminde Stres Olmaz” diyordu bir Psikiyatr.Cümleyi çok iddiali buldu.
Kur’an Kissalarina egildikçe,insanin yasayabilecegi bütün sikintilari Nebi ve Rasüllerin yasadigini gördü.Onlar bütün belalara ragmen ilahi huzuru yakalamislardi.
Kur’an’a bir de bu gözle bakmaliydi.Kissalara göz gezdirdi,çekilen eziyetlere isaretler koydu:
-Yusuf (a.s.),kardeslerinin hasedi sonucu kuyuya atilmis,esir pazarlarinda satilmis,iftiraya ugramis,hapislerde yillamis, babasina-kardesine hasret kalmis ama yilmamisti.
Ümidin,tevekkülün ödülü olarak Misir’a sultan oldu.“Derdim çok” diyen hangi insan Yusuf (a.s.) kadar bela çekmis olabilirdi?. .
-Yakup (a.s.),40 sene evlat hasretiyle kavrulmus,aglamaktan âmâ olmus,ümit kesmeden Rabbine yönelmis,hem gözleri açilmis,hem de evladina kavusmustu.
-Isa (a.s.),en yakin talebelerinden biri tarafindan arkadan vuruluyor,ihanete ugruyordu.
-Zekeriyya (a.s.),kavmi tarafindan öldürülmek üzere kovalanmis,bir agaç kovuguna siginmis ama testere ile biçilmekten kurtulamamisti.Testere ile bedeni biçilen Zekeriyya’dan çikan tek ses:”Huuuu,Huuuu,Huuuu” idi.
-Nuh’a (a.s.) öz oglu bile iman etmemisti.
-Lut (a.s.),tebliginde yalniz kalirken,fitne gruplari ile isbirligi yapan;ayni yatagi paylastigi karisi idi!..
-Tertemiz bir genç kizken Meryem’in (a.s.) iffetine dil uzatiliyordu.Iftira ve hakarete ugrayan Meryem,sirli bir Rasüle anne;gelecek nesillere örnek-mucize bir hanim oluyordu.
Kadindan Rasül-Nebi yoktu ama ALLAH (c.c.) Meryem’e Cebrail’ini yolluyor,vahiy Meryem’den doguyordu!...
-Eyyub (a.s.),deve- koyun sürüleri sahibi iken agir bir illetle yataga düsüyor tüm servetini yitiriyordu. Etrafinda kimse kalmamis,dislanmis,insanlar iniltilerinden rahatsiz olmamak için Onu karisi ile bir tepe üzerinde yalniz konaklamaya mecbur etmisti.Sabrinin ödülü olarak sifa bulan,70 inden sonra delikanli gibi ayaga kalkan da yine Eyyub’tu…
-Musa (a.s.),kavmi ile birlikte uzun bir sürgün yasamisti.Mutluluklari için çirpindigi kavmi mucizeye sahit oldugu halde iman etmiyor,en zor anlarda Musa’yi (a.s.) yalniz birakiyordu.
-Kainatin Efendisi Hz.Muhammed( s.a.v)dogmadan önce babadan yetim, alti yasinda, hem de bir yolculukta anneden öksüz kalmis,8 yasinda dedesini kaybetmis,tebliginin ilk yillarinda karisi ve amcasinin ölümleriyle sarsilmisti.
Kendi kavmince hakaret-asagilama- ambargo-dislama-taciz etme vb sikintilari çekmekle kalmayip memleketinden ayrilmak durumunda kalan da O (s.a.v.)idi.
Ömrü savaslarla geçmis,bugday bir yana arpa ekmegine karni doymamisti.”Ahh Mekke“ dedigi çok olurdu.Rasül gurbette yasamis,gurbete defnedilmisti.
Simdi siz bütün bunlardan sonra hala “Moralim bozuk,hayattan zevk almiyorum,stresteyim” mi diyorsunuz?
Pes yani!..
Kur’an gibi kitabiniz,o kitapta onlarca Rasül ve Nebiniz,Kainat Günesi gibi Önderiniz olacak da stresteyim diyeceksiniz öyle mi?..
Yakisiyor mu size?!..
Kissalari yeniden okuyun!...
Tarih okur gibi degil,kendinizi Rasül-Nebilerin yerine koyarak, sahnede basrol oynadiginizi düsünerek,olayin içine girerek okuyun.
Göreceksiniz ne stres kalacak,ne de sikinti!..
Sabrin,tevekkülün,teslimiyetin eminligi ile huzur müjdesi alacaksiniz.
Niye mi bu kadar iddialiyim?
Ben degil,böyle olacagini ALLAH söylüyor:
Sabredenleri müjdele!...O sabredenler, kendilerine bir belâ geldigi zaman:
“Biz ALLAH'in kullariyiz ve biz O'na dönecegiz” derler.
Iste Rablerinden bagislamalar ve rahmet hep onlaradir.
Ve dogru yolu bulanlar da onlardir.

