“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)
Lilypie Kids Birthday tickers
Şifalı bitkiler ve sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şifalı bitkiler ve sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2010 Perşembe

Kiraz Çekirdeği Yastığı


Kiraz yastığını daha öncede de okumuştum ama bu gün sevgili Evrenin sayfasında tekrar karşılaşınca biraz araştırma yaptım.Çok ilginç ve bir o kadarda faydalı şeylerle karşılaştım. Bu yastık tam benlik.Sırt ,boyun ağrım ve Karakuzum için   yapmalıyım. ..Sakın sizde çekirdek deyip  atmayın biriktirin.Kirazın sapı, çekirdeği kendisi herşeyi şifa. .Hatta bi kampanya başlatıyorum gerçi mevsimi değil ama  herkes  yaptığı kiraz yastığını yayınlasın... Keşke bu yazıyı kiraz mevsiminde yazsaydım. Ama olsun. Aklınızda olsun.
Bu sıcak taş tedavisi..Özellikle Almanya İsveç gibi ülkelerde evin vazgeçilmezlerindenmiş.Bir yastık hemen hemen 400 gr yakın çekirdek alıyormuş.ve bilye gibi içinde oynuyormuş.Yani gevşek biraz . Çocukların pelüş oyuncaklarının içine de küçük bir kese konulabilir gerektiğinde ısıtılarak tekrar oyuncayın içine koyarsak kolay uyurlar belki......

''Adanalı işadamı Ekrem Işık; meyve suyu fabrikalarının çöpe attığı vişne ve kiraz çekirdeğinden ısı yastığı üreterek Almanya ve İsviçre`ye ihraç etmeye başladı. Adana`nın İncirlik ilçesinde kanepe üreticisi olan Ekrem Işık, iş gezisi için gittiği Çin`den hayatını değiştirecek bir bilgi ile döndü. Işık, burada gördüğü vişne ve kiraz çekirdeğinden yapılan ve fizik tedavisinde kullanılan ısı yastıkları dikkatini çekti. Türkiye`de çok sayıda meyve suyu fabrikasının işlediği vişnenin ve kirazın çekirdeğini çöpe attığını düşünen Işık, bir arkadaşı ile birlikte harekete geçti. Kurduğu Empa Dış Ticaret şirketi ile ısı yastığı üretimine soyundu. Küçük bir atölyede ürettiği binlerce ısı yastığını Almanya ve İsviçre`ye ihraç etmeye başladı. Türkiye`de bilinmiyordu Adanalı genç girişimci Ekrem Işık, Çin`de üretilen tüm ısı yastıklarının ABD`ye ihraç edildiğini öğrendiğinde çok şaşırdığını belirterek, şöyle konuştu: `Bu sistem Türkiye`de bilinmiyor. Türkiye`de romatizmal hastalıklarda fizik tedavi amaçlı su torbaları kullanılıyor. Oysa kiraz çekirdeği ısıyı daha fazla tutuyor. Vişne ve kiraz çekirdeğinden yapılan ısı yastıkları mikro dalga fırın içinde 3-5 dakika ısıtıldıktan sonra yaklaşık 3,5 saat soğumuyor. Omuz, sırt, bacak ve kol gibi kas ağrılarının tedavilerinde kullanılıyor. Isı yastıklarının iç pazarda da kullanımına başlanması için bir çalışma yapacağız. Ancak çekirdek bulmakta zorluk çekiyoruz. Geçen yıl çekirdek olmadığı için tüm talepleri karşılayamadık. Bu yıl Konya ve Niğde yöresindeki 40`a yakın meyve suyu fabrikası ile bağlantı kurduk. Kiraz hasad döneminde bu fabrikalara koyacağımız mevsimlik işçiler ile çekirdek alımı yapacağız.` İsviçre ve Almanya`nın vişne ve kiraz çekirdeği yastığından sonra saman ve yulaftan yapılma yastık talebinin de olduğunu vurgulayan Işık, yulaf ve samanın da ısı tutması sebebiyle bu yastıkların üretilmesi için kendilerine talep geldiğini kaydetti. Her üç üründen bu yıl 400 bin Euro gelir elde etmeyi amaçladıklarını kaydeden Işık,yulaftan yapılma yastıkların mikro dalga fırınlarda 1,5 dakika ısıtılması halinde 2,5 saat ısıyı koruduğunu söyledi.'' (10.05.2004-Zaman)..

