“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

7 Ocak 2011 Cuma

SOBALI EVDE BÜYÜYEN ÇOCUK


Dün sevgili Selinkanın bloğunda karşılaştığım hikaye tarzındaki yazıydı bu. O kadar etkilendim ki...M.Bakır gerçekten ne güzel anlatmış.Çocukluğumun o siyah beyaz yılarına götürdü beni.Kim bilir sizlerde hangi anılar canlanacak..... Evet bende böyle  büyüdüm. O zamanlar bana gerçekten zor gelirdi sobalı evde yaşamak şimdi  anladım ki ne kadar güzel günlermiş.

Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur..Elbiselerinin bir köşesi kurutulurken yanmıştır....(Hatta okul önlüğünü sobada yakmış ve annesi yamamış çocuktur)
Kış sabahları bazen üşümekten yataktan çıkmayı istemeyen soba kokusunu seven üstünde kaynayan çaydanlığın sesini seven üstündeki kestanenin mandalina elma kabuklarının kokusunu tanıyan seven bahçede karda oynadıktan sonra üstüne ellerini tutup ısıtmayı seven sobalı odadan öteki odaların soğukluğu nedeniyle çıkmak istemeyen kömür kokusu odun kokusu çalı çırpı çıtırtısı ateş gürlemesi nedir bilen çocuktur...
(Sabahları  annesinin  sobanın fırınında yaptığı çörek kokusuyla uyanan çocuktur.)
Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bile halen "oturma odası"nın kapısını kapayan rahatsız bir insandır...(Hala sobanın verdiği sıcağı bulamayan ben..)
İlerleyen yıllarda kestaneye bayılan ama çocukluğundan hatırladığı tadı bulamayan bir büyük insan olacaktır...
Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur...(  sobayı ispirto ile yakmak isterken saçlarını ,kaşlarını,kirpiklerini yakan  çocuktur.Bu anımı hiç unutamam. okula giderken saçlarımı gözümün önüne kadar indiridim görünmesin diye,çabuk çıksınlar diye zeytinyağı sürerdim.Kirpiklerimin ucu yandığından dolayı top top olmuştu ,gözümü kapattığım anda açmam zor oluyordu.Ben kimse çakmasın diye ne kadar çaba sarfetsemde nafileydi. Yanımdaki sıra arkadaşım sen kaşlarını mı aldın deyince yeni diyeceğimi şaşırmıştım.İnanın arkadaşlar insan kaşsız kirpiksiz o kadar çirkin oluyor ki...Kaşlarını tamamen alıp bide üzerine kalemle çizgi çekenleri hiç anlamış değilim....
Büyüdüğünde yazın bile yorgan kullanmadan uyuyamama alışkanlığına ve her mevsim açık kapıları kapama hastalığına sahip olacak çocuk...(Uyuyanın üstüne kar yağar sözüyle büyüyen çocuktur)
Gizli gizli sobanın arkasına pastel boya değdirip boyanın eriyerek soyut sanat eserlerine dönüşmesini izleyen koku farkedilip kendisine müdahale edilene kadar bunu değişik renklerle yapmaya devam eden çocuktur...
( Silgiyle sabının arkasına resim çizen çocuktur.)
Nohutun leblebiye dönüşünü soba üstünde görmüş cocuktur...
Yün coraplarini sobaya dayayarak ayaklarini isitmistir bu cocuk....(Sobaya dayanmaktan kazağı çorabı sertleşmiş çocuktur.)
Geceleyin atesin kırmızı ve sarı renklerinin dansını evin tavanında seyreden çocuktur...:))
Elinin kolunun bir kenarında muhtemelen nasıl olduğunu hatırlayamadığı yanık izleri olan çocuktur...:))
Sobanın kenarına pısıp dakikalarca ısınan sonra kosarak aynaya bakan ve kıpkırmızı yanakları görünce kendini begenen bundan zevk alan cocuktur...
Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur...
Gece lambasinin isigi yerine sobanin alevlerine bakarak uyuyan cocuktur...
Soba tütünce tırsmış çocuktur...
Sobanın üstüne mantar koyup tuzlayıp sonra afiyetle yiyen çocuktur...
Sobanin onunde mavi legen icinde banyo yapmis cocuktur...
Muhakkak bir kere evi havaya uçurma macerasını yaşamış cocuktur...
Sobanın sıcaklığını ne kaloriferle ne de doğal gazla ısınan evde bulabilmiş çocuktur...
Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur...
Sıcacık odada radyo dinlemeyi...
Sevdikleriyle zaman geçirmeyi...
Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi...
Özellikle de hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur...
Alıntı M.Bakır

4 yorum:

iffetin günlüğü dedi ki...

Bu yazıya bende bayıldım...Benim çocuklarımda (bir süre sobalı evde oturduğumuzdan) az çok yaşadılar bunları...Birde aklıma geldi.. kardeşim çenesinin üst kısmını yakardı sobaya tükürürken:))

Urfa Tutkunu dedi ki...

Bunların pek çoğu hepimizin başına geldi gerçekten de =) Ne hoş yazmış yazan kişi. Hayırlı cumalar.

İlkay dedi ki...

Bende selinkanın sayfasında ilk görmüştüm çok beğenmiştim tekrar okumuş oldum tşkler.
Benim kardeşim bebekken sobayı öpmüştü:( çenesi yanmıştı

siteniz mukemmmmmmel dedi ki...

hiç sobayla öpüşmedim:)))
hiç sobadan yanmadım ama sürekli sobaya bişiyler atardımm:)))
bi keresinde gerçekten de evi yakmıstım(küçük bü yangındı) :D
çok tskler yazana ve yayınlayana.emeginize saglık:)