(Bakara-155/ 157)

28 Eylül 2009 Pazartesi

Kara kuzudan inciler




  Taşınma hazırlıklarından dolayı evi halısız kullandığımızı yazmışdım daha önce salonun tahtasında 1ytl den biraz büyük bi delik var(Benzetmemde biraz komik oldu ama) Karakuzunun dün dikkatini çekdi baktım eğilmiş İçeride biri var mı? diye bağırıyor  bu  neden bağırıyor diye merak ettim öbür odadan koşdum geldim  bu seferde Kimse yok mu? diye sesleniyor.Kızm ne oldu dediğimde tahtadaki deliği gösterip içinde birileri varmı diye merak ettim demez  mi?Akşamda badisinin omuzunda küçük bir sökülme olmuş .Anne bak toprak gibi oldu dedi.Toprakla sökülmüş olan yerin arsında bi bağlantı kuramadım .Hiç ikisi aynı olumu dedim .Anneciğinm toprakdada delik olurda ordan böcekler çıkar ya aynen öyle olmuş deyip güldü eliyle orayı oynayıp durdu .Bende toprakdan böcekler çıkmasın diye artık orayı dikmek zorunda kaldım :-)
Çocukların ne kadar büyük hayal dünyası var ya.Canım kıızm iyiki varsın ya sen olmasan ben neye gülecekdim  seni çook seviyorum..

Saç bakımı ve çam terebendi

 Saçlarımda aşırı dökülme vardı.Sabah kaldığımda yastığımın üzerinden ve her elimle saçımı tuttuğumda tutam tutam saç topluyordum.Saçlarımı kesdirmek için kuaföre gittiğimde bana çam terebendini önerdi.
50ml olarak satılan çam terebentini  hangi şampuan kullanırsak kullanalım  sadece yapmamaız gereken 200gr şampuan için bir kapak 400 gr şampuan için 2 kapak dökerek çalkalayarak karışmasını sağlıyoruz ve 2 güne bir saçları yıkıyıruz.Aynı zamanda kurumuş, yıpranmış, kepekli saçlarada çok iyi geliyor yaklaşık bir aydır kullanıyorum gerçekden dökülme yok denecek kadar azaldı hemde saç tellerim kalınlaşdı ve sağlamlaşdı .Zaten saçlarımı ele gelmeyecek şekilde kısacık kesdirdim çok rahat ettim yoksa kel kalacakdım :))))))  Herkeze tavsiye ederim

26 Eylül 2009 Cumartesi

Mekanın cennet olsun UFUK ÇİZGİSi

Bloğunu sağlığında okumak nasip olmadı malesef 3 gün önce ziyaret ettim ve çok üzüldüm bütün yazılarını  baştan sona içim sızlayarak okudum.Rabbiim yaşayamadıklarını aradığın ama bir türlü  kavuşamadığın  sevgiyi ,sevilmeyi çocuklarına  nasip etsin inş.allah.Rabbim rahmetini esirgemesin,günahlarını affetsin,mekanın cennet olsun      UFUK ÇİZGİSİ

24 Eylül 2009 Perşembe

Depremle yaşamak

      Bu gün sabah 7 ye saati kurdum işe gitmek için.Saat çaldı ben kapattım geri yattım.Başımı yastığa koydum hemen salalnmaya başladık .Deprem oluyor dedim eşime hemen nasıl kalktım ama 10 sn anca sürdü ama nasıl kortum. Yaklaşık bir aya aykındır sallnıp duruyoruz saat 10:30 gibi yine salalndık ayaklarımın altından bi titreşim hissettim.Sürekli Kandilli rasathanesi son depremlerine bakıp duruyoz .Sabahki 3,5 şiddetindeydi ama nasıl salladık.Rabbim doğal afetlerden korusun herkezi.depermle yaşamak ne zormuş.Bayramdan hemen önce alt komşum akşam oturmaya geldi kanepenin bi ucucnda komşum bi ucunda ben oturuyordum.Komşum hareket ettikçe kanepede ben salalnıyom sandım bi an.Korkuyla yaşıyoruz insallah hiç sallanmayız bi daha.

Bayram gezimizden kareler

   Yengemin ve dayımın  köpeği Reks .Karakuzu o kadar koktu ki yerinden kalmadı ayaklarını toplayarak oturdu .Aslında ben bile çok korktum.Hiç alışık değiliz evde hayvana .Çok uzun yıllar önce bi muhabbet kuşum vardı  o daha sevimliydi tabi cici kuşumu hatırlatınca üzüldüm şimdi bi tane bile fotoğrafı yok bende .O kadar çok şey öğretmişdim ki ona konuştumu arka arkaya babacık,fatoş,cici kuş,seni çok seviyom,öperim seni derdi.Tabi bende ona öğretecem diye kendi kendime konuşur duruddum.İnsan bağlanınca onu kaybedince çok üzülüyor
    Karakuzuda annesi gibi fotoğraf çekmeye pek meraklı maşaşllah:)))Dedeleri çekerken dost olun demesi yokmuydu herkezi güldürdü bende ilk defa duydum bunu ağzından.Kızım bunu nerden öğrendin dediğimde kreşden demezmi? Canım yavrum bir gün gitmişdi daha ama güzel şeyler öğrenmiş.İnşallah ikinci dönem göndermeye kesin kararlıyım  aslında şimdi gidecekdi ama Dursun teyzemizi kıramadık.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Ablamız


Bütün arkadaşların Ramazan Bayramını geçikmeli olarak kutluyorum.Bloğumda  sorun vardı ne kendi bloğuma girebiliyor nede başka bloğlara yorum yazabiliyordum .Şükür düzeldi şimdilik..


