“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Bire Bin Kazandıran Hazine: Teravih Namazı

Bire Bin Kazandıran Hazine: Teravih Namazı
Bir Ramazan akşamı cami imamının kapısını çalmış gençler.
— Hocam, demişler. Teravihe gelmek istiyoruz ama yatsıdan biraz sonra dünya kupası maçı var. Yetişebilir miyiz?

İmam gençleri kaçırmak istememiş.

— Tabiî ki yetişirsiniz çocuklar, ezan okununca camiye gelin, cevabını vermiş.

Yatsı ezanı okunmuş, gençler camiye koşmuş. İmam yatsıyı normal bir şekilde kıldırmış, ama sıra teravihe gelince bir koşturmaca başlamış. Öyle ki, gençler ikinci secdeden kalkarken yaşlılar birinciyi ancak yetiştiriyor. Herkes kan ter içinde kalmış.
Namaz biter bitmez, teravih kılmanın iç huzuruyla coşan gençler, “huşu içinde” maç izlemeye koşmuşlar. Cemaat dağılırken yaşlı bir amca imamın önünü kesmiş.

— Hocam, demiş. Ben bu namazdan bir şey anlamadım. O kadar hızlı kıldırdınız ki, secdede bir sübhane rabbiyel âlâ ancak diyebildim.

Genç imam gülmüş.

— Sen ona şükret amca. VAllâhi ben onu da diyemedim.

Tabiî teravihle ilgili bir fıkra bu. Belki de hiç yaşanmadı. Ancak bazı teravihlerde rükû ve secdede bir tesbihi ancak söyleyebiliyoruz. Cemaatin yoğun denetiminde olan bazı imamlar bıktırmamak için elinden geleni yapıyor.
“Amma yavaş kıldırdın hocam”, “Çok uzun okudun, neredeyse uyuyacaktım” gibi tepkiler imamları üzüyor. Zaten Ramazan’ın ilk günü tıklım tıklım olan camilerde cemaatin önce yarıya, sonra da üçte bire düşmesi “mesaj” olarak yetiyor.

Peki, teravihi cazip hale getirmenin yolu, giderek hızı arttırmak mı? Neredeyse hiçbir İslâm ülkesinde görülmeyen bir hızda kılınan teravih namazları, adeta bir akrobasiye veya 19 Mayıs hareketlerine dönüşüyor. Oysa teravih, en kuvvetli sünnetlerden. Peki, böyle mi kılıyordu Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.). Teravih zaten kelime olarak “istirahat ederek, rahat rahat kılınan namaz” demek. Öyle ki, sahabeler ve onları izleyenler, her rekâtta bir sayfa okuyarak Ramazan boyunca bir hatim yapıyorlarmış. Şimdi yanlışlıkla hatimle kıldırılan bir camiye girenler, iki rekât kıldıktan sonra çareyi kaçmakta buluyor.
Bir grup genç imamı namazdan sonra yargılıyorlar.

— Hocam, hani nasıl anlaşmıştık? İlk dört rekât iyiydik, ama birden yavaşladın.

Sol tarafa selam verirken müftüyü gören imam ne yapsın?

— Sormayın gençler, demiş. Radara yakalandık.

İyi ama tüm radarların üzerinde olan Rabbimizin kontrolünden uzak mı sandık kendimizi? Hani Onun “sem’i ve basar” sıfatları vardı? Her sözümüzü işitip, her anımızı görmüyor mu? Bütün yaptıklarımız, bütün ayrıntılarıyla melekler tarafından kameraya alınmıyor mu?

Belki de ülkemizin birçok şehrinde hızlı teravih kılınan camilere akın ediyor gençler. Hatta hızlı kılınan cami daha uzak olduğu için namazda geçen zamandan daha fazlasını yol yürüyerek kaybetseler bile.

Her Ramazan bir tartışma başlar.

— Teravih sekiz rekât mı, yirmi rekât mı?

Tartışmalar gazete köşelerinden televizyon ekranlarına kadar taşınır. Bana:

— Sekiz rekât kılsak olur mu hocam, diye sorduklarında hemen cevap veririm:
— Hiç kılmasan da olur. Ama kılarsan, çok iyi olur, muhteşem olur, sevabı ve fazileti muazzam olur.

Yine imam olduğum zaman gençler sorar:
— Hocam, kaç rekâtta bir selâm vereceksiniz?
— Çok sevap alalım diye iki rekâtta bir selâm vereceğiz, derim.
— Dört rekâtta bir versek…

Niçin böyle istiyorlar? Çünkü iki selâmla bir salâvat kârları olacak! Bunun her biri yaklaşık on saniye sürse, beş kez tekrarlanacağı için 50 saniye daha erken bitecek namaz.

Oysa bir bilsek bunun faziletini… Öncelikle iki rekât kılmak daha faziletli, daha sevaplı. Selâmı iki tarafımızdaki hafaza meleklerine veriyoruz. Hatta bazı Allâh dostları, sağ tarafa verirken peygamberlere, sol tarafa verirken de evliyalara selâm verdiğini söylüyor.

Salâvat ise Efendimizin (s.a.v.) bize şefaat etmesine vesile olacak. Hem bizim için ömür boyu dua eden, mahşerde “Ümmetim” diye yalvaracak olan Güzeller Güzeline bu kadar nankör ve vefasız olmakla ne kazanacağız?

Ramazan’da işlediğimiz her iyiliğe, yaptığımız her ibadete bin kat sevap veriliyor. Cehennem kapıları kapanıp Cennet kapıları açılıyor ve şeytanlar zincire vuruluyor. Af ve mağfiretin coştuğu, günah hamalı olan biz ahir zaman Müslümanları için kârlı bir ticaret mevsimi ve adeta kurtuluşumuz için bir can simidi olan Ramazan’ın müstesna bir ibadeti olan teravihi yeniden keşfetmek ve tavizsiz olarak uygulamak zorundayız.

Zaten ümmet olarak birçok nafile namazın hakkını veremiyoruz. Hiç değilse her bir rekâtı bin rekât olarak yazılan teravihe sarılalım. Her gün yirmi bin rekât namaz kılmış gibi sevap almayı kim istemez? Hiç kılmayıp terk etmekle ya da kabul olmayacak derecede hızlı kılmakla Allâh’ın rızasını reddettiğimizin farkında mıyız? İhmal ettiğimiz her bir teravih, Cennetteki bahçemizi küçülten, köşklerimizi azaltan bir hatadır. Belki de Cehennemin yollarını tıkayacak güzelim rekâtları, heba ediyoruz, heder ediyoruz…

Teravih, haşir meydanında hesap görülürken terazimizin sevap kefesini ağırlaştıracak muhteşem bir ibadettir. Kim bilir, tam da sevaplarımız az geldiğinde, Cehennem korkusundan zangır zangır titrerken, kalbimiz heyecandan gümbür gümbür atarken, güzel gökçek, dırahşan çehreli bir yiğit gibi teravih namazımız gelecek, hafif gelen sevap kefesine kurulacak ve bir anda her şey tersine dönecektir.