*********
Likör damıtma fabrikasında çalışan işçiler ;bir süre sonra kiraz çekirdeklerinin ısıyı uzun süre hapsettiklerini farkediyor. Sonra çuvalların içine doldurdukları ve kuruttukları kiraz çekirdeklerini sobaların üzerine asıp,ısıtıyorlar.Vardiya sonlarında bu yastıkları ağrıyan kaslarının üzerine koyup kompres yapıyorlar.Nasıl ilginç değil mi? Diğer bir kaynak ;yastığın geçmişinin 13 üncü yüzyıla kadar dayandığını söylüyor.90'lı yılların sonunda Almanya'nın Münster kenti yakınlarında yapılan bir kazıda kiraz çekirdeği dolu bir yastık çıkmış.Gerçek mi araştırmak lazım.




Sıcak,soğuk kompres ya da masaj yastığı olarak kullanabirsiniz,üstelik su torbasına nazaran çok daha güvenli ve kullanışlıdır.Sızdırma ,açılma riski yoktur çünkü…
  • Buzlukta 30 dk soğutularak, soğuk kompres olarak kullanılabilir.
  • Dolgulu yapısı sayesinde bulunduğu,kullanıldığı bölgenin şeklini alarak kullanım kolaylığı sağlar.
  • Mikrodalga ve ya fırında ısıtılıp,sıcaklığını uzun süre muhafaza eder.Isısı yavaşca düştüğünden kullanan kişiye rahatsızlık vermez.
  • Bebeklerin gaz sancılarını rahatlatmada,yataklarını ısıtmada,hamilelerin bel ağrısı ve doğum sancılarında bel bölgesine masaj yapmada,kullanılır.
  • Bayanlara regl döneminde,sancılarını azaltacak sıcak bir arkadaştır.
  • Omuz,sırt,bacak ve kol gibi kas ağrılarının tedavilerinde kullanılır,
  • Yürümeyi yeni öğrenen ,ufaklığınızın kafasını,kolunu,bacağını çarpıp sıkıştırdığı durumlarda en duyarlı yardımcınız.,Hassas teninizi rahatsız etmeden,onu rahatlatacak soğuk kompres…
  • Kiraz çekirdeği yastığı sezaryen yarasını serinletmek soğutmak için ideal bie destektir.(Isınma ,gerilme ve kaşıntı hissine karşı)
  • Soğutulan kiraz yastığı şişmeler,burkulmalar ve moralıklık için de ideal bir kompres..
  • Yastığın içi doğal olduğundan bir koku oluşumunda yıkanabilirmiş.

26 Mart 2010 Cuma

MSG NEDİR ?


MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.
MONO SODYUM GLUTAMAT
Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel
Olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.
Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda
üreticilerinin bir çoğu MSG'yi karlı olduğu için kullanıyorlar.
MSG ZARARLI MI ?
Buna okuduktan sonra siz karar verin.
Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir
sistemi tahribatı ve
buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA
(Epilepsi)
Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, doyma
mekanizmasında bozukluk,
obezite. Büyüme hormonu baskılanması. Pankreas hasarı, insülinde
artış, ve buna bağlı diyabet.
Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar. Bu madde hamilelerde plasenta
bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara
maruz kalıyor.
Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği
CİPS'lerde çok kullanılmakta. Hazır köfte harçları, Et suyu
tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri
bir çok üründe var.
Şimdi diyeceksiniz ki, Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?.
Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri
insaf, merhametgibi duygularla asla çalışmaz
Onların amacı çok kar etmek, çok daha büyümektir
Bu mamuller, al benisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.
Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.
Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize
kazınır adeta.
Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya
tükettiğimizi görürüz.
Mesela Cips. Semt pazarlarında 3 kg . patatesi 1 TL ye alabilirsiniz.
Oysa ki 50 gram CİPS 1 liradır.
Yani 1 kg . Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz.
Olumsuz etkileri de cabası. bu mamulleri üretenler !...
Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik
ve doğaldır.
Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi,
burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı?
Ben henüz rastlamadım.
Gelelim genel sağlık boyutuna;
Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına
bağlı yaşamaya mahkum edilenler,
çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar,
asabi çocuklar,
9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli
doğanlar ve bu sayının
ülke nüfusunun % 12'sine çıkması ve benzerleri.
Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar. Hastalıkları
üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler.
Bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür. Karbondioksitli meşrubatlardan,
sakıncalı hazır gıdalara varana
kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun
ciddiyetini anlayabilenimiz var mı?
Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.
Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında
yetersiz kaldığından,
yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler.
Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli
olmasını istemezler.
Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü
kaynaklarıdır.
Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık
tehlikesi yaklaşan bir dünyada,
Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada,
Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada
yaşadığımızı asla unutmamalıyız.
Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.
Gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.
YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !.....

14 Kasım 2009 Cumartesi

ALZHEİMER GÖZ TESTİ....

ALZHEİMER GÖZ TESTİ....
AŞAĞIDAKİ METİNDE BÜTÜN ' F ' HARFLERİNİ SAYINIZ...


FINISHED FILES ARE THE RE
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS...
(ŞİMDİ AŞAĞIYA BAKINIZ)
KAÇ TANE ' F ' SAYDINIZ?
3'MÜ?
HAYIR HATALI... METİNDE 6 TANE ' F ' VAR...
BU ŞAKA veya OYUN DEĞİL.
LÜTFEN YENİDEN OKUYUN!
BU OLAYIN ALTINDA YATAN GERÇEK AŞAĞIDADIR:
BEYNİMİZ 'OF' SÖZCÜĞÜNÜ SÜZEMEZ.
İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN.
GERİ DÖNÜP TEKRAR BAKIN!
İLK SEFERDE 6 ' F ' BULANLAR
ÜSTÜN DİKKAT DÜZEYİNE SAHİP KİŞİLERDİR (veya daha Önce bu testi GÖRMÜŞLERDİR!)

5 TANE ' F ' BULANLAR DİKKAT DÜZEYLERİ OLDUKÇA YÜKSEK 6 ' F ' BULANLARA ÇOK YAKIN KIMSELERDİR.

4 TANE ' F ' BULANLAR NADİR KİŞİLERDE GÖRÜLEN BİR DURUMDUR DİKKAT VE KONSANTRASYONU YÜKSEK NADİR KİŞİLERDİR.

3 TANE ' F ' BULANLAR SIRADAN NORMAL DİKKAT DÜZEYİNE SAHİP KİMSELERDİR.
3 TANEDEN AZ ' F ' BULANLAR İÇİN TESTİ DÜZENLEYENLERİN SÖYLEYECEK BIR ŞEYİ YOK!...

ZATEN ŞU ANDA NASIL BİLGİSAYAR KULLANDIKLARINA ŞAŞMAK LAZIM!
BU TESTİ LÜTFEN ARKADAŞLARINIZA GÖNDERİN veya TAVSİYE EDİN...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Şifa kaynağı tarçın

 Tarçın verilen hastaların bazılarda, şeker hastalığının belirtilerinin tamamen yok olduğu kaydedildi. Bilim adamları, belirtilerin tarçın tedavisi kesildikten sonra yeniden ortaya çıktığını söylediler. Anderson, MHCP maddesinin sadece kandaki şeker düzeyini değil, kandaki yağ ve kolesterol miktarını da düşürdüğünü ifade etti. Bilim adamları, şeker hastalarına günde 6 gram kadar çekilmiş tarçını yemeklere karıştırmayı önerdi. 2. tip şeker hastalığında, vücut ensülin hormonunu yeterli miktarda üretiyor, fakat bu hormona tepki vermiyor ve kandaki fazla şeker miktarını almayarak kanda bırakıyor.Tarçın tek başına kullanıldığının yanı sıra balla da tüketildiğinde birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Her gün kullanılan bal ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virüs saldırılarına karşı korur.

Tarçın ve Balın şifa olduğu hastalıkları şöyle sıralayabiliriz;

Hazımsızlık ve gripToz tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler. İspanyada yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır
.
Kalp hastalıklarıBal ve tarçınla bir karışım yapılır ve bu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sürülür. Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden uzak olacağı konusunda uzmanların tavsiyeleri var. Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.

KanserJaponya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.

Kolesterolİki kaşık bal, üç tatlı kaşığı toz tarçın, 450 gr. demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde yüzde 10 düşecektir. Artrit hastalarına tavsiye edilen kürde günde 3 defa kolesterol hastaları için uygulanabilir.

Mide ağrıları ve GazBal ve tarçın kürlerinin, mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır. Bazı araştırmalar gösteriyor ki midedeki gazı giderdiği saptanmıştır.

Sivilceler ve deri3 kısım bal, 1 kısım Tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür. Sabahleyin ılık su ile yıkanır. Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır. Egzama, mantar ve diğer deri enfeksiyonlarında eşit miktardaki bal ve tarçın karışımı uygulanır.

Soğuk algınlığıBir kaşık ılıtılmış bal, 1/4 tatlı kaşığı toz tarçın günde üç defa yenir. Bu uygulama birçok kronik öksürük, soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.

YorgunlukBir bardak su içerisinde, kaşık bal ve biraz toz tarçının her gün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 sularında alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığı tespit edilmiştir.

ZayıflamaBir bardak su içerisine eşit miktarda bal ve tarçın konup kaynatılır. Her gün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir. Düzenli uygulanırsa kilo verilir. Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde, yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.
YaşlılıkBal ve tarçınla hazırlanan çay, düzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler. 4 kaşık bal,1 kaşık toz tarçın, 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa bardak miktarında içilir. Deriyi diri, taze ve yumuşak tutar, yıpranmasını durdurur
.
Tarçının faydaları* Tarçın ferahlık verir, iştah açar.
* El ve ayaklardaki titremeleri ve damar tıkanıklarını önler.
* Bağırsak kurtlarının dökülmesine ve bağırsak iltihaplarının iyileşmesine yardımcı olur.
* Zengin kalsiyum, magnesyum, lif ve demir kaynağıdır.
* Son yıllarda yapılan çalışmalarda kan şekerini düşürücü etkisi saptanmıştır.
* Koli bakterilerinin vücuda yayılmasını önler.
* Soğuk algınlığı, grip ve nezleye iyi gelir, (bal veya limonla alındığında).
* Mide rahatsızlıklarına iyi gelir, hazmı kolaylaştırır, kusmayı önleyici bir etkiye sahiptir.
* Tarçının koklamak hafızayı canlandırıcı bir etki yapar.
* Yiyeceklere eklendiği zaman, yiyeceklerin bozulmasını ve bakterilerinin büyümesini önler
Tarçınlı çay nasıl yapılır?
Toplam uzunluğu yaklaşık 60 cm olan çubuk tarçın1,5 yemek kaşığı toz şeker2 bardak su
Hazırlanması:
Derin bir tavaya tarçınları koyup üzerine şekerini ve suyunu ilave edip ocağa alın. Kaynamaya başlayınca altını kısıp 20-25 dk kadar kaynatmaya devam edin. Bu süre sonunda yoğun bir rengi ve tadı olacaktır. Altını kapatıp soğuttuktan sonra cam bir kavanozda buzdolabında saklayabilirsiniz.
Ayrıca kaynamanın sonlarına doğru karanfil atılarak ta değişik bir tat elde edilebilir Sonra bu demden içeceğiniz bardağın yarısına veya 1/3 ne koyup (eğer dem soğuksa kullanacağınız miktarı cezvede ısıtın) üzerini kaynar su ile tamamlayarak afiyetle içebilirsiniz. İçerisine şeker yerine bir kaşık bal ilave edilerek de içilebilir.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Grip ve Sogan

“GRİP” için bir “Eski zaman” öyküsü…

“1919 yılında, Dünyada 40.000 milyon kişinin “Grip” ten öldüğünde, bir Doktor birçok çiftçiyi Griple mücadelede yardım amacıyla ziyaret eder.Birçok çiftçi ve ailesi Grip kapmıştır ve birçoğu ölürler.
Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır, ziyaret ettiği bir çiftçi ve ailesi çok sağlıklıdır.Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farklı ne yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı odaya, bir tabak içine “soyulmamış” bir “SOĞAN” koyduklarını (muhtemelen diğer odalarada) söyler.Doktor buna inanamaz ve bu “soğan” lardan birini alarak Laboratuvarda Mikroskop altına koyarak inceler ve “soğan” ın içinde “Grip” virüsünü görür.”Soğan” açıkça “Grip” bakterisini absorbe etmiş, emmiştir ve bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır.

Evet, ben bu hikayeyi Kuaförümden duydum.O, bana yıllar önce birçok çalışanının “Grip” olduğunu ve böylece müşterilerinin de “Grip” kaptığını anlatmıştı.Gelen yılda o, dükkanına çukur bir tabak içinde bir “SOĞAN” yerleştirir.Ve büyük bir sürpriz yaşar, o yıl hiçbir personeli “Grip” olmamıştır.O işe yaramıştır…(hayır, şimdi o sanıldığı gibi bir “soğan” işinde değildir)

Bu öyküden alınacak ders, bir miktar “soğan” almanız ve evinizin çevresinde biryerlere yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için onu deneyin.Biz geçen yıl onu denedik ve asla “Grip” olmadık.

Eğer o sizi ve sevdiklerinizi bu hastalıktan kurtarırsa ne güzel.Buna rağmen şayet “Grip” olursanız, o daha yumuşak ve uysal geçebilir. Bir miktar “SOĞAN” satın almaya vereceğiniz birkaç liradan başka ne kaybedebilirsiniz? ..
Yazar Ibrahim KOCAK            Pazar, 25 Ekim 2009

Bu yazıyı okuduktan sonra  evde her odaya soğan koymaya karar verdim ,İşyerinde arkadaşlara da  söyledim bakalım hepimiz  masamızın bir kenarına soğan koyacağız .Sonucu bekleyip göreceğiz:))

27 Ekim 2009 Salı

H1 N1 DİKKAT‏

Aldığım bir maili paylaşmak istedim
DİKKATLİCE OKUYUN
Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır. Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM, DNB,20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır. şefi olarak görev yapmaktadır.
Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır.H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.
Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.
1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)
2. “Hands-off-the- face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzü herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
4. Yukarıdaki 3. önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunan virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.
6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yukayarak götürürler.H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatını devam ettiremez.
Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen e-mail listenizde bulunan herkese iletiniz.
Sağlıklı günler dileğiyle.
Dr.Vinay Goyal

21 Ekim 2009 Çarşamba

Papatya Yaği


Papatya Yaği ile sedef gibi pürüzsüz bir cilt..
Papatya yağı, çiçeği gibi çok sempatik, hassas ve hoş kokulu bir yağ.. Eğer hassas, kuru hatta problemli bir cildiniz varsa; yaraları iyileştirici ve cildimizi besleyen papatya yağını güvenle kullanabilirsiniz..
Papatya yağı, yaraları iyileştiren ve cildimizi besleyen bir özelliğe sahiptir.

Papatya yağını cildimiz için nasıl kullanmalıyız ?
Islak veya nemli bir pamuğa bir miktar ( yarım çay kaşığı kadar ) papatya yağından döküp yüzünüzü bununla güzelce, hırpalamadan ,nazik hareketler ile silin. Sonra pamuğu bir kenara bırakıp, elleriniz ile bir-iki dakika hafif bir masaj yapın cildinize.. 45 dakika sonra, cildinizi su ile yıkayın ( sabun kullanmayın) ve nazikçe kurulayın..Cildinize dokunduğunuzda, sedefe dokunuyor gibi hissedeceksiniz..!

EGER CİLT TİPİNİZ COK FAZLA DUYARLI, HASSAS İSE :
EGer cildiniz cok cok hassas ise, yuzunuzu su ile yikayip kurulamayın ve hemen ISLAK OLAN avucunuza yarim cay kasigi papatya yagini dokun ama fazlasi degil.. sadece yarim cay kasigi olacak. Elleriniz ile yagi soyle bir ovuşturun ve ISLAK OLAN cildinize hafif masaj ile tatbik edin. 5 dakika sonra durulayin yuzunuzu..
Bunu haftada bir defa yaparsanız eger ,cildiniz esneklesecektir ve puruzsuzlesecektir. Aynı zamanda kuruluk da azalacaktir insaallah..Hassas ciltler için problem yaşamadan kullanılabilinecek bir yağ olduğundan iki-üç günde bir cildinize uygulayabileceğiniz gibi, haftada bir de kullanabilir; ya da cildinizin tepkisine ve ihtiyacına göre bunu siz de rahatlıkla belirleyebilirsiniz..bir kaç ay süre ile tüketebilirsiniz.. Hergün kullansanız da en az bir ay yeterli gelecektir.
Papatya yağı yalnızca cilt için mi faydalıdır?
“Papatya yağı sadece cildimizi güzelleştirmek için kullanılmıyor.. Aynı zamanda Romatizmal kas ağrıları papatya yağı ile masajlarla hafifletilebilir. Kötürüm organlara da aynı biçimde masaj yapılabilir; çok rahatlatıcıdır(doktor doğa). “Ayrıca bademcik iltihaplanmalarında ve diş iltihaplarında gargara olarak da kullanılır.
Papatya yağını diğer faydaları için nasıl kullanmalıyız?
Dışardan kullanımında, cilde masaj şeklinde tatbik edilir..Gargara için ise 1 fincan su içerisine 4-5 damla damlatılarak gargara yapılır.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Dişçi korkusu





     Çocukluğumdan beri en korktuğum doktor dişçilerdir.?6 ayda bi dişçiye gitsek çürüyen dişleri erkenden çürük  sinire inmeden yaptırsak canımız çok daha  az yanar  ama biz  ne yapıyoz diş ağrımız olmadan dişçinin önünden bile  geçmiyoruz.Kızıma hamile kalmadan önce  ağzımı adam akıllı bi bakımdan geçirmişdim hamileyken diş ağrısı çekmemek için.Tam beş yıldır bi sorunum yokdu.Taki geçtiğimiz temmuz ayına kadar.  Bi ağrı  başladıki dünyam yıkıldı sandım ağrı kesisiz duramaz olmuşdum. İltihap olduğu için  dişçi de müdahale edemedi antibiyotik kullandıktan sonra kanal tedavisi yapıldı .Şu an yapılacak 2 dişim daha var onlarıda bi an önce yaptırayımda ilerde başım ağrımasın tekrar.Diş fırçalamayı akşamları hep ihmal ediyorum sabahları fırçalıyorum ama oda yereli olmuyo tabiki.
     Karakuzumun dişlerine kendi dişlerimden çok iyi bakıyorum .Diş minesi çok güçlü ve beyaz.Şükür  ağzımızda hiç diş çürürğü yok şimdilik.Kızımın dişçiden korkmaması için geçen onuda götürdüm birer hafta arayla 2 defa flör uygulaması yaptırdım .6ayda bi yaptırmakta fayda varmış.Dişe beyaz bi jel sürüyorlar bu jel dişin etrafında şeffaf bi tabaka oluşturduğu için  yiyeceklerin dişle temasını önlüyor çürümeleri de geçiktiriyormuş.
     Kızıma 6 aylık olduğundan dan beri düzenli olmasa da  flör hapı vermeye çalıştım .Flör hapını genelde içtiği suya katıyordum.Doktorumuz flör hapından çok dişe sürülerek uygulanan flörün daha faydalı olduğunu söyledi.Diş ağrısı kabir azabı derler. Anneler ne olur çocuklarınızın dişlerini iyi koruyalım diş fırçalama alışkanlığını kazandıralım ve dişçiye sadece çürük olunca değil arada götürelim, çocukları  dişçi koltuğundan korkutmayalım.Dişçiye gittiğimizde karakuzuma dişçi senin dişine baktıkdan sonra sana hediye verecek dedim ama ben unuttun tabi  aldığım bi şeyi doktor amcası vermiş gibi yapacakdım.Eve gelince anne doktor amca bana hediye vermedi diye söyleyince hatırladım.Maden suyu Flüor içerdiği için, özellikle çocukların diş çürümelerini engelliyormuş  bunu yeni öğrendim

28 Eylül 2009 Pazartesi

Saç bakımı ve çam terebendi

 Saçlarımda aşırı dökülme vardı.Sabah kaldığımda yastığımın üzerinden ve her elimle saçımı tuttuğumda tutam tutam saç topluyordum.Saçlarımı kesdirmek için kuaföre gittiğimde bana çam terebendini önerdi.
50ml olarak satılan çam terebentini  hangi şampuan kullanırsak kullanalım  sadece yapmamaız gereken 200gr şampuan için bir kapak 400 gr şampuan için 2 kapak dökerek çalkalayarak karışmasını sağlıyoruz ve 2 güne bir saçları yıkıyıruz.Aynı zamanda kurumuş, yıpranmış, kepekli saçlarada çok iyi geliyor yaklaşık bir aydır kullanıyorum gerçekden dökülme yok denecek kadar azaldı hemde saç tellerim kalınlaşdı ve sağlamlaşdı .Zaten saçlarımı ele gelmeyecek şekilde kısacık kesdirdim çok rahat ettim yoksa kel kalacakdım :))))))  Herkeze tavsiye ederim