Arife günü  memlekete gideceğimizden dolayı ablamızla vedalaşmaya gittik.Çünkü onu çok özlüyoruz ayrı kalınca .İnşallah aranızdaki bağ uzun yıllar devam eder.Rabbim bütün çocukları bahtından güldürsün içlerinde sizleride...Amin

17 Eylül 2009 Perşembe

Çok yorgunum çoook

     Karakuzumu kreşe vermeyi düşündüğümüzü Dursun teyzemize nasıl söylesem diye kara kara düşünürken     geçen akşam iftar yemeğine çağırdığında  eşim konuyu açtı ama Dursun teyzemiz ben bakarım Özlem   için de sorun olmaz odasını ayıracam nasıl olsa dedi .Özlem ablasıda ben  kardeşim yani karakuzu olmadan bu evde yapamam onu göremessem asıl ozamn sınava çalışamam onunla azıcık oynamak bile bana yetiyor deyince hayır diyemedik tabii.
    Aslında  ablamızın  bu yıl öss sınavı vardı hem daha iyi hazırlanır hemde karakuzu artık okul çağına geldi orda canı sıkılacak arkadaş  isteyecek oda yok.Kreşe gitmesi daha uygun du ama Martta vermeyi düşünüyorum o zaman zaten 5 yaşında oluyor .Şimdiden söyleyeyimde sonra küs ayrılmayalım .Çünkü bakıcıdan çok öte bizim için.Hem ikinci bi çocuğum olursa yine ona vermek istiyorum.
Kreş işini şimdilik erteledik artık şimdi sırada taşınma işimiz var.Kasımın ilk haftası taşınacağız inş.Ama ben kendimi öyle bi dağııtım ki hiç iş yapacak halim yok evde heryer her yerde tek yaptığım hazırlık 2 halı 1 yolluk yıkamak  daha 2 halı daha var yıkanacak artık bayramdan sonra ilk iş halıları yıkamak.Evi şu anda halısız kullanıyorum böyle  daha çok hoşuma gitti süpürme derdi yok  viledayla siliyorum o kadar:))))
Turşu yapılacak; kışlık domates ;biber konservesi yapılacak; perdeler yıkanacak,dolaplar toplanacak.İnşallah bi enerji gelirde hepsini zorlanmadan yaparım.Şu aralar bi tembellik bi tembellik sorma gitsinnnnn
Daha işlere başlamadan sanki herşeyi yapmış gibi yorgunum ya.Nana yı(karakuzunun izlediği bi flim kahramanı) çağırsamda benim işleri sihirle hemen yapıverse ne iyi oludu.Veya bi evde bi hizmetçi olsa hiç işe elimi sürmesem ohhh ne güzel olurdu valla:))))))
Küçük halamız erken doğum yapmışdı 7 aylık.Bebek bi haftadan sonra vefat etmiş.Nasıl üzüldüm ya Rabbim kimseye yaşatmasın halamızada  Rabbim sabır versin .Düşünmesi bile çok kötü.İnş hemen hamile kalırda unutursun dedim ama sezeryan olduğu için en az 2 yıl beklemesi lazımmış yaa.Bide bebeğin her eşyasını almış bütün hazırlıklarını yapmış.Demekki bebek olmadan tam hazırlanmak doğru değil bi hastane çıkışı olsa yeter Gelin ata binmiş ya kısmet demiş ya aynen öyle böyle hazırlanıp ellerin boş kalınca nasıl kolay atlatabilir insan bide ilk hamilelik ilk bebek insan nasıl heyecanlı olur ama Rabbim kısmet etmeyince yapacak bi şey yok.Her şeyin hayırlısını düşünmek lazım her şerde de hayır aramak lazım inancımız gereği

14 Eylül 2009 Pazartesi

Kadir gecesi için en kısa ve en etkin dua

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Kadir gecesinin ramazan ayının son on gününde ve 21, 23, 25, 27 ve 29 gibi tekli gecelerde aranması tavsiyesinde bulunur. Ramazan ayının kalan gecelerinden birinde Kadir gecesine denk gelinmiş olursa, bu kısa ama etkin dua sayesinde bin aydan daha hayırlı olduğu ifade edilen gece atlanmamış ve boşa geçirilmemiş olu

Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor:

- Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi’ne erişirsem ne şekilde dua edeyim?
Resulu Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

- Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle. (Allahümme inneke afüvvün kerîmün, tuhibbül afve fa’fü anni) Tirmizî, Daavât 84.

Ne kadar hoş, ne kadar zarif, ne kadar kısa ve etkili bir dua.
İsterseniz tekrar okuyalım: “Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.”

İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihya edenlerin geçmiş günahlarının affolacağı müjdesi hadis-i şeriflerde yer almaktadır. El hak, Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam söylüyorsa doğrudur. İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihya edenlerin geçmiş günahları affolacaktır.

Öyleyse gelin, bu güzel duayı ramazanın şu son günlerinde dilimizden düşürmeyelim: “Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.”

13 Eylül 2009 Pazar

Rezistans gerçeği için bi uyarı...

