“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)
Lilypie Kids Birthday tickers
Pratik bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pratik bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2011 Cuma

Geri dönüşüm

Gerçekten basit  ve kullanışlı bir geri dönüşüm ve de çok hoş gözüküyor değil mi?

2 Şubat 2011 Çarşamba

Dolaplara ara raf yapılır:)


Fayanslara derz dolguydu ,duvar boyasıydı derken  geçen ay mutfak dolaplarına el attım. Komşum yaptırmıştı  benimde ihtiyacım vardı.İnternette ev düzenlemesiyle ilgili  gezinirken bunun hiçte zor olmadığını gördüm. Pasta çörekle pek aram olmasa da böyle işlerle uğraşmayı seviyorum.  
Ölçüyü aldım doğru Praktikere gittim.Ölçüye göre 2 raf kestirdim .Raf çivisi ve kenar kaplamasını da aldıktan sonra  eve geldim.Önce ütüyle kenarlarını kapladım. Gerekli ölçümleri yaptıktan sonra   dolabları boşattım eşimden yardım bekleme  başladım.Bi çivi çakma işi kaldı  ama hiç oralı değil . Bir gün böyle dağınık bekledim. İş başa düştü . Aldım elime keseri çaktım çivileri .Bayada  hoşuma gitti.Bardaklar için 2 raf  oldu 4 raf .... 
Baktım ki bu iş o kadar zor değil hazır elim alışmışken  tabak bölümüne de el atmak için tekrar koştum Praktikere.Böylece günlük kullandığım yerlere daha çok  şey koyabildim.
Sırada gardolabım ve  ayakkabı dolabım var.:)

24 Ocak 2011 Pazartesi

Fermuarlı Nevresim Takımı

 Fermuarlı yorgan'ı görür görmez bayıldım. Daha önce kızıma battaniyeden tulum tasarlamıştım.Böyle bi şey hiç aklıma gelmedi doğrusu.. Dikiş bilenler için çok kolay bir şey.  Bu nevresim takımı İkea'da satılıyormuş ama  İkea  Konya'da  yok  maalesef.Hazır bir nevresim takımına  uzun bir   fermuar  dikil dimi iş tamam.

Gerçi deli yatan çocuklar için bu yorgan  çözüm olurmu bilmem ama denemekte fayda var:)

27 Aralık 2010 Pazartesi

T-Shirt katlama aleti yapımı

Benim için  çamaşırları düzgün  katlamak önemli.  Sadece koli kartonu ve koli bandı kullanılarak yapılan  bu çalışma tam benlik.Ayrıntılı olarak buradan  nasıl yapıldığını izleyebilirsiniz

25 Mayıs 2010 Salı

YUMURTA AKI....

Hiçbir zaman bunu kullanmak gerekmeyeceği düşünülür, ama gerektiğinde...
Yumurta akı kullanılarak yanıklar basit ve etkin biçimde tedavi edilebilir.
Bu yöntem itfaiyecilerin eğitimi sırasında ders olarak verilmiştir

Bir yanık meydana geldiğinde, kapsadığı alan ne olursa olsun ilk yardım, etkilenen alanı sıcaklık azalıncaya ve deri tabakalarını yakmayı bırakıncaya kadar soğuk suyun altına tutmak ve sonrasında bu bölgeye yumurta akı uygulamaktan oluşmaktadır.

Bir kimsenin elinin büyük bir kısmı kaynar su ile yandığında, duyduğu büyük acıya rağmen elini soğuk su musluğunun altına tutmuş ve sonrasında 2 yumurta kırmış, aklarını ayırmış ve çırpmış ve elini içine daldırmıştır.

Eli o denli yanmış durumdadır ki yumurta akı uygulanır uygulanmaz derisi kurumuş ve yumurta akı bir film tabakası oluşturmuştur.