13 Ağustos 2009 Perşembe

El bakımı

Tirnaklar güneslenme süresince kalinlasir, sekil anlaminda bozulur,
kolayca kirilabilir veya pul pul dökülür. Bu esnada deri de degisir.
Lavanta iste bu noktada imdadimiza yetisiyor. Tirnaklarinizin üzerine
süreceginiz lavanta yagi etkin bir koruma saglayarak, sözünü ettigimiz
olumsuzluklari yasamaniza engel olur.
Kuru ellere losyon Malzemeler:
Limon suyu + zeytinyagi
Hazirlanisi: Üç damla zeytinyagiyla bir limonun
suyunu karistirin. Bu karisimi hemen ellerinize sürün. Yarim saat
bekledikten sonra bir parça pamukla ellerinizi silin, ardindan da
yikayin. Ne ise yariyor: Limon suyundaki C vitamini ellerdeki lekeler
üzerinde etkili, ayrica ölü hücreler üzerinde peeling islevi yapar.
Maskenin içindeki zeytinyagi da kurulugu giderir ve cildi yumusatir.
Nezaman kullanmali:
Ellerinizin kurudugunu hissettiginiz her an
kullanabilirsiniz. Örnegin, suyla uzun süre temas ettikten sonra. El
maskesi Maskeyi uygulamadan önce bir süre ellerinizi ilik suda
yumusatin. Ardindan tirnaklarinizi 5 dakika boyunca ilik zeytinyagi ve
1 çay kasigi balin içinde bekletin. Sonra da zeytin yagla ellerinize ve
parmaklariniza masaj yapin.
alıntı

Pratik ve evde uygulanabilen Maskeler

Siyah Noktalar icin
Malzemeler:
Limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı:
Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı:
Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.
alıntı


Kirisikliklar icin

Malzemeler:
Kaymak + Elma
Hazırlanışı:
Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.
*Kırışık için yumurta akı e 4- damla limon suyu içine karıştır 15dk beklet farkedeceksin sonra yıka ve gülsuyu sür
alıntı

Nemlendirici Maske
Malzemeler:
Yumurta sarısı + süt
Hazırlanışı:
Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı:
Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.
alıntı


Sivilceler icin
Malzemeler:
Karnıbahar + Zeytinyağı
Hazırlanışı:
Sekiz adet karnıbahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Karnıbahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.
alıntı

Gözleriniz için

Notlarım arasına kaydetmişim ama hangi siteydi tam hayırlayamadım denemkde fayda var
Uzun süre bilgisayar başında kalıyorsanız gözlerinizi korumaya dikkat edin. Gece yatarken mutlaka yüzünüzü yıkayın. Yatarken kızaran gözlerinizi dinlendirmek için iki parça pamuğun üzerine çaydanlıktan biraz ılık dem süzün. Çayla ıslattığınız pamuğu on dakika kadar (daha fazla da olabilir) göz kapaklarınızın üzerinde bekletin. Çayın bir parça gözlerinizin içine kaçmasını da sağlayın. Çok demli olmasın yalnız. Gözlerinizdeki kızarıklığı giderip gözlerinizi çok güzel dinlendirir. Bir faydası daha var. Gözünüz çaya doyar

Doğal öksürük şurubu

Bir ölçü saf zeytinyağı ve bir ölçü pekmez. Karıştırılacak öksürdükçe birkaç kaşık ılık ılık içilecek. Özellikle gece yatarken içip üzerine su içilmeden yatılacak. Eğer öksürük gece devam ediyorsa gece öksürdükçe birkaç kaşık daha içilecek.
Çok etkili bir öksürük şurubudur. . Birkaç gün içinde öksürük kesiliyor. Kışın kaloriferin etkisiyle oluşan boğaz kuruluğu ve ondan oluşan öksürük içinde gece birkaç kaşık alırsanız sabah boğazınız rahat bir şekilde uyanırsınız.