Sizlere aldığım bi maeli paylaşmak istedim
Çamaşır makinelerinde kireç koruyucu olarak kullanılan Calgona 1 yıl içersinde verdiğimiz toplam para ile koruduğumuz rezistansı 4 defa yenisi ile eğiştirebileceğ imiz gerçeği beni reklamın insanlar üzerindeki etkileri konusunda daha çok düşünmeye sevk etti. Uzun zamandır Calgon ile ilgili reklamlar nedeniyle ben de, bir çok tüketici gibi Makinemin rezistansında sorun yaşamamak için Calgon kullanan biriyim. Bugüne kadar, 'Calgon marka kireç koruyucu kullanmasam ve makinem arızalansa,bana servis ücreti ilebirlikte bir rezistans kaça mal olur'sorusunu, doğrusu kendime hiç sormadım.
Gelin şimdi bu soruyu kendimize soralım ve örneğin Vestel Marka (WMU800–1200) çamaşır makinesi olan bir tüketicinin, hiç ! kireç Koruyucusu kullanmadığını varsayarak, aile bütçesine ne kadar bir yük geleceğinin hesabını birlikte yapalım:
1000 gr lık Calgon Fiyatı 8,25 YTL
1 Yıllık Calgon Fiyatı 99,00 YTL.
Rezistans+İşçilik Fiyatı 21,00 YTL
Harcanan para 4 rezistansa bedel
Yukarıdaki tabloya göre, ayda 1 Kg. lık Calgon kullanan bir aile,Calgon' a bir yılda verdiği toplam para ile tam 4 defa rezistansını değiştirebiliyor ve üstelik 15 lira da arttırıyor. Eğer matematiksel bir yanlış yoksa, tasarruf sağlayan Calgon ile ilgili olarak yaptığım hesap ortada. Karar sizin.
Bilimsel araştırmalara bu kadar önem gösteren bir firmanın yaptığı reklamın,tüketici üzerindeki etkilerini araştırmak için sokağa çıkarak,'Calgon ne işe yarar, neyi korur' sorularını sorması yeterli olacak. Ayrıca Calgon kutusu üzerinde ürünün içeriği ile ilgili hiçbir ibare! yok.
Firma yetkilisi bu sorumuza da, 'kanuni bir zorunluluk olsaydı, koyardık' demekle yetindi. Oysa ki, Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesinde de yer alan 'tüketicinin bilgi edinme hakkı'nı göz önünde bulundurduğumuzda, Calgon evrensel bir tüketici hakkını ihlal etmektedir.
Son not (Bu bana ait):
Eğer makineniz çift su girişli ise ve gerektiği zaman sıcak su alıyorsa, rezistansınız hiçbir zaman zaten çalışmaz, (çünkü rezistans su ısıtır)dolayısı ile arızalanmaz, dolayısı ile Calgon kullanmanıza gerek yoktur.
Reklamlarda gösterilen 'bozuk' rezistans, muhtemelen kuyu suyu ile kullanılan bir makineden sökülmüştür.
Büyük şehirlerin hiç birinde su bu kadar kireçli değildir. İnanmıyorsanız, bulaşık makinenizin rezistansına bakabilirsiniz. Bulaşık makinesi ise soğuk su alır ve kesinlikle her yıkamada rezistansı kullanır.
Bu maili en az 10 kişiye atmak şans getirmez ama aile bütcesine katkı getireceğinden eminim...))) Sahtekar Yahudiler tarih boyunca örnekleri var.. Müslümanları dolandırıyorlar.. uyanık ol Müslüman!!! Hacı Şakir sabunlarının Yahudilerin olması gibi... neden Hacı Şakir ..? Haham Şakir olsaydı Müslümanlar almazdı öyle değil mi?:)

11 Eylül 2009 Cuma

DEPREMMMMMM

    Akşam iftardan sonra 9.30 sıraları bilgisayarda geziniyordum babamız teraviye gitmişdi .Ben salondaydım kızımda oturma odasında tv izliyordu.Bir an bir sarsıntı oldu ,bina yıkılıyor sandım hemen kızımın yanına koşdum aklım çıkdı bi an ölüyoruz sandım hemen kızıma sarıldım.10 sn kadar sürdü ama bana ne kadar uzun geldi.Allahım kimseyi  sevdiklerinden ayırma diye dua ettim.Kıızımda çok etkilendi anne sana bi şey olsaydı ben dayanamazdım dedi.Canım kızım Rabbim hiç bir anneyi evladından .hiçbir çocuğuda annesinden ayırmasın dedim.Önce pencereden  dışardaki  insanları  seyrettim    ne kadar kaçılabilirdi ki......
      Sonuçda herkez apartmanın önünde bekliyordu.Rabbim hepimizin  yardımcısı olsun dedim.Eşim   geldii . Depremim şiddeti 4.5 şiddetindeymiş.Yaşar dedimiz aradı gececiydi bu ay .Dursun teyzemize ulaşamamış bi hasar oldumu diye merak etmiş,olmadığını söyledik ama çok tedirgindi.Neyse korku içinde uyuduk sahurdan sonra saat 5 sıraları tam sabah ezanı okunurken    bi sarsıntı daha oldu. Ezanı okuyan      müezzin yarıda kesdi, tekrar başladı .  Yatakda  öyle bi bağırdım ki  ..... Bu sefer gittik dedim ( 4.9 şiddetinde olmuş ikincisi ).hemen kızımın odasına koşdum,kızım benim bağırmamdan uyanmış; anneciğim bana bi şeymi oldun sandın dedi. Canım kızım benim.Apartmanda herkez dışarı çıkdı tekrar.Karakuzu akşam biraz hastaydı boğazları şişmişdi yine sabahki sarsıntıda baktığımda cayır cayır yanıyordu hemen bi şurup içirdim ballı bitki çayı yaptım boğazı yumuşasın diye
   Balkonda kızımla  oturduk biraz  namaz kıldıktan sonra uyuyayım   biraz dedim ama korktum .Sonunda kızım uyudu .Akşam   eşimle hellalleşdim ne olur olmaz diye.Sabah işe geldim parklar hep insan doluydu. Şimdi arkadaşlar tekrar deprem olacakmış dışarı çıkalım dediler ,çıkmadım benim karakuzum uyuyo şimdi.Rabbim sen bu günahlar kullarını affet.Yangın,sel,deprem gibi afetleri yaşatma Allahım yaşayan kardeşlerimize yardım et Allahım.İstanbulda  selden ölen kardeşlerimizi şehitlik mertebesine ulaştır Allahım.
  Daha önce üniversite.yıllarındada  Erzurumda deprem yaşamışdım ama bu kadar korkmamıştım..Şimdi kendimden çok kızımı düşündüm annelik bambaşka bi şey ya.Tekrar bekleniyormuş hastaneler boşaltılmış.Rabbim tekrar yaşatmaz inşallah.
Akşam bazı yerlerde elektrikler gitmiş bizim vardı  daha çok korkardım o zaman.Allahım bu ayların yüzü suyu hürmetine Peygamber  efendimizin yüzü suyu hürmetine doğal afetleri  yaşatma Allahım!!!!!!!AMİN
    Depremin geleceğini ,mezardaki azap çekenleri hayvanlar  hissedermiş, duyarmış diye okumuşdum.Bide insan hangi kıyafetiyle ölürse onunla dirilirmiş.Uyurken ölecek gibi hazırlıklı olmalıyız ama nerde........

9 Eylül 2009 Çarşamba

Hamilelikde ve insan sağlığında hurmanın önemi

Hurmanın sahip olduğu bu özelliklere Meryem Suresi'nde dikkat çekilmiştir.
    Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim." Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır." Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin." Artık, ye, iç, gözün aydın olsun... (Meryem Suresi, 23-26)
    Allah'ın, Hz. Meryem'e "hurma yemesini" bildirmesinin pek çok hikmeti vardır. Allah'ın Hz. Meryem'in doğumunu kolaylaştırmak için sunduğu nimetlerden biri olan hurmanın, özellikle hamile ve doğum yapan kadınlar için önemi ve faydaları, bugün bilimsel olarak da bilinmektedir. Hurma, içerdiği %60-65 oran ile en çok şeker içeren meyvelerden biridir. Doktorlar, hamile kadınlara doğum yaptıkları gün meyve şekeri içeren yiyecekler verilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Bunun amacı, annenin zayıf düşen vücuduna enerji ve canlılık kazandırmak, aynı zamanda da yeni doğan bebeğe gerekli olan sütün oluşabilmesi için, süt hormonlarını harekete geçirmek ve anne sütünü çoğaltmaktır
   Hurmanın besleyici oranının gücü, içerdiği uygun mineral dengesinden kaynaklanmaktadır. Hurmada, hamilelikte kadınların alması gereken bir B vitamini olan folik asit de bulunmaktadır. Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. .
   Öte yandan hamilelikte meydana gelen uzun süreli bulantı ve fiziksel tepkimeler nedeniyle potasyum eksikliği açığa çıkar ve bu durumda da potasyum takviyesi yapılması gerekir. Hurmada bol miktarda bulunan potasyum bu açıdan büyük önem taşıdığı gibi, vücuttaki su dengesinin korunmasında da son derece etkilidir. Ayrıca potasyum, beyne oksijen gitmesine de yardımcı olarak berrak düşünebilmeyi sağlar. Bununla beraber vücut sıvıları için uygun alkalik özelliği sağlar. Zehirli vücut atıklarını dışarı atması için böbrekleri uyarır.      
   Yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder ve sağlıklı deri oluşumunu sağlar.118
Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar.
   Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder.
   Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler. Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile, böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir.
   İçerdiği B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır. Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur.
B2 vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.
   Hamilelikte A vitaminine olan ihtiyaç da artar. Hurma, içindeki A vitamini sayesinde, görme gücünü ve vücut direncini artırır, kemik ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Hurma, betakaroten açısından da son derece zengindir.120 Betakarotenin hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önleyici özelliği vardır.
   Loğusa Gıdası-bebek maması : Resûlûllah (s.a.v.) Efendimiz - "Kadınlarınıza loğusa döne­minde hurma yediriniz. Kim loğusalığında hurma yerse onun çocuğu AKILLI ve AĞIR­BAŞLI olur. Çünkü hurma Hz. Meryem'in loğusalığındaki yiyeceği idi. (Hz. Meryem vali­demize Allah (c.c.) kuru bir hurma ağacından onu vermişti). Şayet (loğusa için) hurmadan daha iyi bir yiyecek olsa idi Allah (c.c.) Onu Meryem’e ikram ederdi." buyurarak hurmanın önemini belirtmişlerdir.
   Tabiplerde yaptıktan araştırmalarda hurmanın antiseptik olduğunu, loğusalık yaralarını çabuk iyileştiren bir ilaç olduğunu, süt arttırdığını, bebeği beslediğini, içindeki potasyumun çocukların büyümesini sağlayan ideal besin olduğunu belirtmişlerdir. Bebe ilk doğunca damağına dünya gıdası olarak hurma ezip ovuşturmak, hurma ezmesi tattırmak, sünnettir ve bebeğin zeki olmasını sağlayan ilaçtır.
   Loğusa, hurmayı sade olarak yer, süte ıslayıp yer, bebeğe de hurma şıralı sütten yedirir. Polenli hurma macunu yapıp yer ve bebeğe de yedirir.
   Doğum kolaylaştırıcı : Rahim adalesini kuvvetlendirir. Bu özellik doğumu kolaylaştırır. Hurma macununa 1/3'ü kadar defne tohumu öğütülüp karıştırılarak, doğuma l hafta kala yenmeye de­vam edilirse. Doğum ağrısız ve çok kolay olur. Bebeğin büyümesini sağlayıcı : Hurmada potasyum miktarı bol olduğu için bebeğin gelişmesi­ni, gürbüzleşmesini, hasta olmamasını sağlar.
    Bebeğin ilk tatması gereken besin anne sütü veya Peygamberimizin (s.a.a) torunlarına yaptığı gibi damağına bir miktar hurma sürmek olmalıdır.Böylece bebekte sünnete uygun beslenerek hayata adımını atmış olur.
Kaynak: www.kuranmucizeleri.com ve Biyolog Yaşar Yeni’nin araştırmalarından yararlanılmıştır