Hiç kimsenin hiç kimseye bir katkısı olmadığı o dehşetli günde bize şefaat edecek, elimizden tutacak olan teravihe niçin dört elle sarılmıyoruz?

Bakın ne diyor Sevgili Efendimiz (s.a.v.):
“Kim Ramazan ayının şeref ve faziletine inanarak, Cenab-ı Hakkın rızasını gözeterek Ramazan hatırası için teravih namazını kılarsa, geçmiş günahları affedilir.” (Buharî, Savm:69)

Kim bu müjdeye kavuşmak istemez? Ya şu müjdeye nail olmak için 20 rekât namaz az bile gelmez mi?

“Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan kimse o geceyi bütünüyle ibadetle geçirmiş olur.” (Tirmizî, Savm:61)

Teravihi, “nasıl olsa sünnet” düşüncesiyle asla hafife almamak gerekir. Hatta her zamanda ve her şartta tavizsiz bir tavrımız olmalı. Çünkü, yolculuk, hastalık, misafirlik, iş yoğunluğu gibi bir mazeretle kılmadığımız zaman nefsimiz alışkanlık kazanacak, hafife alacak ve önemsemeyecektir.

Ne zaman ki bir gün kılmayıp ihmal ettiniz; ertesi gün nefis şunu söylemeye hazırdır:

— Canım ne olacak kılmasan? Dün de kılmamıştın. Hem zaten farz bile değil. Üstelik birkaç kez 20 rekât kıldın. Oysa sekiz bile kılınırmış. Fazla kıldıklarını kılmadıklarına say.

Bazen de çok masum bir mazeretle geliyormuş gibidir nefis. Gün boyu Allâh yolunda bir hizmet için koşturmuşsunuzdur.

— Bugün teravihi kılmasan da olur. Zaten hizmet için koştun. Onun sevabı sana yeter de artar bile, diyerek kandırmaya çalışır.

Eski asırların insanları çok ibadet eder, tavizsiz yaşarlardı. Ara sıra gerçek mazeretleri olduğunda kılamaz, buna bile üzülürlerdi. Günümüz Müslümanları ise, bir bahaneyle teravihten kaçmak için fırsat kolluyor. Mazeretinin birisi gerçekse, birçoğu asılsız bahanelerden ibaret. Bu yüzden nefse karşı tavizsiz olmak, meydan okumak ve hiçbir bahanesine yüz vermemek tek çözümdür.

Ben bunun yolunu tavizsizlikte buldum. Teravihle ilgili yıllar önce nefsimle bir tartışma yaşadım. Bunu özet olarak yazmak istiyorum. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:

— Ey nefis! Sakın ola bana teravih için bir bahaneyle gelme. Hiçbir sözünü dinlemem.
— Estağfirullah efendim, elbette senin gibi bir namaz sevdalısına ben ne diyebilirim?

Ancak sünnettir, hasta veya yorgun olunca ne yapacaksın?
— Yine kılarım, teravih bu. Bire bin yazılıyor. Ya bir dahaki Ramazan’a erişemezsem?
— Ama ayakta duramazsanız?
— Direnirim, dururum. Ama duramazsam, oturarak kılmak da caiz.
— Peki, Ramazan’da sık sık konferanslara gidiyor, namazı anlatıyorsun. Yolculukta kılmazsan bir şey olmaz. Zaten Allâh için çalışıyorsun.
— Öyle mi? İnsanlara tavsiye ettiğimizi kendimiz yapmazsak doğru olur mu? Seyahatlerde çoğu kez gittiğimiz beldede fırsat oluyor, camide kılıyoruz. Pek azı yolculuk anına rastlıyor. O zaman da molalarda pekâlâ kılabiliyorum.
— Haklısın ama hiç değilse iftara gittiğin misafirliklerde kılmasan… Çünkü Allâh yolunda çok tatlı sohbetler oluyor…
— Yine yanıldın nefis, Ramazan sohbetten çok ibadet zamanı. Hele hele boş geziler, eğlenceler, lüzumsuz sohbetler sevap yerine günah getirir. Misafirliklerde ya camiye gitmek gerekir ya da evdeki çoluk çocuk kimse varsa cemaat yapıp yine teravihi kılmak lazımdır.
— Yani bu teravihi engelleyen hiçbir şey yok mu? Farzın bile bazen mazereti oluyor…
— Teslim olursan bahane çok. Ancak kim bahanelere aldırıp her gün en az 20 bin rekât sevabı kazandıran 20 rekatlık teravihi ihmal ederse, adeta 20 bin adet beşibiryerde altını kaybetmiş olur. Bu yüzden hiç karşıma çıkma, beni kandıramazsın.
Bu tür uzun münazaralardan sonra nefsim anladı ki, boş yere uğraşmaya gerek yok, bu adam ikna olmaz.

Tabiî diyeceksiniz ki:
— Yoğun koşturmacalar içindeyken hiç mi kaçırdığımız teravih olmayacak?

O sizin teravihe verdiğiniz öneme ve değere bağlı. Camide cemaatle kılmak daha faziletli olduğu halde fırsat bulamadıysak yalnız kılacağız, ama terk etmeyeceğiz. Gece kılmaya imkân bulamadık veya uyku ve yorgunluk galip geldiyse, sahura biraz erken kalkıp yine kılacağız. Çok uğraştık, ama zaman daraldıysa hiç değilse sekiz rekât kılacağız, ama o feyiz deryasından hissesiz kalmayacağız.

Tabiî asla içindeki dualardan eksiltmek, hızlı kılmak gibi bir nefis oyununa mağlup olmamalıyız. Eğer olağanüstü meşgulsek veya zamanımız darsa, terk etmek yerine daha kısa surelerle yine kılıp o muazzam hazineden nasipsiz kalmayalım.

İhmal eden, hafife alan, küçümseyen ya terk eder ya birkaç teravihle yetinir. Ama önemseyen, değer veren, hassas ve tavizsiz olan ya tümünü kılar ya da birkaç tane ancak kaçırır.

Bize tümünü kılmak yakışır. Çünkü ahir zaman Müslümanıyız, çok günahkârız, affa ve sevaba çok muhtacız.

Teravih her yerde her zaman güzeldir. Ama camilerde, hususan büyük veya tarihî camilerde, bilhassa İstanbul’da Sultanahmed, Süleymaniye, Fatih, Eyüp Sultan gibi camilerde; Edirne Selimiye’de, Bursa Ulucami’de, Ankara Kocatepe’de, Şanlıurfa Dergâh Camiinde kılmak daha güzeldir.