Daha sonra bu kişi yumurta akının doğal bir kollajen (bir tür albüminoid) olduğunu öğrenmiş ve en az bir saat boyunca eline tabaka üzerine tabaka gelecek şekilde yumurta akı uygulamıştır. Öğleden sonra hiçbir acı duymaz olmuştur. Ertesi sabah yanık bölgesinde nerdeyse belirsiz bir kırmızımsı leke kalmıştır. Elinde sürekli ve feci görünüşlü bir yara izi kalacağını düşünürken 10 gün sonra geride hiçbir yanık izi kalmamış ve hatta deri eski normal rengine yeniden kavuşmuştur!
Yanan bölge yumurta akında mevcut ve aslında vitamin dolu bir plasenta (etene) olan kollajen sayesinde tamamen yenilenmiştir.

23 Ocak 2010 Cumartesi

GDO'lu diyet tarifleri



Haliyle panik halindesiniz... "Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş
organizma yemekten nasıl kurtuluruz?" filan.
Şöyle...
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhanayaparken,
siz, "Aman annane be, boş versene" deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya...
Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp,bir kenara yazmadınız ya...
İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse...Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano
çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli..
Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor!
Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği
değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için..
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına
koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi "köylü işi", vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları "modernite" sandığınız için, daha
10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul'un güneşi müsait
değil, anlarım, zor mudur İzmir'de, Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye...
İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak?
Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan
medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun,
hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona,ukalalık etmesin, götürün aktara,
hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj
almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli
tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini mi sanıyorsun?
Çin'den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan...İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin!
Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla,
Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa,
Şemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile.
Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik.
Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
=== Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.===

                                                                                                         YILMAZ ÖZDİL

12 Ocak 2010 Salı

Aliminyum folyo

Aliminyum folyadan o kadar değişik yerde faydalanmışlarki görünce  paylaşmak istedim.Daha ayrıntılı olarak buradan bakabilirsiniz.

bulaşık  teli olarak kullanmak bana en ilgiç geleniydi. Ütü masasında kullanınca ısısyı alttan ilettiği için daha kolay ütü yapılmasını sağlıyormuş.

Bazı arkadaşlardanda duymuştum kalorifer peteklerinin arkasına konuluncada ısısnın duvardan dışarı gitmesini engelliyormuş ütü masasını görünce aklıma geldi:)))Gayet mantıklı değilmi.Eşyaların altınada koyduğumuzda çizilmeyi, iz yapmayı engelliyormuş.Daha neler neler  dediğim gibi yukardaki siteyi ziyaret edin.Aman dikkat  kansorejen olduğu için yiyeceklerle birlikde kullanmayalım.

8 Ocak 2010 Cuma

Oda spreyinizi kendiniz yapın



***1 cup(200-250) arı su
5-7 damla ucucu yağ(menekşe,lavanta v.s)
,bir sprey kutusunun içine  bu karışımı koyup sallıyoruz.Oda spreyinin kokususnu uçucu yağ mikatrını artırarak ayarlayabilirz.Çok basit geldi denemek lazım değilmi?Ama benim kullandığım diğer pratik yöntemse  şu:

***Yumuşatıcıyı sprey kutususnun yarısına kadar doldurup üzerine kaynar su döküp çözdürüyorum,parfüm olarak  kullanıyorum .Ev sürekli temizlik kokuyor ; bazı arkadaşlar bu karışımı tuvaletteki fırçalıkların içine döküyolar  ama fırçalıklar için en iyisi sulandırılmış domestos bence.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Pratik bilgiler

Ekonomik kriz, özellikle ev ekonomimizi derinden etkilemeye devam ederken, biz paramızı ve zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını araştır olduk. Evimizdeki hemen hemen herşeyi birden çok defa kullanabilmek için neyin nerede kullanılacağını bilmeniz gerekiyor. Bİrçok şey amaçları dışında pratik olarak kullanılabiliyor buradan  daha güzel bilgilerdende faydalanabilirsiniz