8 Eylül 2009 Salı

Kreşde ilk günümüz

Babamızın  bu gün okulda işi olduğundan Karakuzuyu bu gün ilk defa deneme amaçlı  Kreşe bırakacak..Ay nasıl heyecenlıyım sanki bi şey olacak ,bu kadar kaygıda fazla  biliyorum  ama kendimi alamıyorum işde .

Karakuzum akşamdan hazırlıklara başladı ne giysem ,hangi tokamı ,kolyemi taksam  diye .Banyosunu yaptı erkendene de uyudu.İnşallah iyi bir gün geçirisin canım yavrum.Gerçi şu an fazla çocuk yok, daha okullarla açılacak ama tek tük gelen çocuklar varmış.Babamızla konuştum şimdi nasıl rahat benim gibi düşünceleri yok sadece okula yetişmem lazım beni oyalama şimdi demez mi?Rahat rahat konuşamadım bile ya bende buraya yazmaya karar verdim.:(



7 Eylül 2009 Pazartesi

İlk mimim

 Sevgili arkadaşım http://duruseferler.blogspot.com/  bizi mimlermiş.Bu benim ilk mimim ve çok sevindim .Tşk.Gelelim en çok sevdiğimiz 7 şeye:

  1. Kızmla ve eşimle vakit geçirmek,
  2. Annemle ve babamla vakit geçirmek,
  3. Örgü örmek
  4. Tv izlemek,
  5. Alış veriş yapmak,
  6. Canım arkadaşlarım İlkay ve Kezbanla  msn de yazışmak,
  7. Bloğum ve bloğ arkadaşlarım.

En sevdiğim bloklara gelince  listemde olan bütün blokları seviyorum ve takip ediyorum.Ama  bilgisayarda gezerken ilk karşılaştığım  ve severek takip ettiğim ilk iki bloğ Anne kaz ve Nalan hobi oldu .
ve  mimlediğim bloğlara gelince:
  1. http://iyimisin.blogspot.com/
  2. http://dedesininkuzusu.blogspot.com/
  3. http://tazenane.blogspot.com/
  4. http://yasamladans.blogspot.com/
Kolay gelsin arkadaşlar