Özellikle güzel sesli hafızların imamlığında kılmak, her biri farklı makamdaki salâvatları dinlemek, enfes ilâhîlerle coşmak insanı dünyadan koparıp lâhutî ve uhrevî âlemlere götürür. Böyle güzellikler varken, teravihin nurlu deryasından mahrum olmak doğru olur mu? Son yıllarda müminler teravih kılarken camilerin çevresinde kurulan dükkânlarda dolaşmak büyük bir zarardır. Çünkü içerde hazineler paylaşılmaktadır. Teravihi kılıp alış verişe gitmek her zaman mümkündür.

Tabiî teravihin tüm faziletlerini, sevaplarını kazanmak, ancak beş vakit namazı kılmakla mümkün. Zira hiçbir sünnet namaz, farz namazın yerini tutamaz.

Bunun için Ramazan’da beş vakit namazla birlikte orucunu tutan, teravihini kılan, istiğfar, salâvat ve Kur’an’la meşgul olan kişi, bayrama erdiğinde annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olacaktır inşAllâh

28 Ağustos 2009 Cuma

Karınca

Dün sabah iş yerine bilgisayarla uğraşırken klavyenin üzerinde bir tane
karınca gördüm ve çok şaşırdım.Karınca masada biraz gezindikten sonra gözden kayboldu.Bu olay bana çok ilginç geldiğinden akşam yemek yerken paylaşma gereği duydum.Herhalde karınca pantolonumun paçasına tutunup gelmiş olmalı dediğimde benim Karakuzu izlediği çizgi flimlerin etkisnden olmalı anneciğim: keşke bende karınca gibi küçük olsaydım, pantolonuna tutunup seninle gitseydim iş yerine gelince tekrar kocaman olsaydım demez mi!Bu seferde karıncanın gelmesinden çok benim kızn anında güzel ama çok dokunaklı söz söylemesi şaşırttı beni.Canım yavrum benim yaa:((((
Kızım bak yarından sonra cumartesi geliyor seninle doyasıya gezer oynarız dedim ama.......
işten güçten fırsat bulabilirsem tabiii.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Bulaşık makinesinde sirke

Parlatıcılar petrol atıklarından yapılıyor ve makine kurutmaya geçmeden önce parlatıcıyı alıyor ve direkt kurutmaya geçiyor.Yani parlatıcı direkt makinedeki bulaşıkların üzerinde kalıyor.Ordanda bu atıklar midemize gidiyor.Ben uzun süredir parlatıcı yerine elma sirkesi kullanıyorum.Bazende içinde parlatıcıgözünde sirke olmasına rağmen durulama esnasında kapağını açıp yarım bardak sirkeyi hızlıca döküp kapatırım.Zaten bulaşıkları elde yıkarken bile sirkeli suyla durulamak gerekiyormuş.Ayrıca kulandığım limonları atmayıp kaşık selesine koyarım.Makinada koku olmuyor.İlk kullandığımda makinayı açtığımda sirke kokardı ama şimdi o koku azaldı. Pis kokmasından sa sirke kokması daha güzel bence .Denemenizi tavsiye ederim
Parlatıcı ayar düğmesi 5 de olsa daha iyi olur.

Kara Kuzudan sorular


Günlerim hep koşturmaca içinde geçiyor.Ramazanda bu dahada artı tabi.Akşam eve gider gitmez iftar hazırları başlıyor; yemekti salataydı bulaşıktı sonra ertesi günün yemeğiydi,çamaşırdı derken Karakuzuma hiç vakit ayıramıyorum.
Dün akşam ben mutfaktayken; yanıma gelip Anneciğim bana hiç sarılmıyorsun!Beni Allahü Tealadan bunun içinmi getirdin?Bana yazık değilmi? demez mi!O kadar üzüldüm ki doğru söylüyordu iş güç yüzünden hep ihmal ediyordum ama çalışan annelerin derdi bu zaten.Çocuğuyla yeterince ilgilenememek.
Her gün anne yarın işe gidecek misin diye sorar oldu.Küçükken işe gitmek daha kolaydı büyünce daha zorlaştı.Allah'tan cumartesi- pazar evdeyim.Anneler çalışmaz ki? sadece polisler çalışır diyor.Bayan olarak sadece polis ablaları görünce aklında kalmış.Herkesin annesi yanında anlam veremiyor çalışmama.Kızım bak ev borcumuzu ödüyoruz hem sana yeni oyuncaklar ayakkabılar da almam için çalışmam gerekiyor deyince sen alma babam alsın dedi. (daha yeni evimize taşınmadık şu an kiradayız bu oturduğumuz ev eskidiği için ev aldık sanıyor )Anneciğim yeni evimiz eskiyince ne olacak? dedi.Bende ilerde senin olacak dedim.Hiç ev eskiyince senin olacak denirmi benim cevapta olamdı ama:)))
Ben büyüyünce siz yanımda olmayacak mısınız; ben sizden ayrılmam ki demezmi bu seferde.Canım kızım ya çok duygusalsın.Hayat ise çok acımasız inş hep yanında oluruz dedim.Anneciğim ben senin yaşlanmanı istemiyorum saçlarının beyazlamasına çok üzülüyorum dedi bu seferde.Benim için ceveplanması zor sorulardı bunlar tabi.
Bak kızım küçükler büyür,büyükler yaşlanır dedim.Ama annesini hep böyle görmek istiyordu. Soruların arkası hiç kesilmiyordu.Artık büyüdü tabi.
Bu arada mutfakta ben işe devam ederken onu çizgi flim izlemesi için odaya gönderdim.Ama çok sesli dinliyordu yanına gittim :bak kızım bu kadar sesli dinlersen kulaklık takmak zorunda kalırsın okula gittiğin zaman öğretmenini duyamassın deyince bu seferde küstü gitti.Hemen ağlamaya başladı.Balık burcu olduğundan hemen ağlar.Gönlünü yapmaya çalışsam da baya ağladı.Eline mendil almış aynaya bakarak ağlamazmı ?Anneciğim kendimi böyle görmek istemiyorum çok üzülüyorum ağlamamı durduramıyorum demezmi bu seferde.Aslında tek istedi bendim.
Sonunda aldım kucağıma sıkıca sarıldım özür diledim sonra birlikte 'Ali babanın bir çiftliği' var şarkısını söyledik.Biraz konuşduk keyfi yerine geldi.Çantama küçük yeşil oyuncağını koymuş gelmiş.Anneciğim gündüz canın sıkılırsa bunu oynarsın demezmi bu seferde.
Canım kızım sani çok seviyorum.Rabbime seni verdiği için çok teşekkür ediyorum.İyiki varsın kızım.Seninle yeterince ilgilenemediğim için ne olur beni affet.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Çamaşır makinesinde kireç

Hafta sonu 1,5 litre( vardı sanırım)sirkeyi çamaşır makinesinin kazanına ve deterjan bölümüne boşalttım.Yüksek sıcaklıkda uzun praoğramda önyıkama yapmadan çalıştırdım. Makine duruncaya kadar bekledim.Makinemin işi tertemiz oldu ama borudan çıkan suyu göremedim tabi.
ALTIN ÖRGÜ sitesinde ki arkadaşların bir kısmı denemiş ve ve borudan akan suda toprak gibi simsiyah tortular dökülmüş.2 ayda bir yapmak lazımmış.Ben daha ilk defa denedim.Makinemin kapağını açtığımda sirke kokuyordu ama çamaşır yıkayınca bu koku gitti üstelik çamaşırlarım da sirke kokmadı.
Bazı arkadaşlar ise kireç sökücüyü ön yıkamasız uzun programa ayarlayıp 60 derecede kazana kireç çözü boşaltın çalıştırıp denemişler bunuda denemek lazım ama ben sirkeden menmun kaldım .Hem ekonomik hemde sağlığa zararlı değil.

Kızımın duası

Dün akşam iftar yemeğinden sonra benim kız dua etmeye başladı:
Allah'ım bizi iyi beslediğin için sana öpücüklerimi gönderiyorum
demez mi?
Kızım o nasıl dua etmek öyle deyincede bu seferde verdiğin nimetler için teşekkür ediyorum.Allaha ısmarladık demez mi ?
Beni çok güldürdü.Oruç tutuyorum diye akşama kadar oda pek bi şey yemiyor.Anne baya forma girdim diyor.Benim kızda laf bol mş.

21 Ağustos 2009 Cuma

Çocuk gözüyle Ramazan

Aldığım bi maili paylaşmak istedim.
Çok hoş yazılmış.Okurken çok güldüm:)))

Ramazan 1
Bu gün evde bir acayiplik var.
Herkes sessizce işine okuluna gidiyor.
Annem 'Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım' dedi.
Kimse yemek yemiyor, su içmiyor.
Ablam bile!

Ramazan 5
Önce diyet yaptıklarını sanmıştım.
İzledim hepsini.
Akşama doğru hepsi sessizleşiyor.
Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.
Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki.
Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni.
Ama gülmeye cesaret edemiyorum.

Ramazan 9
'Niye böyle yapıyorlar?' Ablama sordum, 'Büyüyünce anlarsın..' dedi.
Zaten başka ne der ki!
Anneme sordum, Ramazan dedi.
Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11
Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek.
Arkadaşım Fatıma'ya sordum.
Onun ailesi de gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14
Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum.
Uyandım.
Babama haber vermeye koştum, yatağında yok!
Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum.
O da yok!
Korkmadım, Ben bu hırsızların hakkından gelirim!' dedim.
Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.
Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.
Bizimkiler yemek yiyorlar!
Vay uyanıklar.
Gündüz Oruç ile Ramazan'dan korkup gece yiyorlar.
Birde üstüme gülüyorlar!..
Korkaklar.

Ramazan 17
Önceleri, Oruç ile Ramazan'ı bulup şikayet etmeyi düşündüm.
Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim.
Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.
O zaman devam.
Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.

Ramazan 19
Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor.
Şimdiye kadar gecesi olan bir adam göremedim.
Bu Kadir de kim?
Bin aydan hayırlı gecesi varmış.
O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur'an okumak önemliymiş.

Ramazan 22
Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor.
Oturup birlikte Kur'an okuyorlar.
Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar.
Ellerini açıp herkese dua ediyorlar.
Sevim teyze de başını örtmüş.
Çok da yakışmış

Ramazan 24
Oruç'u merak ediyorum.
Geçen gün Ayşe teyzem Annemle konuşuyorlardı.
Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu?
Yok böyle olursa Oruç kaçar mı?
Demek ki Oruç, çok duygulu birisi.
İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor.
Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.
Oruç’u ve Ramazan'ı artık iyice merak ediyorum.
Onlarla tanışmaya can atıyorum.

Ramazan 25
Her şey aynen devam ediyor.
Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor.
Hepsi akşam ezan okuyor.
İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor.
Ne hoş.

Ramazan 26İftarı çok sevdim.
Akşam yemek yemeye İftar diyorlar.
Gece yemek yemenin adı da Sahur.
İftar sonrası çok güzel sohbetler oluyor.
Babam camilere götürüyor bizi.
Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28
Merak içinde beklerken uyuyakaldım.
Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş.
Ben göremedim.
Anlayamıyorum.
Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum.
Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor.
Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar.
Sinir oluyorum.
Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor.
'Abim ne zaman geliyor?' diye anneme soruyorum.
'Bayram gelsin, o da gelecek' diyor.
Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir'den sonra şimdide Bayram!..
Soramıyorum 'Bayram kim?' diye.
Neden o gelmeden abim gelemiyor?
Belki de abimin arkadaşıdır.
Çok özledim abimi.
Bayram'ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe
Sonunda bir hanım ismi duydum.
Arife diyemiyorlar mı ne?
Arefe diyorlar.
Niye Arefe?
'Arife' olması gerekmiyor mu?
Yengemin adı gibi yani...
'Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik.' diyor Annem.
Demek ki Arife teyze çok titiz.
İyice telaşlandılar.
Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar.
Temizlik yapılıyor.
Yemekler hazırlanıyor.
Anneme 'Bayram ne zaman gelecek?' dedim, 'Arefe'den sonra' dedi.
Demek ki Bayram ile Arefe evli değil.
Akraba da değil.
Kafam karma karışık.
Salih abim bir gelse de her şeyi bana anlatsa.
Ve Bayram geldi
Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!.
Oruç öldü herhalde diye düşündüm.
Gece Abim gelmiş.
Sevinçten haykırdım.
Çok özlemişiz birbirimizi.
Bütün olanı biteni bir güzel anlattım Abime.
Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm.
Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım.
Abimin tebessüm ettiği yerde, Ablam kahkaha atar.
Abime küser gibi yaptım, hemen gönlümü aldı.
Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.

***
Abimden söz aldım.
Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi.
Ben de verdim..
Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı.
Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu.
Sendromu anlamadım.
Ama olsun, Abime güveniyorum.
Gerçi Ablama göre 4 yaşındayım.
Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor.
Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor.
Abim bu konu beni aşar diyor.
Bayramı çok sevdim.
Ama Ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm.
Bizim için her gün Ramazan olsa!..
Ne iyi olur..
RAMAZAN-I ŞERİFİNİZ MÜBAREK OLSUN.

Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan


Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de ve Rasûlullah (s.a.s.) Efendimizin dilinde övülen Ramazan ayı; İlâhî rahmet ve mağfiretin zirveye ulaştığı ve oluk oluk aktığı bir aydır. Kalbimizi ve bütün organlarımızı kötülüklerden kurtarmak ve ibadetlerle Cenab-ı Allah'ın sonsuz rahmet ve mağfiretine erişmek için, bu ay kaçınılmaz bir fırsattır. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: "Kim, Ramazanın faziletine inanarak ve mükâfatını Allah'tan, umarak oruç tutarsa, geçmiş günahları affedilir."
"Ramazan'ın ilk gecesi gelince şeytan ve cinlerin azgınları bağlanır. Cehennem kapıları kapanır ve hiçbiri açılmaz. Cennet kapıları açılır ve hiçbiri de kapanmaz. Bir münâdi şöyle haykırır:
-Ey hayrı isteyen! Kollarını sıva.
-Ey şerri isteyen! Vazgeç ondan. (Bu ayda) Allah'ın ateşten azad ettikleri vardır. Bu da her gece olur."
"Benim ümmetime ramazan ayında beş şey verildi ki, benden önceki Peygamberlere bunlar verilmedi:
Birincisi; Ramazanın ilk gecesi oldu mu, Allah Teâlâ ümmetime rahmetiyle nazar eder ve Allah kime de nazar etmişse, ona ebedî azab etmez.
İkincisi; akşama doğru, onların ağzında meydana gelen koku, Allah indinde misk kokusundan daha güzeldir.
Üçüncüsü; melekler, onlar için gece ve gündüz istiğfar ederler.
Dördüncüsü; Allah Teâlâ, Cennetine emir buyurur: "Hazırlan ve zinetlen ki, kullarımın dünya sıkıntılarından (kurtulup) benim yurduma ve lütfuma gelip rahata kavuşmaları yaklaştı."
Beşincisi; ramazanın son gecesi olduğunda, onların hepsini birden mağfiret eder."
Ramazan ayına kavuşup da, o ayı Allah'ın razı olacağı şekilde geçirenleri Rabbimiz af ve mağfiret edecektir. O halde; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluşa vesile olan Ramazan ayını en iyi bir şekilde değerlendirmeye çalışmalıyız.
Allah Rasûlü (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Allah'ın müsâde ettiği durumlar haricinde, ramazanda bir gün orucunu bozan kimse, ömrü boyunca oruç tutsa, ramazanda tutmadığı o günü kaza edemez (ve onun sevabına ulaşamaz)."
Rasûlullah (s.a.s.): "Aziz ve Celil olan Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ademoğlunun her ameli kendisinindir. Yalnız oruç müstesna. O benim içindir. Onun mükâfâtını ben vereceğim. Oruç ateşe karşı bir siperdir. Sizden biriniz oruçlu bulunduğu günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Şâyet birisi ona söver veya ona çatıp çekişirse; "Ben oruçluyum" desin. Muhammed'in nefsi yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki; muhakkak oruçlunun ağız kokusu, Allah nezdinde, misk kokusundan daha hoştur. Oruç tutanın ferahlanacağı iki sevinç (vakti) vardır: Birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Allah'a kavuştuğu andır, buyurmuştur."
Müslim'in rivayetinde ise, şöyle buyurulmuştur: "Ademoğlunun her ameli (nin karşılığı) kat kat verilir. Bir iyilik on mislinden yediyüze kadar mükâfâtlandırılır. Yalnız oruç müstesna. Onun mükâfâtını ben veririm. Zira, yemesini ve nefsanî arzularını, sırf benim için terkediyor. Oruçlu için iki sevinç ânı vardır. Biri iftar ettiği, diğeri de Allah'a kavuştuğu vakittir. Ağzının kokusu da Allah katında misk kokusundan daha hoştur."
Görülüyor ki; oruç, sevabı büyük olan bir ibadettir. Her ibadetin belirli bir sevabı olduğu halde, orucun ecir ve sevabını ancak Allah Teâlâ bilmekte ve; "mükâfâtını ben veririm" buyurmaktadır.
Rabbim hakkıyla geçirenlerden eylesin.Kıldığımız namazlarımız tuutuğumuz oruçlarımız ,okuduğumuz hatimlerimiz,yaptığımız dualarımız kabul olur inş.Ramazanı Şerifiniz hayırlı olsun.
Hayırlı Ramazanlar.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Cidden yemektemiyiz????????

Yemek nasıldı diye kızıma sorduğumda ne dese iyi:Sofra düzeni beğenmedim,tuzlu
olmuş,tadını sevmedim ,dış kapının mandalı gibi sözler söylemez mi?Çocuklara bile
kötü örnek oluyor değilki ailelere.....

.Yasaklansın kardeşim bu program!
Türk görenek, gelenek, örf ve âdetlerine külliyen aykırı bir şey bu!
Nedir Türk geleneği? Anne ne yaparsa yenir! Gak guk edilmez. Yanıksa yanık, çiğse çiğ.

Ama ne oldu? Yemekteyiz programı yüzünden bu harikulade gelenek sona erdi.
Nereye gidersem gideyim yapılan her yemek puanlamaya tabi tutulur oldu.
Birde işin israf boyutu var.Yarışmacıları hiç sormayın. Yemekten başka her şey ön planda.Rezillik diz boyu.

Türkiyede bir çok insan aç yasıyor aksama yiyeceği yemeği olmasken böyle yarışmalar reyting toplama peşinde.İzlemeyelim arkadaşlar
Bundan önce kadın praoğramları vardı sonra evlendirme proğramları şimdide bu.Hepsi iğrençdi.Bu yarışmalar bize ne kazandırıyor diye düşünecek olursak maneviyatımızı götürüyor başka bi şey değil yani.....

Önümüz Ramazan inş Ramazanda kaldırılar alan var alamayan var yapılan yemekleri değilmi ....
Bütün bunları kızım bana 4 puan verdi diye yazdım sanmayın:)))

18 Ağustos 2009 Salı

Haftasonu pazar günümüz

Hafta sonu yalnızdık, babamız şehirdışındaydı.Bizimde canımız sıkıldı Akşam üzeri evimizin yakınında olan Real Alışveriş Merkezini dolaşmaya çıkdık.Nasıl olsa servisi evin önünden geçiyordu.




Alışveriş merkezinin içi çok geniş olduğundan mini trenle çocuklar kısa bi yolculuğa çıkıyorlardı.Karakuzu görüde binmek istemezmi hiç.Hemen atladı....
Çok hoşuna gitti tabi.Ben onu beklerken biraz tedirgin oldum acaba bi şey olurmu diye.Zaten şöfer bayana sakın arada durup inidirmeyin diye tenbihledim ama yinede içim pek rahat olmadı.Annelik işde.İnsan gözünün önünden ayırmak istemiyor.
Mini tren gezimizden sonra Praktiker Yapı Marketi gezmeye başladık.Bahçeli evlere göre ailelere özel salıncakları görünce dayanamayıp oturduk ,sallandık biraz.Zati yorulmuşduk iyi geldi bize:)))))Ama karakuzuyu kaldıramadık .Artık o sallanırken ben dolaştım biraz.
Bu kadar dolaşmadan sonra açıkdık yan tarafdaki alışveriş merkezine girdik bi büyük simit meyvesuyu ve dondurma aldık.Su içerken üzerimize döktüğümüz için kostümümüzü değiştirmek zorunda kaldık.Sonra kaldığımız yerden dolaşmaya devam ettik.
Şekercinin önünden geçerken pamuk şeker almadan olurmu hiç.Aldık ama bunların tadı öncekilere benzemediği için sevmedik.
Geçerken alışveriş merkezinin içindeki Electro Word mağazınada girdik.Televizyonlarda penguenler dans edip şarkı söylüyorlardı.Biraz izledik.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Namaz



Kara kuzum namaz kılmaya o kadar hevesliki bizimle beraber abdestini alır, namazını kılar.Ona özel aldığımız pembe kokulu tesbihi var; hemen onu alır gelir.Çocuklar bir teybin kasetleri gibi ne verildiyse onu hafızaya hemen alıyorlar. İnşallah devamı gelirde ilerki yaşamındada hiç bırakmassın canım kızım.
Eskiden alimler sabah namazına kalkınca, çocukları kaç aylık yada kaç yaşında olursa olsun, yanına gider çocuğun burnundan hafifçe sıkar, evladına dua eder, sonra da namaza gider yada namaz sonrası yatarmış. Her gün sabah namazı vaktinde burnu sıkılarak, uykusuna hafif bir “sekte” vurulan çocuğun sabah namazına kalkma alışkanlığı kazanması çok daha kolay olurmuş.Belki bizlerin burnu sıkılmadığı için olsa gerek sabah namazı konusunda tembeliz:))))Ve tembel çocuklar yetiştiriyoruz.
Namazımız bitince :Anenmin ,babamın, annanaemin ,babannemin.Osman dedemin, Sakallı dedemin Dursun teyzemin, Yaşar dedemin günahlarını affet Allahım.Bütün çocukları koru Allahım.Özlem ablamız sınavını kazansın Allahım diye duamızı yaparız.AMİNN.İnşallah senin bu tertemiz dilinle ,kalbinle yaptığın duaların kabul olur canım kızım.

Sütlaç



Hafta sonu cmt günü kızımla beraber sütlaç yaptık.Sonrada afiyetle götürdük tabi....Ne yapalım analı kızlı sütlaç hastasıyız.Bak yazarken bile canım çekdi.Tarifimiz şöyle:
1kilo süt,
1 kilo su,
1,5 çay bardağı pirinç,(ben 2 çay bardağı kullandım)
1,5 yemek kaşığı nişasta,veya pudra şekeri
üzeri için tarçın,
bir damlada sevgi katılır.
Önce pirinçler iyice yıkandıktan sonra bir litre suyla biraz haşlanır.Soğuk süt ilave edilir,kaynayıncaya kadar arada karışdırılır.Soğuk suyla nişasta biraz eritilir kaynayan süte karıştırılır.5 dk daha kaynadıktan sonra şeker ilave edilir.Biraz daha kaynatılır.Kaselere paylaştırılır ,soğuyunca tarçın atılır.Ve afiyetle yenilir:)))

Dolmalık biber


Dursun teyzemizin dolma biberleri bunlar .Nasılda güzel dizmiş.Çok hoşuma gitti.Geçen seneden fazla kuruttuğum için bu sene kışlık kurutma yapmıyacağım.Aslında yapan olsaydı biterdi de.Üşengeçlik işde.

Uğurlama



Ablamı, yeğenlerimi uğurlamaya gittiğimde otoğarda otobüsdeyken çekmişdim .Şu gurbetlik ne zor bi şey ya. Bir varmış bir yokmuş gibi yalan oluyo herşey.İnşallah tekrar görüşmek kısmet olur.Yolunuz açık olsunnnnnn.

Sitem



Biraz önce yemeğe çıkmadan önce kızımla bi konuşayım ne yapmış dedim.Sabah o uyurken odasındaki gece lambasını fişden çekmiş,oynasın diye iş yerimde elime geçemn çok güzel ev maketi olan bi davetiyi kanepeye koymuşdum..Biraz oyalansın diye...
Telefonda konuşurken anneciğim o kağıttan şeyleri senmni koydun?Ben kağıttan şeylere sevinmemki....Hem neden gece lambamı çektin sabah ben uyanınca kendim çekecekdim.Sinirlendim gece lambasını çöpe attım demezmi?Zamane çocukları hep çok bilmiş.Bizim oyuncağımız bile yokdu her şeye sevinirdik annemin bezden yaptığı bi bebeğim vardı.Çocukluğumdan oyuncağım olaraka aklımda kalan.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Pamuk şekeri



Biraz önce kızımla geçen hafta çekdiğimiz fotoğraflara bakarken bu fotoğrafı görünce anne ablam bilgisaydan bana bay bay yapabilir mi dedi.Çok üzüldüm keşke burda olsaydınız .Kara kuzu sizi şimdiden çok özledi.Tabi bende öyle.
Ablası sende bu fotoğraflarımıza bakınca bay bay yap oldumu biz hissederiz.Sizi çok öpüyoruz bay bay seneye görüşmek üzere inş.

13 Ağustos 2009 Perşembe

El bakımı

Tirnaklar güneslenme süresince kalinlasir, sekil anlaminda bozulur,
kolayca kirilabilir veya pul pul dökülür. Bu esnada deri de degisir.
Lavanta iste bu noktada imdadimiza yetisiyor. Tirnaklarinizin üzerine
süreceginiz lavanta yagi etkin bir koruma saglayarak, sözünü ettigimiz
olumsuzluklari yasamaniza engel olur.
Kuru ellere losyon Malzemeler:
Limon suyu + zeytinyagi
Hazirlanisi: Üç damla zeytinyagiyla bir limonun
suyunu karistirin. Bu karisimi hemen ellerinize sürün. Yarim saat
bekledikten sonra bir parça pamukla ellerinizi silin, ardindan da
yikayin. Ne ise yariyor: Limon suyundaki C vitamini ellerdeki lekeler
üzerinde etkili, ayrica ölü hücreler üzerinde peeling islevi yapar.
Maskenin içindeki zeytinyagi da kurulugu giderir ve cildi yumusatir.
Nezaman kullanmali:
Ellerinizin kurudugunu hissettiginiz her an
kullanabilirsiniz. Örnegin, suyla uzun süre temas ettikten sonra. El
maskesi Maskeyi uygulamadan önce bir süre ellerinizi ilik suda
yumusatin. Ardindan tirnaklarinizi 5 dakika boyunca ilik zeytinyagi ve
1 çay kasigi balin içinde bekletin. Sonra da zeytin yagla ellerinize ve
parmaklariniza masaj yapin.
alıntı

Pratik ve evde uygulanabilen Maskeler

Siyah Noktalar icin
Malzemeler:
Limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı:
Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı:
Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.
alıntı


Kirisikliklar icin

Malzemeler:
Kaymak + Elma
Hazırlanışı:
Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.
*Kırışık için yumurta akı e 4- damla limon suyu içine karıştır 15dk beklet farkedeceksin sonra yıka ve gülsuyu sür
alıntı

Nemlendirici Maske
Malzemeler:
Yumurta sarısı + süt
Hazırlanışı:
Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı:
Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.
alıntı


Sivilceler icin
Malzemeler:
Karnıbahar + Zeytinyağı
Hazırlanışı:
Sekiz adet karnıbahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Karnıbahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.
alıntı

Gözleriniz için

Notlarım arasına kaydetmişim ama hangi siteydi tam hayırlayamadım denemkde fayda var
Uzun süre bilgisayar başında kalıyorsanız gözlerinizi korumaya dikkat edin. Gece yatarken mutlaka yüzünüzü yıkayın. Yatarken kızaran gözlerinizi dinlendirmek için iki parça pamuğun üzerine çaydanlıktan biraz ılık dem süzün. Çayla ıslattığınız pamuğu on dakika kadar (daha fazla da olabilir) göz kapaklarınızın üzerinde bekletin. Çayın bir parça gözlerinizin içine kaçmasını da sağlayın. Çok demli olmasın yalnız. Gözlerinizdeki kızarıklığı giderip gözlerinizi çok güzel dinlendirir. Bir faydası daha var. Gözünüz çaya doyar

Doğal öksürük şurubu

Bir ölçü saf zeytinyağı ve bir ölçü pekmez. Karıştırılacak öksürdükçe birkaç kaşık ılık ılık içilecek. Özellikle gece yatarken içip üzerine su içilmeden yatılacak. Eğer öksürük gece devam ediyorsa gece öksürdükçe birkaç kaşık daha içilecek.
Çok etkili bir öksürük şurubudur. . Birkaç gün içinde öksürük kesiliyor. Kışın kaloriferin etkisiyle oluşan boğaz kuruluğu ve ondan oluşan öksürük içinde gece birkaç kaşık alırsanız sabah boğazınız rahat bir şekilde uyanırsınız.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Selimiye Camii 1567


Şehitliği gezdikten sonra namazımızı mevlana Türbesinin yanındaki Selimiye Camisinde kıldık.Bu caminin Mevlana Türbesinin yanında olmasındanmı nedir ayrı bir manevi havası var benim için.
Cami II Sultan Selimin şehzadeliği sırasında Konya Valisi iken, 1558’de yapımını başlatmış, padişah olduktan sonra da 1570 yılında tamamlamıştır. Caminin Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Caminin planı İstanbul’daki eski Fatih Camisi’ne benzemektedir..


İbadet mekânına üç kapıdan girilmektedir. Bunlardan ana girişde tarihsiz bir kitabe bulunmaktadır. Sağ taraftaki kapıda da “Camideki mümin sudaki balık gibidir, ondan zevk alır”, sol kapıda, “Camideki münafık kafeste bunalan kuş gibidir” anlamında sözler yazılıdır.

Çanakkale Türküsü

Şehitliği gezerken müzenin içinde Çanakkale türküsü çalıyordu.Çok duygulandırdı beni.İlkokul öğretmenim aklıma geldi; bize bu türküyü çok söyletirdi.Nasıl güzel, anlamlı sözleri var.

çanakkale içinde vurdular beni
ölmeden mezara koydular beni
of gençliğim eyvah

çanakkale köprüsü dardır geçilmez
al kan olmuş suları bir tas içilmez
of gençliğim eyvah

çanakkale içinde aynalı çarşı
anne ben gidiyorum düşmana karşı
of gençliğim eyvah

çanakkale içinde bir dolu testi
anneler babalar ümidi kesti
of gençliğim eyvah

çanakkale’den çıktım yan basa basa
ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
of gençliğim eyvah

çanakkale içinde sıra söğütler
altında yatıyor aslan yiğitler
of gençliğim eyvah

çanakkale’den çıktım başım selamet
anafarta’ya varmadan koptu kıyamet
of gençliğim eyvah…

çanakkale içinde aynalı çarşı,
ana ben gidiyom düşmana karşı,
of gençliğim eyvah.

çanakkale içinde bir uzun selvi,
kimimiz nişanlı kimimiz evli,
of gençliğim eyvah.

çanakkale üstünü duman bürüdü,
on üçüncü fırka yürüdü,
of gençliğim eyvah.

çanakkale içinde bir dolu testi,
analar babalar mektubu kesti,
of gençliğim eyvah.

çanakkale içinde vurdular beni,
ölmeden mezara koydular beni,
of gençliğim eyvah.

İstiklal Harbi Şehitliği 2


Türk töresinde vatan, millet, bayrak sevgisi her şeyin önünde gelir.Şehitlik ilk önce girişinde bir tarafda tarihte kurulan 16 Türk devletinin bayrakları diger tarafda Türk bayrağımız ve güzel mimari yapısı ile ziyaretçileri karşılıyor.


İstiklal Harbi Şehitliği'nin, 7 bin Konyalı şehidin(Karaman,Niğde,Aksay ile birlikde) isimlerinin yer aldığı avlusu, Gaziler Ofisi, İstiklal Harbi döneminde Konya'nın sosyal yapısını canlandıran müzesi gerçekten görülmeye değer..Şehitlrin yaşları 15 olanlar bile var.O yıllarda 15 lik gençler vatan için korkmadan savaşmış.


Yemen’de, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta çok şehitler verdi bu millet, vermeye de devam edecek. Vatan için yaşayıpta şehit olana ne mutlu. Çanakkale savaş alanını görmeden gitmeyin bu dünyadan, çocuklarınıza da gösterin, torunlarınıza da. Vatanın her karış toprağı Çanakkale kadar değerli, her evladı kendi evladımız kadar önemli diyor Belediye başkanımız Tahir Akyürek.Ne kadar doğru daha önce Çanakkale Şehitliği gezisi düzenlemişd,i arkadaşkar katılmadığıma çok üzüldüm şimdi



11 Ağustos 2009 Salı

İstiklal Harbi Şehitliği 1

Pazar günü Konya daki Şehitlik Abidesi ablamlarla beraber gezdik.Burada olmama rağmen neden daha önce gitmedim diye üzüldüm.Gerçekten çok mükemmel bir abide.Konya bölgesinden İstiklal Harbi'ndeki şehitlerin anısına yapılmış.Şehitlerin isimleri ve şehit oldukları yerler ayrıntılı olarak tek tek yazılmış.Ayrıca bir de müze bulunmakta.İçerisinde harp zamanı yaşanlar maketlerle anlatılmış.Şehitlerimizin anısına gezilip görülmesi gereken bir yer.Maketlere bakerken o yıllara gitmemek elde değil, insanın tüğleri diken diken oluyor.Bu topraklar öyle kolay kazanılmamış.Değerini bilmek lazım .


