Aspirin: Biten araba akünüzü aspirin ile tekrar canlandırabilirsiniz. Eğer etrafta, arabanızı çalıştırmak için size yardım edebilecek kimse yoksa akünüzün içerisine 2 tablet aspirin atarak arabanızın tekrar çalışmasını sağlayabilirsiniz. Asetilsalisilik asit, akünün içerisindeki sülfürik asit ile birleşerek son bir şarj üretip arabanızın çalışmasına yardımcı olacaktır
.
Karbonat: Tıkanmış mutfak giderini temizlemek için tesisatçıyı aramanıza gerek yok. 200 gr. Karbonatı tıkanmış deliğe dökün ardında da 200 ml. sıcak sirke ekleyin. Birkaç dakika bekledikten sonra 1 litre kaynar suyu dökün. Tesisatçıya gerek duymadan tıkanmış giderlerinizi en ucuz yoldan açmış olacaksınız.

Mısır unu: Düğümlenmiş ayakkabı bapları ya da ipler, inatçı bir şekilde çözülemezler. Düğümün üzerine bir parça mısır unu serpiştirin. Böylece düğümü çözmek daha kolay olacak ve size zaman kazandıracak.

Bebek bezleri: Bitkilerinizin daha uzun süre su tutmasını mı istiyorsunuz? Bitkilerinizi dikmeden önce, saksınızın dibine, emici tarafı yukarıya gelecek şekilde bir bebek bezi yerleştirin. Bebek bezi suyu içine çekecek ve bitkinizin suyu çabucak emerek kurumasını engelleyecektir.

Saç kremi: Ayakkabılarınızı kötü havaların etkisinden koruyabilir. Kış boyunca, ayakkabılarınıza bir miktar saç kremi sürerek tuz ve kimyasalları ayakkabınızdan uzak tutarak onları koruma altına alabilirsiniz.

Ketçap: Gümüş takılarınızı, ketçap dolu bir kasenin içinde 5 dakika bekletin. Daha sonra takıların işlemeli kısımlarının da parlaması için eski bir diş fırçasıyla hafifçe fırçalayın. Durulayıp kurumaya bırakın.

Limon: Bir manikürcüye gerek duymadan da, evinizde bir limon yardımıyla tırnaklarınıza bakım yapabilirsiniz. 200 ml ılık suya yarım limon suyu ekleyin ve tırnaklarınızı 5 dakika boyunca içerisinde bekletin. Tırnaklarınızın üst kısmındaki ölü deriyi yukarı doğru ittikten sonra, tırnaklarınızı limon kabuğuyla ovun.

Mayonez: Bir parça mayonezle saçınıza ve saç derinize, sanki saç kremi kullanıyormuşsunuz gibi masaj yapın. Daha sonra saçlarınızı duş bonesiyle kapatıp birkaç dakika bekleyin ve şampuan yardımıyla yıkayın. Sonuç olarak saçlarınız mükemmel bir parlaklığa kavuşacak.,

Tırnak cilası: Gömlek düğmelerinin içindeki ipliklerin üzerine bir damla renksiz tırnak cilası damlatarak, gömleklerinizin üzerinizde daha düzgün bir şekilde durmasını sağlayabilirsiniz. Bu yolla ipliklerin aşınarak yıpranmasını ve üzerinizde şekilsiz durmasına engel olur.

Zeytinyağı: Kendi mobilya cilanızı kendiniz yapın! Üstelik ticari ürünlere göre çok daha iyi sonuçlar verecektir. Beyaz sirke ya da limonla karıştırdığınız zeytinyağını, sprey başlığı olan bir kutunun içerisine boşaltın. İyice çalkaladıktan sonra mobilyalarınızın üzerine sıkın. 2 dakika beklettikten sonra temiz bir bez ya da kağıt havluyla temizleyin.

Tuz: Bir parça tuz ve su yardımıyla mobilyalarınızın üzerindeki su lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz. Bir tatlı kaşığı tuzu, birkaç damla suyla karıştırarak elde edeceğiniz bir karışımı lekeli yüzeye uygulayın. Leke çıkıncaya kadar yumuşak bir şekilde ovalayın.

Külotlu çorap: Eksi ya da yırtık külotlu çoraplarınızla, parlak ve sanki yeni cilanmış görüntüsü veren ayakkabılar elde edin. Yapmanız gereken sadece eski çorabınızla ayakkabınızın üstünü ovalamak. Bu denemiş olduğunuz diğer yöntemlerden daha çok işe yarıyor.

Sirke: Sirke boğaz ağrınızı geçirebilir. 1 yemek kaşığı sirke ve 1 çay kaşığı tuzu, bir bardak ılık suyun içerisinde eritip günde birkaç kez gargara yapın. Kaynak: www.guncel.net

13 Eylül 2009 Pazar

Rezistans gerçeği için bi uyarı...

Sizlere aldığım bi maeli paylaşmak istedim
Çamaşır makinelerinde kireç koruyucu olarak kullanılan Calgona 1 yıl içersinde verdiğimiz toplam para ile koruduğumuz rezistansı 4 defa yenisi ile eğiştirebileceğ imiz gerçeği beni reklamın insanlar üzerindeki etkileri konusunda daha çok düşünmeye sevk etti. Uzun zamandır Calgon ile ilgili reklamlar nedeniyle ben de, bir çok tüketici gibi Makinemin rezistansında sorun yaşamamak için Calgon kullanan biriyim. Bugüne kadar, 'Calgon marka kireç koruyucu kullanmasam ve makinem arızalansa,bana servis ücreti ilebirlikte bir rezistans kaça mal olur'sorusunu, doğrusu kendime hiç sormadım.
Gelin şimdi bu soruyu kendimize soralım ve örneğin Vestel Marka (WMU800–1200) çamaşır makinesi olan bir tüketicinin, hiç ! kireç Koruyucusu kullanmadığını varsayarak, aile bütçesine ne kadar bir yük geleceğinin hesabını birlikte yapalım:
1000 gr lık Calgon Fiyatı 8,25 YTL
1 Yıllık Calgon Fiyatı 99,00 YTL.
Rezistans+İşçilik Fiyatı 21,00 YTL
Harcanan para 4 rezistansa bedel
Yukarıdaki tabloya göre, ayda 1 Kg. lık Calgon kullanan bir aile,Calgon' a bir yılda verdiği toplam para ile tam 4 defa rezistansını değiştirebiliyor ve üstelik 15 lira da arttırıyor. Eğer matematiksel bir yanlış yoksa, tasarruf sağlayan Calgon ile ilgili olarak yaptığım hesap ortada. Karar sizin.
Bilimsel araştırmalara bu kadar önem gösteren bir firmanın yaptığı reklamın,tüketici üzerindeki etkilerini araştırmak için sokağa çıkarak,'Calgon ne işe yarar, neyi korur' sorularını sorması yeterli olacak. Ayrıca Calgon kutusu üzerinde ürünün içeriği ile ilgili hiçbir ibare! yok.
Firma yetkilisi bu sorumuza da, 'kanuni bir zorunluluk olsaydı, koyardık' demekle yetindi. Oysa ki, Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesinde de yer alan 'tüketicinin bilgi edinme hakkı'nı göz önünde bulundurduğumuzda, Calgon evrensel bir tüketici hakkını ihlal etmektedir.
Son not (Bu bana ait):
Eğer makineniz çift su girişli ise ve gerektiği zaman sıcak su alıyorsa, rezistansınız hiçbir zaman zaten çalışmaz, (çünkü rezistans su ısıtır)dolayısı ile arızalanmaz, dolayısı ile Calgon kullanmanıza gerek yoktur.
Reklamlarda gösterilen 'bozuk' rezistans, muhtemelen kuyu suyu ile kullanılan bir makineden sökülmüştür.
Büyük şehirlerin hiç birinde su bu kadar kireçli değildir. İnanmıyorsanız, bulaşık makinenizin rezistansına bakabilirsiniz. Bulaşık makinesi ise soğuk su alır ve kesinlikle her yıkamada rezistansı kullanır.
Bu maili en az 10 kişiye atmak şans getirmez ama aile bütcesine katkı getireceğinden eminim...))) Sahtekar Yahudiler tarih boyunca örnekleri var.. Müslümanları dolandırıyorlar.. uyanık ol Müslüman!!! Hacı Şakir sabunlarının Yahudilerin olması gibi... neden Hacı Şakir ..? Haham Şakir olsaydı Müslümanlar almazdı öyle değil mi?:)

