“Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.Hz. Muhammed (s.a.v.)

21 Ağustos 2009 Cuma

Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan


Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de ve Rasûlullah (s.a.s.) Efendimizin dilinde övülen Ramazan ayı; İlâhî rahmet ve mağfiretin zirveye ulaştığı ve oluk oluk aktığı bir aydır. Kalbimizi ve bütün organlarımızı kötülüklerden kurtarmak ve ibadetlerle Cenab-ı Allah'ın sonsuz rahmet ve mağfiretine erişmek için, bu ay kaçınılmaz bir fırsattır. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: "Kim, Ramazanın faziletine inanarak ve mükâfatını Allah'tan, umarak oruç tutarsa, geçmiş günahları affedilir."
"Ramazan'ın ilk gecesi gelince şeytan ve cinlerin azgınları bağlanır. Cehennem kapıları kapanır ve hiçbiri açılmaz. Cennet kapıları açılır ve hiçbiri de kapanmaz. Bir münâdi şöyle haykırır:
-Ey hayrı isteyen! Kollarını sıva.
-Ey şerri isteyen! Vazgeç ondan. (Bu ayda) Allah'ın ateşten azad ettikleri vardır. Bu da her gece olur."
"Benim ümmetime ramazan ayında beş şey verildi ki, benden önceki Peygamberlere bunlar verilmedi:
Birincisi; Ramazanın ilk gecesi oldu mu, Allah Teâlâ ümmetime rahmetiyle nazar eder ve Allah kime de nazar etmişse, ona ebedî azab etmez.
İkincisi; akşama doğru, onların ağzında meydana gelen koku, Allah indinde misk kokusundan daha güzeldir.
Üçüncüsü; melekler, onlar için gece ve gündüz istiğfar ederler.
Dördüncüsü; Allah Teâlâ, Cennetine emir buyurur: "Hazırlan ve zinetlen ki, kullarımın dünya sıkıntılarından (kurtulup) benim yurduma ve lütfuma gelip rahata kavuşmaları yaklaştı."
Beşincisi; ramazanın son gecesi olduğunda, onların hepsini birden mağfiret eder."
Ramazan ayına kavuşup da, o ayı Allah'ın razı olacağı şekilde geçirenleri Rabbimiz af ve mağfiret edecektir. O halde; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluşa vesile olan Ramazan ayını en iyi bir şekilde değerlendirmeye çalışmalıyız.
Allah Rasûlü (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Allah'ın müsâde ettiği durumlar haricinde, ramazanda bir gün orucunu bozan kimse, ömrü boyunca oruç tutsa, ramazanda tutmadığı o günü kaza edemez (ve onun sevabına ulaşamaz)."
Rasûlullah (s.a.s.): "Aziz ve Celil olan Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ademoğlunun her ameli kendisinindir. Yalnız oruç müstesna. O benim içindir. Onun mükâfâtını ben vereceğim. Oruç ateşe karşı bir siperdir. Sizden biriniz oruçlu bulunduğu günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Şâyet birisi ona söver veya ona çatıp çekişirse; "Ben oruçluyum" desin. Muhammed'in nefsi yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki; muhakkak oruçlunun ağız kokusu, Allah nezdinde, misk kokusundan daha hoştur. Oruç tutanın ferahlanacağı iki sevinç (vakti) vardır: Birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Allah'a kavuştuğu andır, buyurmuştur."
Müslim'in rivayetinde ise, şöyle buyurulmuştur: "Ademoğlunun her ameli (nin karşılığı) kat kat verilir. Bir iyilik on mislinden yediyüze kadar mükâfâtlandırılır. Yalnız oruç müstesna. Onun mükâfâtını ben veririm. Zira, yemesini ve nefsanî arzularını, sırf benim için terkediyor. Oruçlu için iki sevinç ânı vardır. Biri iftar ettiği, diğeri de Allah'a kavuştuğu vakittir. Ağzının kokusu da Allah katında misk kokusundan daha hoştur."
Görülüyor ki; oruç, sevabı büyük olan bir ibadettir. Her ibadetin belirli bir sevabı olduğu halde, orucun ecir ve sevabını ancak Allah Teâlâ bilmekte ve; "mükâfâtını ben veririm" buyurmaktadır.
Rabbim hakkıyla geçirenlerden eylesin.Kıldığımız namazlarımız tuutuğumuz oruçlarımız ,okuduğumuz hatimlerimiz,yaptığımız dualarımız kabul olur inş.Ramazanı Şerifiniz hayırlı olsun.
Hayırlı Ramazanlar.

Hiç yorum yok: