“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

29 Ocak 2010 Cuma

İlk Dişimiz Çıkdı

Dün öğlen telefonla karakuzuyla konuşurken anneciğim dişim sallanıyor tostumu yiyemiyorum diye ağladı.Çok üzüldüm daha beş yaşına Şubatın sonunda girecek ne kadar erken dişleri dökülürmü üstelik dişlerimizde hiç çürügümüzde yokken.  O kadar büyük tesadüf oldu ki akşam babamızın dişçide randevusu vardı .Anneciğim doktor amca sana hediye verecek ağlamassan dedim ve ne istediğini sordum hemen diş fırçası dedi.Diş doktorundan başka ne istenebilirdiki...Artık alel acele bi diş fırçası aldım .Gerçi çocuk fırçası olsa daha iyiydi ama  markete fazla çocuk fırçası çeşidi yokdu olanları da beğenmedim.Akşam iş çıkışı ailecek diş doktorumuza gittik
.Doktora karakuzu dışardayken bu fırçayı ona hediye etmesini istedim.Tamam benimde ufak bi hediyem var zaten dedi.Hediye alacağını biliyor ya gayet cesur davrandı .Gerçi daha öncede flor uygulaması için dişçi koltuğuna oturmuşdu.Önce dişe bir sıvı sıkdı tükürmeden beklemesi için 20 kadar saydım .Sonra doktor 1-2-3- deyince işlem tamam olacak dedi ama Daha 1 dedik ve mutlu son dişimiz çıkdı ve hiç açımadı .
Doktor amcasıda dişfırça ve topitop hediye edince çok sevindi.Keşke yanımda fotoğraf makinam olsaydı dişçi koltuğunda çekerdim.Artık başka sefere daha çok çıkacak :))))Karakuzumun gelişimi hızlı olduğu için kemik yaşıda büyükmüş maşallah ondan erken dişleri çıkıyormuş.Normalde 6 yaşında başlarmış.
.Gelmişken bende dişlerime tekrar baktırayım dedim.Baş ağrım olduğu zaman dişlerimde ağrıyor dedim.Dişlerimin flmini çekdi şu an bi sorun yok sanırım o ağrı sinizütten kaynaklanıyor dedi Diş etlerimin üzerindeki sinizüt keseciklerini gösterdi.Şaşırdım ben miğren hastasıyım sinüzitle ikisi bir olurmu diye.
Evet karakuzum büyüdüde dişemeye başladı çok duygulandım kızızmın bu halina bakıp.........
Kendiside çok şaşkın anneciğim sistemli konuşamıyorum dilim oraya gidiyor dedi. Alışırsın gayetde sisitemli konuşuyorsun üzülme dedim.Sisitemli ne demekse nerden duyduksa artık:))))Daha dün dizinin birinde dövüşen iki arkadaşı görünce sen  vatandaş mısında bu kavga edenlere bakıyorsun demişdi.Vatandaşı erkek anlamında kulanmışdı.Çok ilgiç kelimeler kullanıyor şu günlerde ....


28 Ocak 2010 Perşembe

Bir varmış bir yokmuş hayat kısaca bu



Dün bu saatlerde orta yaşlı bir amca 18 kattan atlayarak intehar etti yanıbaşımızda.Sadece etrafa saçılan ayakkabılarına bakabildim .Sanki bu şiir onun duygularını anlattı bana.Bir an onun pisikolojisini anlayama çalışdım.Sevdiklerine yani eşine ,çocuklarına ,son bir kez anlamlı anlamlı bakıp sessizce vedalaşmak . Son bi kez yürümek sokağında.....Sonrada gelip kendini boşluğa bırakmak....
Ne derdi vardıda canından bezmişdi acaba.Rabbim günahlarını affetsin,yakınlarına sabır versin.Aminn


Solan çiçek

Ölüm dediğin ne ki bana
Yaşadığım sıkıntılardan,ölüm vız gelir bana
Ölüm çözümdür benim için anlasana
Abi dedim,kardaş dedim,arkadaş dedim
Onlar bile bana acımasız bir tokat attı
Yaşamımda ayrı,ayrı acı renkli anılar kaldı
Ölüm çözümdür.benim için şimdi anlayınsanıza
Ben ölünce vasiyetim okunsun,oğlum ve kızıma
Ben yaşarken ateş düştü hep bu yüreğime
Ben ağlarken akan kanlı gözyaşım
Dayanmaz oldu bu genc yaşım
Ölüm çözümdür benim için anlayınsanıza
Bu yalan dünyada kaldım yapayanlız
Benim için anlamı kalmadı yaşamım
Eşim dediğim,dost dediğim,arkadaş dediğim
Yaşadığım sürece bana acıdan başka bişey vermediler
Rabbim beni yanına alacak birgün
Acılarım.üzüntülerim.bitecek huzur bulacağım o zaman
Demeyin sakın arkamdan,bu adam cok isyancı
Bıcak kemiğe dayandı,dayanmaz oldu bu can
Ölüm benim için çözümdür anlayınsanıza
                                                 Hatice Kuş

27 Ocak 2010 Çarşamba

Oyun hamurumuz


Son günlerde herşey o kadar üst üste geldiki hep üzülmekle geçti günlerim.Etrafımdaki insanlar ne kadar basit şeylerle bi o kadarda kolay kalp kırıyorlarki.....Bazen dostum mu düşmanım mı karar veremiyorum.
Hiçbir şeyi takmayıp rahat olan insanlara da şaşıyorum....Karakuzum  huyu inşallah bana benzemez diyecem ama burcu balık . Keşke başak veya akrep olsaydı ama malesef Balık ..Güçlü bir karekteri olmasını  herşeyi kafasına takmamasını o kadar istiyorum ki...Çünkü  insana hayat ve  arkadaşları çok acı şeyler öğretiyor .Önemli olan ders alıp aynı hatayı yaşamamak ama nerde.Canım kızım  her zaman yanında olup hep seni korumak,destek olmak,üzüntünü paylaşmak  isterim ama nereye kadar .......
Bu gün o kadar duygusal başladım ki güne  .Neyse konumuza dönelim .
Karakuzum   hamurla oynamayı çok sevdiği için ona akşam bi süpriz hazırmak istedim...Önceleri çok sık hazır oyun hamuru alıyordum ama sağlıklı olmadığını düşünerek kendim hazırlamaya çalışdım.İlk yaptıklarımda gıda boyası kullanmamışdım Ama renkli isteyince mecburen onuda denemek zorunda kaldım.Şu ana kadar hazırladığım hamurlar içerisinde malzemesi en bol bu oldu doğrusu:))
Malzemelerimiz:)))
  • 1.5 fincan un
  • 1 fincan tuz
  • 2 yemek kaşığı elma sirkesi
  • 4 yemek kaşığı sıvıyağ
  • biraz su
  • çok az kabartma tozu
  • bir miktar gıda boyası
  •  lavanta esansı (sirke kokusunu bastırsın diye)
Bütün malzemeleri karıştırıp kulak memesi kıvamında bi hamur elde ediyoruz.:))))
Evet çok ilginç bi hamur oldu ben suyu çok koyunca sulu oldu bir miktar daha un ilave ettim ve hamurumuzu üç parçaya ayırdım.İkisini dondurucuya attım .Dondurucudan çıkınca biraz hamur sulanıyor ama tekrar unla sertleştirip veriyorum karakuzuya.Oynaması bittikden sonra cam kovonaza koymak lazım..Karakuzunun dantel örtünün üzerinde öyle rahat oynadığına bakmayın üzerinde şeffat naylon örtü var ne diyorlardı ona başka.Farkı renklerden bi kaç tane daha olsaydı daha güzel şeyler yapılabilirdi.....

23 Ocak 2010 Cumartesi

GDO'lu diyet tarifleri



Haliyle panik halindesiniz... "Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş
organizma yemekten nasıl kurtuluruz?" filan.
Şöyle...
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhanayaparken,
siz, "Aman annane be, boş versene" deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya...
Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp,bir kenara yazmadınız ya...
İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse...Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano
çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli..
Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor!
Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği
değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için..
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına
koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi "köylü işi", vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları "modernite" sandığınız için, daha
10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul'un güneşi müsait
değil, anlarım, zor mudur İzmir'de, Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye...
İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak?
Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan
medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun,
hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona,ukalalık etmesin, götürün aktara,
hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj
almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli
tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini mi sanıyorsun?
Çin'den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan...İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin!
Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla,
Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa,
Şemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile.
Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik.
Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
=== Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.===

                                                                                                         YILMAZ ÖZDİL

22 Ocak 2010 Cuma

öyle güzel bakmış ki gözlerime . . .‏

Öyle güzel bakmış ki gözlerime, kimseye öyle bakmamış ne geçmişte ne şimdi ne de gelecekte...



Parmak izlerim kimsenin parmak izine benzemiyor. Demek ki, benim parmak uçlarıma hiç kimsenin parmak ucuna dokunmadığı gibi dokunmuş. Sadece dokunmuş mu? Hâlâ dokunmakta. Her an yeni/den dokunmakta.
Retinam kimsenin retinasına benzemiyor. Demek ki, benim gözümün içine kimsenin gözünün içine bakmadığı gibi bakmış. Sadece bakmış mı? Hâlâ bakmakta. Şimdi gözlerimin içine yeni/den bakmakta. Ben gözlerimi kapatsam da, O gözlerimden bakışını ayırmamakta.
Yüzüm kimsenin yüzüne benzemiyor. Demek ki, benim yüzüme kimsenin yüzüne yönelmediği gibi yönelmiş. Sadece yönelmiş mi? Hâlâ yüzüme dönük ve yüzümün her noktasında çalışmakta. Ben O'ndan yüz çevirsem de, O benden yüz çevirmemekte . . .

Uzun bacaklı kızlar :))))


Kara kuzumun kardeş sevgisi yaptığı resimlere yansıdı. Bu ara hep uzun bacaklı kardeş kızlar çiziyor.Bu bacakların uzunlu ne böyle dediğimde uzun boylularda ondan diyor:))))

Büyük kızın çantası etek gibi olmuş gerçi ama burda önemli olan iki kardeşin ele ele tutuşması bence.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Bütün kızlar toplandık toplandık:)))))

Geçen hafta grip olduğum için 2 gün rapor almışdım.Karakuzuya bulaşmasın diye evde hep maskeyle dolaşdım Şükür 3 günde atlattım.Karakuzuyu ikinci gün Dursun teyzesine gönderdim ;Her ne kadar beni bıarakıp gitmek istemesede....Canım sıkılınca ne yapsam ne yapsam dedim gözüme bebekler ilişdi .Saçları hep dökülüyordu bende hepsinin saçlarını kesdim kopardım .(biri hariç büyük sarı saçlı yani Merve bebek zaten saçsızdı)Evde ki artık iplerle değişik saçlar yaptım yapıştırdım amötörce oldular biraz ama..Karakuzunun odasına güzelce bırakarak süpriz yaptım.Sırma saçlı bebişleri görünce o kadar sevindikiiii... Hiç durmadan teşekkür edip durdu.
Anneciğim keşke beni Allahü Teala'dan isterken kıvırcık saçlı isteseydin ben düz saçı sevmiyom dedi.Bende biraz uzasınsa saçların kıvırcık yaparız dedim.Yani yakında başlarız herhalde bigudilerle sarmaya :))
Bunca konuşmadan sonra topladım bütün kızları böye bir hatıra fotoğrafı çekindik.

Bütün kızlar toplandık toplandık
Sorduk neden yıprandık yıprandık yıprandık
Biz onlardan hoşlandık hoşlandık hoşlandık
Şimdi niye zorlandık zorlandık zorlandık

13 Ocak 2010 Çarşamba

Bir varmış,bir yokmuş



Kurban Bayramı içim memlekete gittiğimde çocukluğumun geçtiği mahalleden geçtiğimde kendimi çok kötü hissettim.Çocukluğumdan kalma çok nadir ev kalmışdı ertafta birisi de bu evdi.Bu evde benim ilkokul arkadaşım oturudu ve ben buraya ders çalışmaya giderdim .Arkadaşımın annesi(mekanı Cennet olsun) o kadar titizdiki heryer tertemizdi  ev yoldan biraz aşağıda olduğundan geçerken daha ayrıntılı incelerdim.  Bahçesinde papatyalar, güller ,zambaklar, menekşeler olurdu.Her geçtiğimde çiçeklere bayılırdım.Bu halini görünce sanki hiç kimse oturmamış,bahçesinde hiç çiçek açmamış, her şey yalanmış gibi geldi.Zaman ne kadar hızlı akıyor daha dün bu sokaklarda oynardık....
.Keşke doğup büyüdüğüm evinde bi fotoğrafı olasaydı ama bu halden farklı olmazdı tabi.Artık her yer yüksek evlerle doluyor ve kimse kimseyi tanımıyor,konuşmuyor en acısıda bu....Çocukluğuma gitmişken mahallemizde 3 tane nenemiz vardı ama biz ebe derdik .Selver Ebe,Fadime Ebe,Ayşe Ebe. Bize çok sık gelirlerdi çok severdik.Hepsine Rabbim rahmet edip günahlarını afferder inş.Mekanları cennet olsun....Aminnn
Evet bir gün bizde yalan olup gideceğiz  arkamızda hayırlı işler yapıp,hayırlı  evlatlar  bırakıp amel defterimiz kapanmassa ne mutlu bize yoksa bu yıkık dökük evden farklı olmaz halimiz

12 Ocak 2010 Salı

Aliminyum folyo

Aliminyum folyadan o kadar değişik yerde faydalanmışlarki görünce  paylaşmak istedim.Daha ayrıntılı olarak buradan bakabilirsiniz.

bulaşık  teli olarak kullanmak bana en ilgiç geleniydi. Ütü masasında kullanınca ısısyı alttan ilettiği için daha kolay ütü yapılmasını sağlıyormuş.

Bazı arkadaşlardanda duymuştum kalorifer peteklerinin arkasına konuluncada ısısnın duvardan dışarı gitmesini engelliyormuş ütü masasını görünce aklıma geldi:)))Gayet mantıklı değilmi.Eşyaların altınada koyduğumuzda çizilmeyi, iz yapmayı engelliyormuş.Daha neler neler  dediğim gibi yukardaki siteyi ziyaret edin.Aman dikkat  kansorejen olduğu için yiyeceklerle birlikde kullanmayalım.

8 Ocak 2010 Cuma

Oda spreyinizi kendiniz yapın



***1 cup(200-250) arı su
5-7 damla ucucu yağ(menekşe,lavanta v.s)
,bir sprey kutusunun içine  bu karışımı koyup sallıyoruz.Oda spreyinin kokususnu uçucu yağ mikatrını artırarak ayarlayabilirz.Çok basit geldi denemek lazım değilmi?Ama benim kullandığım diğer pratik yöntemse  şu:

***Yumuşatıcıyı sprey kutususnun yarısına kadar doldurup üzerine kaynar su döküp çözdürüyorum,parfüm olarak  kullanıyorum .Ev sürekli temizlik kokuyor ; bazı arkadaşlar bu karışımı tuvaletteki fırçalıkların içine döküyolar  ama fırçalıklar için en iyisi sulandırılmış domestos bence.

Dekoratif Danteller 2



Görünce çok beğendim aslında bilinen bir model ama böyle daha hoş olmuş.Şemasına buradan daha ayrıntılı bakabilirsiniz.

atasözlerimizdeki tezatlar :) :) :) 1‏

1. 'damlaya damlaya göl olur' / 'taşıma suyla değirmen dönmez'
2.. 'iyi insan lafın üstüne gelir' / 'iti an çomağı hazırla'
3.. 'bir elin nesi var iki elin sesi var' / 'nerde çokluk orda bokluk'
4.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azıcık aşım ağrısız başım'
5.. ' kervan yolda düzelir' / ' balık baştan kokar'
6.. 'söz gümüşse,sükut altındır' / 'sükut ikrardan gelir'
7.. 'harama uçkur çözülmez' / 'güzele bakmak sevaptır'
8..'harama el uzatilmaz' / 'üzümü ye bağını sorma"
9.. 'bülbülün çektiği dili belası' / 'bilmemek ayıp değil sormamak ayıp'
10.. 'eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir' / 'ye kürküm ye'
11.. 'eğri otur doğru söyle' / 'doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar'
12.. 'düşenin dostu olmaz' / 'dost kara günde belli olur'
13.. 'ava giden avlanır' / 'atın ölümü arpadan olsun'
14.. 'erken kalkan yol alır ' / 'acele işe şeytan karışır'
15.. 'birlikten kuvvet doğar' / 'körler sağırlar, birbirlerini ağırlar'
16.. 'tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır' / 'lafla peynir gemisi yürümez'
17.. 'gün ola harman ola' / 'perşembenin gelişi çarşambadan bellidir"
18.. 'ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol' / 'hocanın dediğini yap, yaptığını yapma"
19.. 'iyilik yap denize at' / 'merhametten maraz doğar" 20.. 'zararın neresinden dönülse kardır' / 'gelen gideni aratır"
21.. 'yüzü güzel olanın huyu da güzel olur' / 'yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev"
22.. 'akıl akıldan üstündür' / 'aklın yolu birdir"
23.. 'el elden üstündür' / 'alet işler el övünür"
24.. 'acı patlıcanı kırağı çalmaz' / 'yaşın yanında kuru da yanar"
25.. 'zorla güzellik olmaz' / 'zora dağlar dayanmaz"
26.. 'öfke baldan tatlıdır' / 'öfke ile kalkan zararla oturur"
27.. 'işleyen demir ışıldar' / 'insan yedisinde neyse yetmişinde de odur"
28.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azı karar çoğu zarar"
29.. 'insan kıymetini insan bilir' / 'insanoğlu çiğ süt emmiş"
30.. 'anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al' / 'beş parmağın beşi birbirine benzemez"
31.. 'olmaz olmaz deme, olmaz olmaz' / 'iş olacağına varır"
32.. 'eski dost düşman olmaz' / 'güvenme dostuna saman doldurur postuna"