Nazlı nenemiz


Dursun teyzemizin apartmanında oturan sevimli Nazlı nenemiz.Benim çocukluğumda bizim mahallede yaşlı nenelerimiz vardı ve bize çok sık gelirlerdi.Biz nene değil ebe derdik.Fadim ana ebemiz,Selver ebemiz,Ayşe ebemiz vardı.Hepside çok sevimlilerdi bizide şekerle sevindirirlerdi.Şimdi o çocukluğumuzdaki evler yıkıldı,ebelerimiz öldü, komşularımız değişti.Hepsi yalan oldu.Hayat hem çok güzel, hem çok acımasız.
Bak aklıma gelince nasılda hüzünlendim burnumun kemiği sızladı yaa.Hepsine Rabbim rahmet eylesin.Mekanları cennet olsun inşallah.
Nazlı teyzemiz yanlız yaşıyor çocukları gelip gidiyor ilgileniyorlar fakat rahat edemiyorum diye evinden ayrılmıyor; bu evi bana koyup giden eşimden Allah razı olsun diyor.İnsanın evi gibi yok diyor ama ben onu öyle balkonda yalnız gördüm mü üzülüyorum.Bazen ne yemek yaparsam gönderdim eşimle ama bu seferde ben ne verirsem tabağıma hep bi şeyler koyuyor izraplanıyor, hep kızıma bi şeyler alınca bende üzüldüm onu sıkıntıya soktuğum için.Ama dedim ya biz çocukluğumuzdan alışkındık ne pişerse yaşlılara gönderirdi annem ,ablam.
Şimdi apartmanda kimse kimseyi tanımıyor,tanışasa komşuluk yok.Nazlı nenenin aparmanındakilerden her gün biri çağırsa yemeğe; kapısını çalsa güzel olmaz mıydı?
Allah korusun ölse kalsa kimsenin haberi olmaz.Herkez kendi derdinde.....
İki senedir ilk ifatrımızı Dursun teyzemiz ve Nazlı ebemizle açtık.Benim için de güzel oldu.Cuma günü kızımı almaya giderken baktım balkonda hemen bi fotoğrafını çekeyim dedim belki bi dahaya ya olurya olmaz dedim içimden Rabbim sağlıklı ömürler versin tabii.82 yaşında maşallah çok dinç ,hafızası yerinde. O da baksana nasıl poz verdi:)))))Çok şeker yaa....

6 Eylül 2009 Pazar

Ne yapsak acaba?

Dün babamızın okulda sabahçı değil, öğlenci olduğunu öğrendik.Üzüldük aslını söylemek gerekirse.Çünkü Dursun teyzemiz sabahtan saat 3 kadar bakıyordu karakuzuya.Özlem ablamızda bu yıl sınava gireceğinden karakuzunun sorun oluşturacağına Dursun teyzemizin fazla ilgilenemeyeceğini düşündük çünkü sabahçı olursa saat altıya kadar durması gerekiyordu.Bu yıl kreşe vermeye karar verdik.Öğleden sonra arkadaşın kızının gittiği anaokuluna gittik tavsiye üzerine.Gayet sıcak bir ortamdı.Karakuzu çok beğendi anne ne olur ben buraya gönderin dedi sevindik; korkumuz çabuk bıkması.
Ben yarım gün gitmesini istedim ama babamız tüm gün gitsin gününü dolu dolu geçirsin erken uyumaya alışsın dedi.Çok geç yatıyor tabi çok da geç kalkıyordu.
akşam erkenden uyudu anneciğim okula gidecem ya kendimi iyi hissetmem içim uyumam lazım dedi ve odasına gidip hazırlanıp uyudu.Kızım çok hevesli.Annelik işde acaba açmı kalır? canımı sıkılır? üşürmü? terlermi? iyi ilgilenebilirlerimi? diye kafamda soru işaretleri vardı.Dursun teyzemiz iyi bakıyordu ama yalnız olduğundan paylaşmayı yaşıtlarıyla oynamasını bilmiyordu bu seferde.
Hep korumacılığa alıştığı için hakkını savunmasını bilmiyor her şeye ağlıyor çok zayıf karakterli.Biraz önce yine ağladı boş şeyler için kızdım bende ,sonra üzüldüm tabi.Bana öyle bi laf dediki güleyim mi üzüleyim mi bilemedim.
Hep senmi ağlayacaksın ben insan değilmiyim demez mi?Nerden bulur bu lafları bilmem.Hiç arabeks müzikde dinlemeyiz ama.
Dünde anneciğim biliyormusun büyümenin en güzel yanı kendi kendine giyenebilmekdir ,makyaj yapabilmekdir demezmi? nerden duydun bunu dedim Kayyu dan dedi ama makyaj yapabilmeyi kendi uydurdu tabi.Yatareken kaşlarını karıştırıyor güya dağıtıyormuş,dağıtılacak kaşda yok ama.Sabah kalkınca da aynanın karşında eliyle kaşlarını düzeltiyor.Büyüyünce ne yapacağım bilmiyorum.