Böyle bi yerin açılmasında emeği geçen Belediye Başkanımıza ,resimler çizen ,maketleri yapan ,herkeze çok teşekkür ediyorum.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

MevlanaTürbesi 3

Hollanda oturan ablam Türkiyede izinde hafta sonunda misafirimiz oldu.Birlikde Mevlana Türbesini ziyarete gittik.Zaten misafirlerimizi ilk götüreceğimiz yer burasıdır.Hava da güzeldi aşırı sıcak değildi.Ama çok kalabalıkdı .Türbenin girişinde uzun bi kuyruk vardı.Otobüslerle kafileler gelmişdi hep.Özellikle japonlar veya koreliler çoğunluktaydı.İki milletin insanları birbirilerine çok benziyor ;karıştırıyorum.İçeri girince büyük şadırvandan hariç birde küçük bir çeşme var ;ziyaretçiler buradan su içtikden sonra; dilek dileyip havuzuna da bozuk para atıyorlar.İçerde fotoğraf çekmek yasak özellikle yatırları ama diğerler eşyaları çekmekde yasak olmasına rağmen herkez fotoğraf çekiyordu.Bende bazı bölümleri çekdim. Kuran-ı Kerimler hep el yazması hele yukardaki minik olan çok hoşuma gitti nasıl yazmışlar el yazısıyla çok güzellerKırk bohça içerinde Peyğamber efendimizin(s.a.v) sakalı şerifi var.Cam kenarındaki küçük deliklerde insanlar kokluyorlar.O kadar güzel bir kokusu varki tekrar tekrar içime çekdim.İnsanın gözleri doluyor.Karakuzuma da koklattım.Rabbim şefeatine nail olan kullarından eyler inş. O zamana ait birbirinden değerli şamdanlar, taslar,tabaklarTürbenin bahçesinden fotoğraflarımız ablam yeğenlerim ve kızım

7 Ağustos 2009 Cuma

Günün şarkısı


ALİ BABA’NIN ÇİFTLİĞİ

Ali Baba’nın bir çiftliği var, çiftliğinde horozları var,
Ü-ürü-ü diye bağırır çiftliğinde Ali Baba’nın.

Ali Baba’nın bir çiftliği var, çiftliğinde kuzuları var,
Me-me diye bağırır çiftliğinde Ali Baba’nın.

Ali Baba’nın bir çiftliği var, çiftliğinde köpekleri var,
Hav-hav diye bağırır çiftliğinde Ali Baba’nın.

Ali Baba’nın bir çiftliği var, çiftliğinde kedileri var,
Miyav-miyav diye bağırır çiftliğinde Ali Baba’nın.

Ali Baba’nın bir çiftliği var, çiftliğinde inekleri var,
Mö-mö diye bağırır çiftliğinde Ali Baba’nın.

Ali Baba’nın bir çiftliği var, çiftliğinde çocukları var,
Ha ha ha ha diye bağırır çiftliğinde Ali Baba’nın.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Hadislerle Berat Kandili

Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.

Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."

» Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle herkezin kandillerini kutluyorum

Dondurma yaptık


Danone nin yanında verilen dondurma kalıbına yoğurdumuzu koyduk.Derin donduruca beklettik ve işde dondurmamız vak vak :-)

Maydonozu saklama yöntemi


Maydonozu çok sevdiğim için soframda olmazsa olmazlarım arasındadır .Saklamak için tupperware (taper) saklama kaplarından bile aldım ama pek menmun kalmadım. Maydonozlarda hava almayanca koku oluşduğu için hep atmak zorunda kaldım.

Geçen hafta(2 hafta önce) bi şey keffettim .Belki herkezin bildiği bi şeydi ama ben daha yeni öğrendim.Maydonozu pazardan alırken ıslak olmayanı alıyorum eve gelince akşamdan sabaha kadar bi tepsiye yayıyorum yani iyice havalandırıyorum ki nem kalmasın diye. Sonra onu kuru bi örtünün içine sarıyorum poşetleyip buzdolabına koyuyorum.2 hafta olmasına rağmen maydonozlar da ne koku var ne renginde değişme. Tek tük sararanlar olmuyo değil aralarında ama çok az .

Bir hafta sonunda sardığımız örtüde nemlenme oluyor onu da tekrar kuru örtüyle değiştiriyorum.Bazıları gazeteye sarıyor ama onu sağlıklı bulmuyorum.Herkeze tavsiye ederim.Maydonozlarım çöpe gitmekden kurtuldu böylece...Aslında bu yöntemi sadece maydonozlar için değil bütün yeşilliklere uygulayacağım...

4 Ağustos 2009 Salı

Aksırmak(Hapşırık)

Aksırınca ELHAMDÜLİLLAH demek Peyğamberimiz -salllahu aleyhi ve sellem -in tavsiyelerindendir.Bu tavsiyeler hadis-i şeriflerde şöyle bildirilir.

Sizden biriniz aksırdığı zaman Elhamdülillah desin....(Buhari)

Aksırınca Elhamdülillah diyen kimse ,göz ağrısı görmez.(Taberani)

Aksırınca Elhamdülillah demek her derde şifadır.(Hakim)

Dua ederken aksırmak,duanın kabulune işarettir.(Taberani)

Konuşurken aksırmak sözün doğruluğuna işarettir.(Taberani)

Peyğamberimiz -salllahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki:' Sizden biriniz aksırdığı zaman Elhamdülillah desin.Kardeşi veya arkdaşaı da ona yerhamükellah (Allah sana merhamet etsin) diye mukabelede bulunsun.Aksıran buna karşılık yehdina ve yehdikümullah (Allahın hidayeti sizin ve bizim üzerimize olsun ) desin.'(Ebu Davud

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Calliou (kayu)


Karakuzum bu çizgi flimi çok seviyor.Onu izlerken çok mutlu oluyor.Kızım izlerken bende izliyorum .Çocuklar ve aileler için çok eğitici.Örnek bir çocukda olması gereken bütün özellikler Kayu da var. Kızım kadar bende çok seviyorum:))))))
Kayunun kardeşi Rozi karakız arkadası clementayn

Poğaçamız


Pazar günü çok yoğunduk.Analı kızlı poğaça ve yaş pasta yaptık.Kara kuzuda annesine yardım etti minicik elleriyle.

Poğaçamız çok güzel oldu.İşde tarifimiz:
5 su bardağı un,bir yumurta akı (sarısı üzerine sürmek için ayrıldı.)bir çaybardağı zeytinyağı,biraz tuz,bir tatlı kaşığı şeker,yarım yaşmaya.bir su bardağından biraz fazla sütve çörek otu.Hamur biraz kabarması için dinlendirilir.Şekil verildikden sonra birazda ılık fırında dinlendirilr .180 derecede pişirilir.

Saç bandı


Altı tane kutucuk olacak şekilde boş delikler yapdım.Örgünün boyunu kızımın başına ölçdüm; çok gevşek durmaması için az lastik payı bırakdım.Pazar günü 10 dk da yaptım .Gayet şık ve hoş bir saç bandımız oldu.



Biraz sade kullnadık sonra nazar boncuklarıyla süsüledik.Maşallah çokda yakışdı Karakuzuma :)))