27 Ağustos 2009 Perşembe

Bulaşık makinesinde sirke

Parlatıcılar petrol atıklarından yapılıyor ve makine kurutmaya geçmeden önce parlatıcıyı alıyor ve direkt kurutmaya geçiyor.Yani parlatıcı direkt makinedeki bulaşıkların üzerinde kalıyor.Ordanda bu atıklar midemize gidiyor.Ben uzun süredir parlatıcı yerine elma sirkesi kullanıyorum.Bazende içinde parlatıcıgözünde sirke olmasına rağmen durulama esnasında kapağını açıp yarım bardak sirkeyi hızlıca döküp kapatırım.Zaten bulaşıkları elde yıkarken bile sirkeli suyla durulamak gerekiyormuş.Ayrıca kulandığım limonları atmayıp kaşık selesine koyarım.Makinada koku olmuyor.İlk kullandığımda makinayı açtığımda sirke kokardı ama şimdi o koku azaldı. Pis kokmasından sa sirke kokması daha güzel bence .Denemenizi tavsiye ederim
Parlatıcı ayar düğmesi 5 de olsa daha iyi olur.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Çamaşır makinesinde kireç

Hafta sonu 1,5 litre( vardı sanırım)sirkeyi çamaşır makinesinin kazanına ve deterjan bölümüne boşalttım.Yüksek sıcaklıkda uzun praoğramda önyıkama yapmadan çalıştırdım. Makine duruncaya kadar bekledim.Makinemin işi tertemiz oldu ama borudan çıkan suyu göremedim tabi.
ALTIN ÖRGÜ sitesinde ki arkadaşların bir kısmı denemiş ve ve borudan akan suda toprak gibi simsiyah tortular dökülmüş.2 ayda bir yapmak lazımmış.Ben daha ilk defa denedim.Makinemin kapağını açtığımda sirke kokuyordu ama çamaşır yıkayınca bu koku gitti üstelik çamaşırlarım da sirke kokmadı.
Bazı arkadaşlar ise kireç sökücüyü ön yıkamasız uzun programa ayarlayıp 60 derecede kazana kireç çözü boşaltın çalıştırıp denemişler bunuda denemek lazım ama ben sirkeden menmun kaldım .Hem ekonomik hemde sağlığa zararlı değil.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Maydonozu saklama yöntemi


Maydonozu çok sevdiğim için soframda olmazsa olmazlarım arasındadır .Saklamak için tupperware (taper) saklama kaplarından bile aldım ama pek menmun kalmadım. Maydonozlarda hava almayanca koku oluşduğu için hep atmak zorunda kaldım.

Geçen hafta(2 hafta önce) bi şey keffettim .Belki herkezin bildiği bi şeydi ama ben daha yeni öğrendim.Maydonozu pazardan alırken ıslak olmayanı alıyorum eve gelince akşamdan sabaha kadar bi tepsiye yayıyorum yani iyice havalandırıyorum ki nem kalmasın diye. Sonra onu kuru bi örtünün içine sarıyorum poşetleyip buzdolabına koyuyorum.2 hafta olmasına rağmen maydonozlar da ne koku var ne renginde değişme. Tek tük sararanlar olmuyo değil aralarında ama çok az .

Bir hafta sonunda sardığımız örtüde nemlenme oluyor onu da tekrar kuru örtüyle değiştiriyorum.Bazıları gazeteye sarıyor ama onu sağlıklı bulmuyorum.Herkeze tavsiye ederim.Maydonozlarım çöpe gitmekden kurtuldu böylece...Aslında bu yöntemi sadece maydonozlar için değil bütün yeşilliklere uygulayacağım...