4 Eylül 2009 Cuma

Babannemiz


Babamız çarşamba iftardan sonra amcamızla ünv kayıt için gittiğinden babaannemizle kalıyorduk.Karakuzu çok mutluydu babaannesiyle olmaktan ama birlikteliğimiz kısa sürdü.Dün işten eve geldiğimde karakuzuda babaannemizde üzgündü.Küçük halamız hamileydi daha doğumuna 2 ay vardı ama 7 aylık doğum yapmış sezer yanla hastanedeymiş.Kızım kal dersen kalayım ama aklım orda deyince kal diyemez ki insan sonuçta herkes doğum anında annesini ister yanında anne iftardan sonra git dedim ama kızım nasıl ağlıyor daha yeni geldin beraber oynayacaktık ne olur gitme diye.Onun anlayacağı şekilde olayı anlatmaya çalışlım amane olursa olsun babannemizim gitmesini istemiyordu tabi.Bak anneciğim bebekler annelerinin karnında zamanı gelince dünyaya gelmek isteler ama halamızın oğlu biraz acele etmiş.Sıkılmış annesinin karnında bi an önce dünyaya geleyimdi oynanyayaım demiş diyince gülüverdi anneciğim bende oyuncak ayım kadar mıydım dedi:))Neyse iftardan sonra babaannemizi yolcu ettik.Allatan otogar yakınızda.Dönüşle markete gititk karakuzunun gönlünü yapmak için.Ama baya tedirgin oldum gece tek başına dışarıda olmaktan.Eve kendimizi zor attık biraz çizgi flim izledikten sonra uyuduk.Sabah işe geç geldim biraz izin aldım.Kızımı öyle apartopar Dursun teyzemize vermek istemedim.Biraz uyusn istedim.Kalkınca bi banyo yaptırdım kıyafetlerini giydirdim.Bende hazırlanmaya başaldım birlikte çıkalım diye bu arada benim karakuzu
geçmiş aynanın karşısına kaşlarını düzeltiyor kimden gördüyse artık ablamızda çok süslü ama anneciğim özlem ablam sivilcelerini gizlemek için değil kakülü sevdiği için önüne getiriyormuş dedi:)))
(Ben kızarım Özlem ablamıza şu saçlarını gözünün önünden çek diye bak karakuzuda seni örnek alıyor diye )
Neyse işe geldiğimde saat 10 du.Arkadaşlar dalga geçtiler ,iki gün sahura kalkıp yemek hazırladığından mı geç kaldın dediler.Sahurda ne yersem yiyeyim mide ağrısı çekiyorum.Genelde akşam ne yersem onunla tutuyorum, alıştım artık.Allah razı olsun eşim de bu konuda çok anlayışlı.
İnşallah bebeğimiz de halamızda çabuk toparlanır.İkisine de geçmiş olsun diyorum.
Kızımın bu şehirde dursun teyzesinden(bakıcımız diyemiyorum bakıcıdan çok anne gibi saolsun) başka kimsesi yok.Şimdi aklı ermeye başlayınca annaneyi, babanneyi, dedeleri daha çok istiyor.

3 Eylül 2009 Perşembe

YAŞAMIN FISILTILARINI DİNLEYİN,

Bu sabah aldığım çok güzel bi e-maili paylaşmak istedim.

Genç bir Yönetici, yeni Jaguar''ı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti.
Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı.
Bunu yaparken de bağırıyordu: "Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu?" Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi.
"Lütfen amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim,bilemedim. Taşı attım, çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı."

Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti. "Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum."
Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu:
"Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır."
Genç yönetici ne diyeceğini bilemez halde boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı.
Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi.
Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı: Hiç bir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme.

Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur.
Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Tül perde temizliği

Ön yıkama da perdenın özellikle isli olan yerlerine arap sabunu sürüp birazda sirke katıp deterjan koymadan yıkanır.
ilk yıkama bıtınce 2. bölüme 1tatlı kaşığı tuz ,bir yemek kaşığı soda koyarsanız isinin daha kolay çözüldüğünü göreceksiniz biraz da bulaşık deterjanı parlamasını sağlar.Yıkarken ekleyeceğiniz 1 tatlı kaşığı şeker kolalanmasını sağlayıp ütü sorunu hafifler.Perdeyi katlayarak makinaya koyup aralarına sabun tozu(kalıp sabun rendelenip konulabilir) serpmek de hem temizlik hem de ütü açısından kolay oluyor.Yalnız duralamayı bi kaç kez yaptırmakta fayda var.Sabunlu olursa malesef çok kolay kirleniyor.

İftar yemeği


Dün akşam işyerinin iftar yemeği vardı..En çok kızımın hoşuna gitti tabi.Perilerle beraber oturduk.Küçük Berra o kadar yaramazdı ki annesine bişey yedirtmedi.Perinin neden bu kadar zayıfladığı anlaşılmış oldu.Ben şimdilik rahatım karakuzum büyüdü abla oldu artık ama.......

1 Eylül 2009 Salı

Haftasonumuz


Hafta sonun kızıma söz vermişdim bütün günümü sana ayıracam diye ama yine yapamadım.Başımı yastıkdan kaldıramadım ayağa kalktım mı başım nasıl dönüyordu duvara tutunarak yürüdüm.Tansiyonum düştümü-çıktımı bilemedim.Acaba sorun tansiyon değil de kollestrolmüydü? En kısa zamanda bi tahlil yaptırmak lazım.Akşam üzeri biraz düzelince kızımla teflon tavada mayalı hamurdan ekmek yaptık.Şimdiye kadar neden yapmadım ki dedim.Hem çok kolay oldu.Kızım açtı ben pişirdim:)))Ama unu hamura dönüştürmek bana nedense hep zor geliyor.


Pazar günü dişarı çıkalım dedik.Ay nasıl sıcak vardı öyle.Tubaya baskın yapalım evdeyse Elif bebişi sevelim diye yola çıkdık ama ne mümkün Tubamızı evde bulmak.Neyse yürümüş olduk biraz sonra markete gittik Karakuzuya dondurma biraz kırıntı aldık eve geldik.


Evde biraz boyama ve resim yaptık.Sonra birlikde Kayyu'nun maceralarını izledik.Kızımın istediği gibi değerlendiremedik günümüzü ama yinede ben yanında olduğum içim mutluydu.Anne sabah işe gidecenmi demeye başladı yine.